27/04/2012
Laki Vingas, azınlık gruplarıyla diyalog kurma arayışındaki bürokraside bir tutum değişimi olduğunu söylüyor.
SETimes için İstanbul'dan Menekşe Tokyay'ın haberi – 27/04/12
![]() Laki Vingas, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün ilk gayrimüslim üyesi. [Menekşe Tokyay] |
Rum kökenli bir Türk vatandaşı olan Laki Vingas, Başbakanlık’a bağlı bir kurum olan Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün ilk gayrimüslim üyesi ve 165 azınlık vakfının temsilcisi. Vingas, SETimes’a verdiği mülakatta, Türkiye’de devlet ile gayrimüslim cemaatler arasındaki ilişkileri değerlendiriyor ve diyaloğun olumlu bir yöne doğru seyretmesinin “doğal bir süreç” olduğunu belirtiyor.
Vingas, geçmişte insanların taleplerini demokratik yollardan ifade etmesinin önünde bir takım zorlukların olduğunu, ancak halihazırda hem hükümetin hem de toplumun diyaloga daha açık hale geldiğini ifade ediyor.
“Eğer stratejimiz Türkiye'de mutlu ve eşit yaşamak ise, bazı süreçlerden geçeceği kesindir. Nihayetini bugünden öngöremeyiz; bu süreçleri yaşayacağız. Ama bunun için de hepimizin proaktif olması, birbirimize saygılı olması, haklarımızı medeni bir platformda talep etmemiz gerekiyor.” diyor Vingas.
Bununla birlikte, Vingas, bir yandan da, Türkiye’de gerçekleşen demokratik reformların bir anlam kazanması için azınlık cemaatlerinin de kendi içlerinde katılımcı bir demokrasi tesis etmeleri gerektiğine dikkat çekiyor.
İstanbul’daki Rum cemaati içinde saygın bir çevirmen olan Frango Karaoğlan da Vingas ile hemfikir. SETimes'a konuşan Karaoğlan, “Demokrasi her şeyden önce bir ilkeler bütünü ise, kendimize bu demokratik ilkeleri esaslı bir şekilde uyarlamamız gerekiyor.” diyor ve bunun sihirli bir tarifi olmadığını belirtiyor.
Karaoğlan sözlerine şu şekilde devam ediyor: “Vakıf yönetim kurulu seçimleri, artık seçmenin kararlara katılma hakkı göz önünde tutularak bir iç yönetmelik bazında yapılmalı ve seçmen denetimine açık olmalı. Bu konuya saydamlık, sorumluluk, hesap verebilirlik eklenebilir. Cemaat içinde alınan herhangi bir inisiyatifin veya kararın cemaat üyeleri/seçmenler arasında 'bu kimin işine yarayacak?' ya da 'bundan kişisel olarak kime ne fayda/zarar gelir?' gibi sorulara fırsat ve neden vermemesi gerekir.”
Türkiye’de azınlıkların durumu son yıllarda bir dizi yasal değişiklik neticesinde iyileşti. Geçtiğimiz Ağustos ayında Meclis’in kabul ettiği bir kanun hükmünde kararname ile, azınlık vakıflarının el konulan mallarının kendilerine geri verilmesi veya tazmini için resmi başvuruda bulunmalarının yolu açıldı.
“Bu yasa aynı zamanda azınlık grupları olarak davranışlarımızda da bir değişime olanak sağladı. Bizim bu zamana kadar alışkanlıklarımız negatif ve umutsuzdu. Şimdi bu kimlik yapısını kırmamız ve azınlıkları pozitif düşünmeye sevk etmemiz gerekiyor.” diye düşünüyor Vingas.
Halihazırda Türkiye’de 65.000 Ermeni Ortodoks Hıristiyan, 20.000 Yahudi, 3.500 Rum Ortodoks Hıristiyan ve 20.000 kadar da Süryani yaşıyor. Her topluluğun kendine ait vakıfları var ve cemaatlerin mallarına –ki içlerinde hastaneler, okullar, ibadethaneler ve mezarlar da var- geçmişte devlet tarafından el konulmuş.
“Geçmişteki hataları telafi etmek için bugün bazı adımlar atılması gerek.” diyor Vingas ve böylelikle tüm Türk vatandaşlarının vicdanlarında huzur sağlanabileceğini ekliyor.
Vingas, görevinin, gayrimüslim vakıflar ile devlet mercileri arasında köprü kurmak ve bunun yanı sıra gayrimüslim cemaatler arasındaki ilişkileri geliştirmek olduğunu düşünüyor.
