17/03/2010
Aday ülkeler yolsuzluğun kökünü kazımaya çalışırken çelişkili tavsiyelerle de uğraşmak zorundalar.
Southeast European Times için Sofya'dan Boyko Todorov'un analizi -- 17/03/10
![]() Yolsuzlukla mücadele tedbirleri AB üyeliğine ön şart teşkil ediyor. [Getty Images] |
Yolsuzlukla mücadele, aday ülkelerin AB standartlarına göre izlendiği bir dönemde Birliğin genişleme gündeminde bir numaralı öncelik olmayı sürdürüyor.
Talepler gayet açık - yargı ve kamu idaresinin etkili hizmetler sağlaması gerekiyor. Güvenilirlik ve şeffaflık olmazsa olmazlardan. Arz tarafında, AB yolsuzlukla mücadele çabalarında özel yardım sağlıyor.
Bulgaristan ve Romanya gibi kronik yolsuzluk sorunları olan AB üye ülkeleri ilerlemeyi takip etmek adına izleniyorlar ve kapsamlı bir AB yıllık raporu Temmuz ayında yayınlanacak.
Avrupa Halk Partisi (EPP) genel başkanı Wilfried Martens, Başbakan Boyko Borisov'un kemikleşmiş yolsuzluk ve organize suçla mücadele girişimlerine destek olmak amacıyla 16 Mart Salı günü Bulgaristan'a yaptığı ziyarette, "Her cesur politika için güçlü tedbirler ve güçlü çözümler gerekir." dedi.
Fakat Bulgaristan ve Romanya'nın yaşadığı deneyimler, üyeliği yolsuzluğu azaltmak veya ortadan kaldırmak için kullanmanın ne basit ne de açık olduğunu gösteriyor. Zorluğun bir kısmı, ülkelerin bir takım yabancı kaynaklardan destek aldıkları üyelik öncesi dönemde yolsuzlukla mücadele konusunda verilen tavsiyelerin sık sık birbirinden farklı olmasından kaynaklanıyor.
AB yolsuzluğu bir cezai adalet ve yasa uyumu meselesi olarak görme eğilimi gösteriyor. Bu mesele, aynı zamanda yargı konuları, organize suç ve diğer hukuk ve düzen problemlerini kapsayan "adalet ve içişleri" portföyünde ele alınıyor.
Ancak ikili ve çok taraflı bağışçılar yolsuzluğu kalkınmayla ilgili bir sorun olarak görüyorlar. Örneğin, Kanada Uluslararası Kalkınma Dairesi Balkanlar stratejisinde "yolsuzluğun sürdürülebilir ekonomik kalkınmaya karışmaya devam ettiğini" vurguluyor.
İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Dairesi ise yolsuzluğu "en fazla yoksulları etkileyen ve yoksulluğu bir çok açıdan daha kötü hale getirebilen" ana kalkınma sorunlarıyla ilişkilendiriyor.
Alman Marshall Fonu'nun Balkan Demokrasi Birliği gibi bölgesel oyuncular yolsuzlukla mücadele çabalarına sivil toplum ve demokrasiyi desteklemenin bir aracı olarak "Vatandaşı Hükümetle Birleştirme" programı kapsamında yardımcı oluyorlar.
Yolsuzluğa cezai veya kalkınmayla ilgili bir sorun muamelesi yapmadaki farklılık, hem sağlanan yardım tipini hem de siyasi baskıyı şekillendirmiş.
Bulgaristan ve Romanya'nın durumunda, AB'nin cezai adalet yaklaşımı sık sık yarı yolda kaldı.
Bu AB yasasındaki en son uyumlu hale getirilen yasa olduğu için, Avrupa Komisyonu (AK) özel rehberlik açısından çok şey sunamadı. Dahası, yolsuzluk yargı ve yasa uygulama kurumları arasında yaygın olmaya devam ediyor ve üst düzey siyasi yolsuzluk davalarının kovuşturulması olağanüstü zor hale geldi.
Eleştirenler, seçilmiş yetkililer arasındaki yaygın yolsuzluğun yasa uygulamadaki etkisizlikten çok demokratik süreçteki eksikliğin göstergesi olduğu görüşündeler.
AB'nin yolsuzluğa karşı güçlü tutumu reform gereği konusunda iki partili uzlaşmayı teşvik etti, hükümet vermeyecekleri sözlere mecbur bıraktı ve meseleyi kamuoyunda düzene soktu. Fakat, bazı kusurlarla birlikte hem bir hedef hem de sonuç olarak ilerleme kaydetti.
Bunlardan birisi yürütme organına duyulan aşırı güven. Hükümet tarafından sunulacak bir sonuç olarka görüldüğünde, önceden varsayılan yolsuzluk mücadele atılımları çoğu zaman siyasi irade uygulamasına bağlı olup bu yüzden de sıklıkla sorunu aşırı derecede basitleştiriyor.
Yardım daireleri kendi yolsuzlukla mücadele hedeflerine sahip olmakla birlikte, ülkelerin önüne konan siyasi şartlarla uyumlu değiller. Bunlar yolsuzluğa kovuşturmaya tabi sapkın bir davranış olmaktan çok sosyal ve ekonomik kurumların yetersizliğiyle ilgili bir sorun olarak davranıyorlar.
Ancak daireler lehdarlar ve ortakların seçiminde daha esnek davranarak yerel hissedarları katmada daha fazla kapaste gösterdiler. Bu esneklik de onlara yolsuzluğun sosyal, kültürel ve ekonomik köklerine ulaşma olanağı sağladı.
Uzmanlar, iki yaklaşım birbirini dışlayıcı olmak zorunda olmamakla birlikte hem bağışçılar hem de ulusal hükümetlerin öncelikleriyle uyumlu hale getirilmeleri gerektiği görüşündeler.
Bulgaristan'ın Demokrasi Çalışmalar Merkezi'nin program direktörü Ruslan Stefanov'a göre, "etkili bir yolsuzlukla mücadele stratejisi rüşvetle mücadele konulu ceza yasalarının katı şekilde uygulanmasıyla şahıs ve kuruluşları yasal ekonomiye çekme amaçlı girişimlerin sunulması arasında bir denge aramalıdır."
Stefanov, "Hedeflenen yasa uygulama çabaları uzun vadede sadece iyi yönetimin gelişmeci kökleri beslenerek sürdürülebilir." diyor.
SETimes’da yayınlanan makalelerle ilgili yorumlarınızı kabul ediyoruz.
Bu forumu kullanarak Güneydoğu Avrupa’daki diğer okurlarla etkileşime geçmenizi umut ediyoruz. Bu deneyimi ilginç tutmak için, sizlerden yorum politikasında sıralanmış kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorum göndererek, bu kuralları kabul etmiş sayılıyorsunuz. SETimes.com hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, yayınlanan yorumlar sadece onları gönderenlerin görüşlerinden ibarettir. SETimes bu yorumlarda dile getirilen fikir veya görüşleri onaylamak veya kabul etmek zorunda değildir. SETimes.com yapıcı tartışmaları memnuniyetle karşılamakla birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, karşılıksız bağlantılar ve tek satırlık sloganların kullanımını teşvik etmemektedir. Bu, moderatörlü bir forumdur. Kötü amaçlı, saldırgan olduğu görülen veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayabilir.
SETimes'ın Yorum Politikası