"Apo" ve kanlı mirası

29/11/2007

Türkiye reform yolunda ilerlemesine rağmen, Kürdistan İşçi Partisi Kürtleri şiddetin tek yol olduğuna ikna etmek amacıyla silahlı mücadelesini hızlandırdı.

Southeast European Times için Ayhan Şimşek'in haberi -- 29/11/07

photo

Londra'da Kürdistan İşçi Partisi aleyhinde gösteri düzenleyen protestocular, Avrupa devletlerini terör örgütünü desteklemeye son vermeye çağırdılar. [Ahmet Görmez]

Üç yüksek rütbeli ABD'li general geçtiğimiz hafta sonlarında Türkiye'yi ziyaret ederek, NATO müttefikleri arasında kuzey Irak'ta faaliyet gösteren Kürdistan İşçi Partisi teröristlerine karşı mücadelede işbirliğinin ilerletildiğinin sinyallerini verdiler.

ABD'nin Avrupa Kuvvetler Komutanı General Bantz Craddock, Irak'taki ABD Kuvvetler Komutanı General David Petraeus ve ABD Müşterek Kurmaylar Başkanı General James Cartwright, ABD Başkanı George W. Bush ile Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan arasında 5 Kasım'da Washington'da gerçekleşen önemli görüşmeden yalnızca iki hafta sonra geldiler.

Bush toplantıda, "PKK bir terör örgütüdür. Türkiye'nin düşmanı, Irak'ın düşmanı ve ABD'nin düşmanıdırlar." diyerek şöyle devam etti: "Çağdaş teknoloji kullanılarak gerçek zamanlı olarak sağlanacak iyi ve sağlam bir istihbarat, cinayeti siyasi amaçlarına ulaşmak için silah olarak kullanan kişilerle etkili bir şekilde başa çıkılmasını çok daha kolay hale getirecektir."

Türk hükümeti, PKK'nın yıllardır düzenlediği en kanlı saldırılar sonrasında örgütün kuzey Irak'taki üslerini yok etmesi yönünde giderek artan bir kamuoyu baskısı görüyor.

ABD, AB ve uluslararası toplumun büyük kısmı tarafından terör örgütü listesine alınan PKK 1984 yılından beri mücadele ediyor. İhtilaf, 37 binden fazla insanın hayatına mal oldu.

Hapisteki PKK elebaşısı Abdullah Öcalan 1970'lerde prestijli okullardan Ankara Siyasi Bilimler Fakültesi'nde eğitim gördü ve Maoculuğu kabul etti. Grubun kurucu üyeleri -Öcalan'ın takma adı olan Apo'dan ötürü "Apocular" olarak bilinen- Türkiye'nin güneydoğusunda bir Marksist-Leninist halk cumhuriyeti kurmaya çalıştılar. Ancak zamanla, PKK solcu ideolojisinden saparak daha İslamcı ve milliyetçi bir gündem izlemeye başladı.

PKK 1980'lerin başlarında terör eylemlerine başladığında yaklaşık 200 militana sahipti. Bunu izleyen on yıl içinde bu rakam 12 bine ulaştı. Şu anda örgütün 5 bin aktif üyesi olduğu sanılıyor ve bunların 2 bini Türkiye'de, 3 bini kuzey Irak'ta bulunuyor.

Sosyoekonomik geri kalmışlık, insan hakları ihlalleri ve Türk yetkililerin diğer meseleleri göz ardı ederek güvenliğe odaklanmaları örgütün güçlenmesine yardımcı oldu. Eski Türk siyasi ve askeri liderleri bugün hatalı politikaların sorunu büyüttüğünü kabul ediyorlar.

photo

[Ahmet Görmez]

Eski Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Kenan Evren Milliyet gazetesine verdiği demeçte, "Kürtçe'yi yasaklamak hataydı. Bunu daha sonra anladım." dedi. Eylül 1980 askeri darbesinin lideri ve Türkiye'nin yedinci cumhurbaşkanı olan Evren, tutuklulara yönelik işkence ve kötü muamelenin büyük bir hata olduğunu da kabul etti.

Bir diğer eski genelkurmay başkanı Hilmi Özkök de gazeteye verdiği demeçte, "Türkiye'deki Kürt gerçeğini kabul etmek zorundayız." diyerek şöyle devam etti: "Türkiye etnik Kürt vatandaşlarını ciddiye almalıdır, bu insanlar hor görülmemelidir. Türkiye AB üyesi olup gelir seviyesi 15 bin dolara ulaştığında sorunun çözülebileceğine inanıyorum."

Türkiye'deki PKK eylemleri, örgütün silahlı kuvvetlere karşı kapsamlı saldırılar düzenlediği 1993-1995 yılları arasında en tepeye çıktı. Ancak Türkiye, ayaklanmaya karşı etkili operasyonlar düzenledi ve tehdit kontrol altına alındı. 1999 yılında Öcalan Kenya'da yakalandı ve militanlarının çoğu Türkiye'den kuzey Irak'a çekildi. PKK adını Kürdistan Özgürlük ve Demokrasi Kongresi (KADEK) olarak değiştirdi ve barışçı ve siyasi bir gündem izleyeceğini söyleyerek tek taraflı ateşkes ilan etti.

Ancak bundan birkaç yıl sonra saldırılar tekrar başladı. 2007 yılında bugüne kadar 160 sivil doğrudan PKK tarafından öldürülürken, 138 Türk askeri şehit oldu ve 266 PKK üyesi ölü olarak ele geçirildi. Yalnızca Ekim ayında, PKK'nın şiddet eylemleri 35'i Türk askeri olmak üzere 47 kişinin ölümüne yol açtı.

