04/05/2012
Uzmanlar, öldürülen terörist elebaşının Arap Baharı hakkında yanıldığına inanıyor.
Southeast European Times için Alakbar Raufoğlu'nun haberi -- 04/05/12
![]() Analistler, Usame bin Ladin Arap Baharı ayaklanmalarından yararlanma planlarını uygulamaya geçirme fırsatı bulsaydı başarısız olacaktı, diyor. [Reuters] |
Usame bin Ladin'in geçen yıl ABD güçleri tarafından öldürüldüğü Abbottabad'daki evde ele geçirilen ve bir süre önce gizliliği kaldırılarak kamuoyuyla paylaşılan belgeler, El Kaide ve örgütün üst düzey yönetimine dair yeni bilgilerin gün ışığına çıkmasını sağladı.
3 Mayıs Perşembe günü kamuoyuna açıklanan mektup ve diğer belgeler, terör örgütü içinde taktik ve strateji konusunda ciddi bir ikir ayrılığı yaşandığını ve üst düzey yönetimin ne yapacağını bilemez durumda olduğunu ortaya koydu. ABD, terörist elebaşının öldürüldüğü baskında ele geçirilen toplam 17 mektubu kamuoyuna açıkladı. 2006-2011 yılları arasında yazılan ve toplamı 175 sayfayı bulan mektupların en yakın tarihli olanıysa, Bin Ladin öldürülmeden bir hafta önce yazılmıştı.
SETimes'a konuşan Crown Ortadoğu Araştırmaları Merkezi üyelerinden Joshua Walker, "Bin Ladin'in mektubunu okumak, sadece bir yıl öncesine değil, binlerce yıl öncesine bir zaman sıçraması yapmak gibi. Masum sivilleri öldürmeyi ve cihadı haklı göstermek için tarihi ve olayları çarpıtmak, çağdaş dünyanın ve bir dünya dini olarak İslam geleneğinin bir parçası olamaz." diyor.
Belgeler arasında, Bin Ladin'in çağdaş İslam tarihinde yaşanan "müthiş bir olay" olarak nitelendirdiği Arap Baharı'na yanıt olarak Nisan 2011'de yazdığı bir mektup da yer alıyor. Bin Ladin, mektubunda "henüz ayaklanmamış insanları da kışkırtıp, ülkelerinin liderlerine ve uygulanan yöntemlere başkaldırmaları yönünde cesaretlendirmek" gerektiğini telaffuz ediyor.
Walker'a göre, "Arap Ayaklanmalarının pek çok açıdan El Kaide'nin yardımı olmadan patlak vermesi, Bin Ladin'i İslam dünyasının büyük çoğunluğu için ideolojik açıdan önemsiz ve etkisiz hale getirdi."
Walker, "Tarih boyunca defalarca tanık olduğumuz gibi, birşeyi yıkmak yapmaktan çok daha kolaydır. El Kaide, çözümü geçmişte [Müslümanlara] yapılan hakaretlere karşı kin gütmekte buluyor; ancak bu kinin, Arap Dünyasının yaşadığı sorunlara bir faydası yok." diyor.
Örgütün sadece Üçüncü Dünyada başarılı olmasının bir nedeni olduğunu belirten Walker, "gelişmiş ve demokratik toplumlarda, El Kaide ve Bin Ladin'in 21. yüzyılın pozitif veya cazip gündemlerini temsil etmediğini" vurguluyor.
Eski dışişleri bakanlarından Hikmet Çetin'e göre ise, kamuoyuna açıklanan belgeler, El Kaide liderinin "grubun uğradığı kayıpların son derece farkında ve bu gerçekle yüzleşmekten de muzdarip olduğunu" kanıtlıyor.
SETimes'a konuşan Çetin, "El Kaide geçmişteki gücünü ve güvenini kaybetti ve şimdi bunu Bin Ladin'in de farketmiş olduğu ortaya çıkıyor. Bölgedeki insanlar, El Kaide'nin kendilerine özgürlük, demokrasi ve iş sağlamadığını anlamaya başlayınca, Bin Ladin'in savunduğu değerler de zayıfladı." diyen eski bakan, Arap Dünyasındaki protestocuların onlarca yıllık iktidarlara başkaldırarak sokaklara dökülmesi, "Bin Ladin'e halkı tekrar kandırmaya çalışmak için ilham vermiş olabilir" diye düşünüyor.
Çetin, "Ama Bin Ladin'in ölümü, hem bu emellerin hem de örgütün sonu oldu." diye de ekliyor.
1999 yılından beri El Kaide üzerinde araştırmalar yapan Ahi Evran Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Serhat Erkmen, örgütün başlıca hedefleri arasında, "İslam kurallarına" uymadığını düşündüğü Müslüman rejimleri devirmek de olduğunu ifade ediyor.
