29/06/2009
Rugova Vadisi'nde ihtiyacınız olan tek şey birkaç iyi arkadaş ve macera ruhu.
Southeast European Times için Priştine'den Besa Bekiri'nin fotoğrafları ve yazısı -- 29/06/09
![]() Muhteşem Rugova Vadisi'nde çağlayan bir şelale. |
Priştine'nin kalabalık caddeleri yaz güneşinde sıcak ve boğucu olabiliyor. Bazı arkadaşlarımla birlikte kalabalık kentten kaçmak istedik ve arabayı yüklediğimizi gibi soluğu güzel Rugova Vadisi'nde aldık.
Rugova Vadisi muhteşem Bjeshket e Nemuna, yani Lanetli Dağlar'ıyla tanınan Dukacini'nin göbeğindeki ıssız bir yer.
Öğle civarı Peja (Pek) kasabasına ulaştık ve KFOR tarafından korunan bir dizi şapelden oluşan Başpiskoposluğun yanından geçtik.
Burası güzel freskleriyle tanınan bir yer, fakat bunları görebilmek için randevu almanız ve güvenlikten geçmeniz gerekiyor.
Başpiskoposluğun duvarlarını geride bırakarak, sık bir ormanın içinden geçen dar bir sokaktan inerek vadinin içine doğru ilerledik.
Manzara, sanki birden fazla ülke tek bir yere toplanmışçasına karıştı: dağlardan akan sular; kaya tırmanışı yapan gençler; Sırpça konuşan insanlarla dolu bir otobüs; yiyecek ve içecek satan iki küçük çadır; kimi Bistrika Nehri boyunca yayılmış, kimi de piknik yapan veya nehir kıyısında oyunlar oynayan insanlar.
Tüm bunlar ilgimizi çekse de, uzun kalamazdık. Dağa tırmanmaya devam ettik.
![]() Rugova Vadisi "Bjeşket e Nemuna", yani Lanetli Dağları'yla tanınıyor. |
Nehir kıyısından yaklaşık 900 metre yukarıda bir restoran ve bungalovların olduğu bir tatil köyüne geldik. Rugova Kampı adı verilen tesis 2000 yılında inşa edilmiş. Kampta ev yapımı peynir, yoğurt, fliya, salatalar, etler ve yerel olarak yakalanan taze alabalıktan oluşan bir menü sunuluyor.
Kampın 30 yaşındaki müdürü Haci Berişa, "Alabalık soğuk sularda yaşayabilen tek balık." diyor.
Berişa, "Buraya KFOR,EULEX ve diğerlerinden birçok yabancı geliyor. Yemeklerimizi beğeniyorlar." diyor.
Restoran yaklaşık 700 kişilik kapasiteye sahip.
Karınlarımızı doyurduktan sonra, Rugova Kampı'nı terk ettik ve Radavc köyünün içinden akan Drini I Bardhe'ye (Beyaz Irmak) doğru devam ettik.
Yolun sonunda, sadece yaz aylarında açık olan ve yakındaki bir şelaleden gelen tatlı suyu sunan Kryedrini adında küçük bir büfe ve kafeterya var.
Şelale, restorandan gelen dar bir yoldan sadece birkaç metre uzakta yer alıyor. Kayalık vahşi dağlar ve bunların içinden akan sular manzarayı nefes kesici kılıyor. Su o kadar berrak ki, havuzun dibindeki taşları görebiliyorsunuz.
Alacakaranlık çöküyor, biz de eve dönmeye karar veriyoruz. Telaşlı kente dönmek üzere arabaya yerleşirken, Dukacini Radyosu'ndaki bir sohbeti dinliyoruz.
SETimes’da yayınlanan makalelerle ilgili yorumlarınızı kabul ediyoruz.
Bu forumu kullanarak Güneydoğu Avrupa’daki diğer okurlarla etkileşime geçmenizi umut ediyoruz. Bu deneyimi ilginç tutmak için, sizlerden yorum politikasında sıralanmış kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorum göndererek, bu kuralları kabul etmiş sayılıyorsunuz. SETimes.com hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, yayınlanan yorumlar sadece onları gönderenlerin görüşlerinden ibarettir. SETimes bu yorumlarda dile getirilen fikir veya görüşleri onaylamak veya kabul etmek zorunda değildir. SETimes.com yapıcı tartışmaları memnuniyetle karşılamakla birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, karşılıksız bağlantılar ve tek satırlık sloganların kullanımını teşvik etmemektedir. Bu, moderatörlü bir forumdur. Kötü amaçlı, saldırgan olduğu görülen veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayabilir.
SETimes'ın Yorum Politikası