Geçtiğimiz yılın sonundan bu yana Meclis bünyesinde kurulan Anayasal Uzlaşı Komisyonu, yeni bir sivil anayasa hazırlığı öncesinde tüm azınlık grupların görüşlerini dinliyor. Vingas, azınlık grupların talepleri arasındaki ortak paydaları şu şekilde sıralıyor: eşit vatandaşlık, okul ders kitaplarındaki ırkçı unsurların temizlenmesi, nefret söylemine yönelik önleyici tedbirlerin alınması ve din özgürlüğünün güçlendirilmesi.
“Kişisel olarak yeni anayasadan iki beklentim var: Gerçek anlamda, fiiliyatta eşit vatandaş olarak kabul edilmek ve geleceğimi bu topraklar üzerinde inşa etmek.” diye açıklıyor Vingas.
Vingas, ayrıca, Ankara bürokrasisinin tutumunda da azınlıklarla empati kurma çabaları anlamında gözle görülür bir değişim olduğunu düşünüyor. Hükümetin üst düzey yetkilileri, artık toplantılarda gayrimüslim cemaat temsilcileriyle kolaylıkla bir araya geliyor ve “burada diyaloga açık bir anlayış ve irade tesis ediliyor.”
“Ankara’daki yetkililer nezdinde artık azınlık gruplarıyla empati kurma, onların psikolojisinden anlama yönünde daha açık bir atmosfere tanıklık ediyoruz."
CHP milletvekili ve Anayasal Uzlaşı Komisyonu üyesi Rıza Türmen de kendisiyle bu konuda hemfikir. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin eski yargıçlarından olan Türmen, SETimes’a yaptığı açıklamada şunları kaydediyor: “Hem CHP, hem de üyesi bulunduğum Anayasa Uzlaşı Komisyonu, din farkı gözetmeksizin tüm azınlıkları kucaklayan bir yaklaşım benimsiyor. CHP, çoğulculuğa son derece açık bir parti olarak, insanların etnisitesine bakılmaksızın, liyakat esasına değer veriyoruz.”
Türmen, Anayasa Uzlaşı Komisyonu olarak anayasa taslağı hazırlanmadan önce Türkiye’deki tüm dini azınlıklara kulak verildiğini kaydedip ekliyor: “Bu anayasa, azınlıklara yönelik bakıştaki değişimi gösterecek ve onlara spesifik güvenceler vermek suretiyle onların sorunlarıyla empati kurulmasında önemli bir adım teşkil edecek.”
1971 yılında kapatılan Heybeliada Ruhban Okulu konusunda ise Vingas iyimser bir tablo çiziyor ve okulun kısa süre içinde açılacağını belirtiyor; ancak herhangi bir spesifik tarih vermiyor. Okulun kapalı tutulması, halen Türkiye’deki din özgürlüğünün ve Ortodoks din adamlarının eğitiminin önünde bir engel teşkil etmeye devam ediyor.
Vingas’a göre, Türkiye’nin AB adaylığı ve uyum süreci, Türkiye’deki farklı inanç topluluklarının yaşamlarının geliştirilmesinde önemli bir çıpa vazifesi görüyor. “Ancak, bu süreç sadece onlara değil, aynı zamanda toplumun geneline de yararlı. AB, Türkiye’deki şeffaflaşma sürecinde bir güven kaynağı haline geliyor.”
SETimes’da yayınlanan makalelerle ilgili yorumlarınızı kabul ediyoruz.
Bu forumu kullanarak Güneydoğu Avrupa’daki diğer okurlarla etkileşime geçmenizi umut ediyoruz. Bu deneyimi ilginç tutmak için, sizlerden yorum politikasında sıralanmış kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorum göndererek, bu kuralları kabul etmiş sayılıyorsunuz. SETimes.com hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, yayınlanan yorumlar sadece onları gönderenlerin görüşlerinden ibarettir. SETimes bu yorumlarda dile getirilen fikir veya görüşleri onaylamak veya kabul etmek zorunda değildir. SETimes.com yapıcı tartışmaları memnuniyetle karşılamakla birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, karşılıksız bağlantılar ve tek satırlık sloganların kullanımını teşvik etmemektedir. Bu, moderatörlü bir forumdur. Kötü amaçlı, saldırgan olduğu görülen veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayabilir.
SETimes'ın Yorum Politikası