Erkmen, "Örneğin, El Kaide Batıyla olan ilişkileri yüzünden Mısır diktatörünü sevmiyordu. Güçlü diktatörlükler yüzünden Irak, Suriye veya Libya'ya da giremiyordu." diyerek şöyle devam ediyor: "Bin Ladin'in Arap Baharı'ndan faydalanmak istediği açıkça görülüyor."
Ancak örgüt liderinin bir noktayı gözden kaçırdığına değinen Erkmen, "Arap Baharı ülkelerinde halk, Batıyla veya bazı gayrimüslüm gruplarla savaşmak için değil, demokratik bir rejim istedikleri için sokağa döküldü. El Kaide, demokrasi için savaşmak söz konusu olduğunda, rejim karşıtı gruplarla işbirliği yapma becerisine veya pratiğine sahip değil. Sadece, gruba yeni destekçiler katmak için cihad gibi şiddet eylemlerinden medet umabilir, ki Arap Baharı'nda bu olmamıştır."
Erkmen, Bin Ladin'in El Kaide'ye bağlı alt oluşumlarla ilgili hayal kırıklığının "açıkça ortada olduğunu", zira örgütün birlik içinde, güçlü bir grup olmayı asla başaramadığını düşünüyor.
"Grup, 1980'lerin sonunda Abdullah Azzam ve Ayman el Zevahiri arasında yaşananlardan bu yana, yönetim kadrosu içindeki büyük görüş farklılıkları yüzünden hep sorun yaşadı. Bin Ladin, El Kaide'nin sembolü olsa da, hiçbir zaman bütün örgütün itaatini kazanamadı." diyen Erkmen şöyle devam ediyor: "Aslında El Kaide, Bin Ladin'in ölümünden hemen sonra, örgüt üyeleri ve ortakları tarafından gerçek manada kabul görmeyen El Zevahiri'nin yönetiminde geçirdiği altı ayda büyük zarar gördü"
Analistler, Bin Ladin ve ardından El Zevahiri'nin öldürülmesinin El Kaide'yi çökmenin eşiğine getirdiğine inanıyor.
Erkmen, "Batıya yönelik terör büyük olasılıkla devam edecektir, ama 11 Eylül terör saldırılarını gerçekleştiren örgüt yakında ortadan kalkabilir." diyor.
İstanbul merkezli Ekonomi ve Dış Politika Araştırma Merkezi (EDAM) Başkanı Sinan Ülgen ise, El Kaide'nin kan kaybına uğradığı bildirilen Arap ülkelerindeki imajına değiniyor. Pew Araştırma Merkezi tarafından yürütülen Küresel Yaklaşımlar Projesi anketinin 30 Nisan Pazartesi günü açıklanan sonuçları, Türkiye'de görüşülen katılımcıların yüzde 73'ünün terör örgütü hakkında olumsuz görüş bildirdiğini, lehte konuşanların oranın sadece yüzde 6 olduğunu ortaya koydu.
Yapılan araştırmalar, Ortadoğu genelinde terör örgütüne verilen desteğin de, önceki anket sonuçlarına kıyasla düşüşte olduğunu gösteriyor: Lübnan'da Müslümanların yüzde 98'i, Ürdün'de yüzde 77'si, Mısır'da ise yüzde 71'i El Kaide hakkında olumsuz görüşe sahip.
SETimes'a konuşan Ülgen, "El Kaide'ye verilen destekte böyle bir düşüş olmasının genel nedeni, Arap ayaklanmalarının getirdiği güçlenme hissi. El Kaide gibi radikal varlıklara verilen destek, sistemde değişim umuduna az yer bırakan, fosilleşmiş yönetim sistemlerinin bir yan ürünüydü." diyor.
EDAM Başkanı, "Artık pek çok Arap ülkesinde siyasi geçiş sürecinin başlamasıyla siyasi ortam değişiyor." diye de ekliyor.
SETimes’da yayınlanan makalelerle ilgili yorumlarınızı kabul ediyoruz.
Bu forumu kullanarak Güneydoğu Avrupa’daki diğer okurlarla etkileşime geçmenizi umut ediyoruz. Bu deneyimi ilginç tutmak için, sizlerden yorum politikasında sıralanmış kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorum göndererek, bu kuralları kabul etmiş sayılıyorsunuz. SETimes.com hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, yayınlanan yorumlar sadece onları gönderenlerin görüşlerinden ibarettir. SETimes bu yorumlarda dile getirilen fikir veya görüşleri onaylamak veya kabul etmek zorunda değildir. SETimes.com yapıcı tartışmaları memnuniyetle karşılamakla birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, karşılıksız bağlantılar ve tek satırlık sloganların kullanımını teşvik etmemektedir. Bu, moderatörlü bir forumdur. Kötü amaçlı, saldırgan olduğu görülen veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayabilir.
SETimes'ın Yorum Politikası