23/05/2012
Bulgaristan'daki etnik Türklerin isimlerinin değiştirildiği utanç verici sürecin sona ermesinden 23 yıl sonra, bazıları demokrasiyi kutlarken diğerleri çekilen acıları unutmak için mücadele ediyor.
Southeast European Times için Cebel'den Tzvetina Borisova'nın haberi -- 23/05/12
![]() Etnik Türkler, 19 Mayıs Cumartesi günü yeni bir Uyanış Süreci yıldönümünü anmak için toplandı. [Tzvetina Borisova/SETimes] |
Binlerce insan, etnik Türklerin, Kasım 1989'da komünist rejimin çöküşünün sancılı başlangıcı kabul edilen protestolarından bu yana geçen 23 yılı kutlamak için, 19 Mayıs Cumartesi günü güneydeki Cebel kasabasında toplandı.
SETimes'a konuşan Semir Recep, "Bugün coşkuyla doluyum, çünkü demokrasiyi kutluyoruz." diyor. Recep, Uyanış Süreci sırasında memleketini terk etmek zorunda kalmış. "Evim hâlâ orada ve geri gelip ziyaret edebileceğim için mutluyum."
Recep, Bulgaristan'da yaşayan 1,2 milyon Müslüman'ın, Haziran ve Ağustos 1989 arasında gerçekleşen ve daha sonra "büyük yolculuk" adı verilen süreçte topraklarını terk eden yaklaşık 360 bin bireyinden birisi. Büyük yolculuktan önce, bu halkın Türk-Arapça isimlerini Bulgar isimleriyle değiştirme amaçlı beş yıllık kapsamlı bir Uyanış Süreci kampanyası yürütülmüştü.
Bazıları bu sürecin ekonomik nedenlerden kaynaklandığını ileri sürüyor - bir kriz baş göstermişti ve milliyetçiliği kışkırtmak iktidardaki Komünist Parti'nin elini güçlendirmesine yardım edecekti. Diğerleriyse, bunun ülkedeki etnik Türk sayısındaki artışa yönelik kaygılarla ilgili olduğunu söylüyor. Üçüncü bir teoriyse, bunun, başarılı olduğu takdirde eski Sovyetler Birliği'nin kendi azınlık sorunlarını halletmek için kullanacağı bir deney olduğu yönünde.
Nedeni ne olursa olsun, Müslümanlar bu uygulamaya ilk yıllarda dağınık şekilde görülen, ancak daha sonra organize hale gelip 1989 yılındaki "Mayıs olaylarıyla" tepe noktasına ulaşan sert protestolarla tepki verdi. Zorla asimilasyonla geçen bu beş yıl içinde, düzinelerce insan öldürüldü, yüzlercesi hapse atıldı ve binlercesi de -çoğu geri dönmemek üzere- evlerini terk etmeye zorlandı.
İsim konusunun hassasiyeti nedeniyle SETimes'a adını sadece Fikret olarak veren bir kişi, "Sürgün edildik. Bize zorla, üzerinde yeni adlarımızın yazılı olduğu yeni pasaportlar verdiler ve bunları istemiyorsak gitmemizi söylediler." diyerek şöyle devam ediyor: "Benim kendi adım var, neden değiştirdiler ki?"
Gerginlik tehlikeli derecede yükselerek pek çok kişi muhalefetini açıkça belirtince -ve bunun sonucunda istenmeyen bir biçimde uluslararası alanda ilgi çekilince- yetkililer Türkiye'yi Bulgaristan ile arasındaki "sınırları açmaya" ve isteyen herkesin ülkeye gidip yaşamasına izin vermeye çağırdı. Böylece, aralarında en önemli aktivistlerden bazılarının da aldığı yüz binlerce zorla yerlerinden sürülmüş "turist" ülkeyi terk etti.
Geride kalan pek çok kişi için 19 Mayıs üzüntüyle anılacak bir gün. Aynı şekilde soyadını vermek istemeyen İsmail, SETimes'a şunları söylüyor: "Geçmişe geri gitmek istemiyorum, komünist rejim hayatımı mahvetti. Yıllarca hapiste yattım, çalışmama izin verilmedi. Burada, o günleri hatırladığımda titriyorum."
Bu yılın başlarında, Bulgaristan parlamentosu Uyanış Sürecini kınayan bir bildiri yayınladı. Ancak İsmail bundan etkilenmemiş. "Tek bir bildirinin hiçbir anlamı yok ... Çektiğim acıları hiçbir maddiyat telafi edemez." diyor, İsmail.
"Siyasiler geçmişi insanların zihinleriyle oynamak için kullanıyor. Kendi siyasi amaçları için insanları o karanlık günlere geri döndürmemeliler." diye ekliyor.
Cebel'de Cumartesi günü düzenlenen anma töreninde, ana etnik Türk Haklar ve Özgürlükler Hareketi'nden (HÖH) siyasiler bu fırsatı gelecek yıl yapılacak genel seçimlerdeki hedeflerini ve seçim vaatlerini sıralamak için kullandı.
"Her şey siyaset yüzünden oldu. Arkadaşlarım vardı - Bulgar arkadaşlarım, Türk arkadaşlarım. Adımın ne olduğu kimsenin umrunda değildi. Bu hayatta önemli olan şey insanlık ve dostluktur. Onlar da bunu kendi gündemleri ve çıkarları için yok etti." diyen Fikret, çantasını alıp Türkiye'ye geri dönen otobüsün yolunu tutuyor.
SETimes’da yayınlanan makalelerle ilgili yorumlarınızı kabul ediyoruz.
Bu forumu kullanarak Güneydoğu Avrupa’daki diğer okurlarla etkileşime geçmenizi umut ediyoruz. Bu deneyimi ilginç tutmak için, sizlerden yorum politikasında sıralanmış kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorum göndererek, bu kuralları kabul etmiş sayılıyorsunuz. SETimes.com hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, yayınlanan yorumlar sadece onları gönderenlerin görüşlerinden ibarettir. SETimes bu yorumlarda dile getirilen fikir veya görüşleri onaylamak veya kabul etmek zorunda değildir. SETimes.com yapıcı tartışmaları memnuniyetle karşılamakla birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, karşılıksız bağlantılar ve tek satırlık sloganların kullanımını teşvik etmemektedir. Bu, moderatörlü bir forumdur. Kötü amaçlı, saldırgan olduğu görülen veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayabilir.
SETimes'ın Yorum Politikası