Çelişkili bir şekilde, şiddet olaylarının tekrar başlaması Türkiye'nin AB üyelik süreci kapsamında kilit reformlar başlattığı bir dönemde geldi. Özel Kürtçe kursları ve Kürtçe yayına, sınırlı olmakla birlikte artık izin veriliyor. Kürt yanlısı kültür derneklerine yönelik kısıtlamalar da gevşetildi.

Temmuz ayında yapılan parlamento seçimlerinde ikinci kez iktidara gelen Türkiye'nin iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi ülkede yaşayan etnik Kürtlerle ilişkileri ilerletme sözü verdi. Aynı zamanda, Kürt yanlısı DTP partisinden milletvekilleri de yıllardır ilk defa mecliste sandalye kazandılar.

Analistler, siyasi sürecin geliştiğine dair bu işaretlerin PKK tarafından tehdit olarak algılandığı görüşündeler. Ankara'daki Uluslararası Stratejik Araştırmalar Örgütü müdürü Sedat Laçiner, "Bu saldırılar Türkleri Kürtlere karşı kışkırtmayı ve DTP'yi Türk siyasi sistemine dahil edilmesini engellemeyi amaçlıyor." diyerek şöyle devam etti: "Kürt halkına, tek yolun sözde silahlı mücadele olduğunu söylemek istiyorlar."

Saldırıların neden olduğu öfke, yetkililere Irak'taki PKK üslerini hedef alan bir sınır ötesi harekat düzenlemeleri konusunda baskılara yol açtı. Ancak geçmişteki örnekler, böyle bir yaklaşımın etkili olmayabileceğini gösteriyor. İlki 1983, sonuncusu 2001 yılında olmak üzere geçmişte çok sayıda harekat düzenlenmiş, ancak bunlar PKK'nın eylemlerine son verememişti.

Türk Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ bunu kabul etmekle birlikte, askeri harekâtın gerekli olduğunda ısrar ediyor.

İlgili Makaleler

Loading

Başbuğ geçtiğimiz günlerde Kara Kuvvetleri Harp Okulu'nda yaptığı konuşmada, "Bölücü terörle mücadelenin güvenlik, ekonomik, sosyo kültürel ve psikolojik mücadele olmak üzere dört boyutu vardır." diyerek şöyle devam etti: "Bu dördü birbirini tamamlar. Türkiye'nin PKK ile mücadelesi, bu dört alanda atılan adımlarda eşgüdüm sağlanmasında yaşanan sorunlar nedeniyle bu kadar uzun sürmüştür.

Bu arada ABD ile Türkiye arasındaki işbirliği de, PKK yönetiminin yerini tespit ve tecrit edip örgüte verilen lojistik desteğin kesilmesine önem verilerek ilerledi. ABD yönetimi Avrupalı müttefikleri PKK'nın Avrupa'daki faaliyetlerini durdurmaya ve maddi kaynakları ve propaganda araçlarını engellemeye çağırdı.

Iraklı Kürtler Türkiye'yi PKK militanlarına genel af çıkarmaya ve grupla diyalog başlatmaya çağırdılar. Ancak Türkiye, önceliğinin militanlara silah bıraktırmak olduğunu belirtiyor.

Hükümet sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek gazetecilere verdiği demeçte, önceden çıkarılan af yasaları olumlu sonuçlar vermiş olmakla birlikte bunların kalıcı bir çözüm olmadığını söyledi.

Bu içerik SETimes.com için hazırlanmıştır.
Loading

Oy Ver

Loading
  • Email to a friend
  • icon Baskı Versiyonu
  • Share/Save/Bookmark.

SETimes’da yayınlanan makalelerle ilgili yorumlarınızı kabul ediyoruz.

Bu forumu kullanarak Güneydoğu Avrupa’daki diğer okurlarla etkileşime geçmenizi umut ediyoruz. Bu deneyimi ilginç tutmak için, sizlerden yorum politikasında sıralanmış kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorum göndererek, bu kuralları kabul etmiş sayılıyorsunuz. SETimes.com hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, yayınlanan yorumlar sadece onları gönderenlerin görüşlerinden ibarettir. SETimes bu yorumlarda dile getirilen fikir veya görüşleri onaylamak veya kabul etmek zorunda değildir. SETimes.com yapıcı tartışmaları memnuniyetle karşılamakla birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, karşılıksız bağlantılar ve tek satırlık sloganların kullanımını teşvik etmemektedir. Bu, moderatörlü bir forumdur. Kötü amaçlı, saldırgan olduğu görülen veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayabilir.

SETimes'ın Yorum Politikası

SETimes logo

Kosova: Sınırda Kriz

Kosova: Sınırda Kriz

Enerji: Sorunlar ve Trendler

Enerji: Sorunlar ve Trendler

Değişen Algılar: Balkanlar'da Kadın

Değişen Algılar: Balkanlar'da Kadın

Yeşillenen Balkanlar

Yeşillenen Balkanlar
Loading
Loading
Loading
Loading

Anket

AB geçtiğimiz günlerde Sırbistan'a aday statüsü verilmesine ilişkin kararı ertelemeyi seçerek, bu kilometre taşının bu yıl aşılacağı yönündeki beklentileri boşa çıkardı. Sizce bunun Cumhurbaşkanı Boris Tadiç ve iktidar koalisyonuna ne kadar ciddi bir zararı olur?

Çok ciddi
Ciddi
Orta
Önemsiz
Hiç zararı olmaz



Sonuçlara bakmak için Yorum ekle