07/05/2012
Sırbistan ve Hırvatistan'ın son dönemde aşırı milliyetçi örgütlerin faaliyetlerinin yasaklanması yönünde aldıkları tedbirlere, kimi kesimler takdirle, kimi kesimler ise şüpheyle yaklaşıyor.
Southeast European Times için Belgrad'dan Lily Lynch'in haberi -- 07/05/12
![]() Radikal örgütlere getirilen yasak, olası şiddet olaylarının önlenmesi amacını taşıyor. [Reuters] |
Geçtiğimiz ay Sırp ve Hırvat hükümetleri, radikal görüşlü örgütler ile bu tür görüşler doğrultusunda düzenlenen eylemleri yasaklama çalışmalarına hız verdi. Ancak kimileri, her iki ülke hükümetinin de aşırıcılıkla mücadele konusundaki bu sert tutumunu memnuniyetle karşılarken, kimileri de yasakların ardındaki gerekçeleri sorguluyor.
Hırvatistan Başbakanı Zoran Milovanoviç, 12 Nisan'da yaptığı bir açıklamada, aşırı sağ görüşlü Avrupa partilerinin Zagrep'te düzenleyeceği gösterinin yasaklandığını duyurdu. Söz konusu eylemi düzenleyenler, Hırvatistan'ın 2. Dünya Savaşı dönemindeki Nazi yanlısı Ustaşe rejimini öven görüşleriyle meşhur Hırvat Haklar Partisi idi.
Eylemciler, geçtiğimiz yıl savaş suçlarından hüküm giyen eski Hırvat generaller Mladen Markac ile Ante Gotovina'ya destek olmak amacıyla bir yürüyüş yapmayı planlıyordu. Yaptığı açıklamada gösteriyi kınayan Başbakan, "Sırplara ve Romanlara zulüm ve toprak işgali çağrısında bulunan bu tür eylemlere Hırvatistan'da geçit olmadığını" ifade etti.
Bununla birlikte, kimi aktivistlere göre hükümete yasak kararı aldırtan şey, STK ve vatandaşlardan oluşan aşırıcılık karşıtı bir girişimin yaptığı baskılardan başkası değildi.
SETimes'a konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan 23 yaşındaki öğrenci ve faşizm karşıtı aktivisit Demian Voksi, "Konferans ve yürüyüşün yasaklanmasından son derece memnunuz, ama bu kararın ancak bir girişimin tepkileri sonucunda alınabilmiş olmasından hoşnut değiliz. Hükümet ve polis, bu konuda çok daha hızlı ve etkin bir şekilde hareket etmeliydi," diyor.
Graz Üniversitesi'nde Güneydoğu Avrupa araştırmaları alanında ders veren Florian Bieber de yasak kararı konusunda karışık duygular içinde olanlardan. SETimes'a konuşan Bieber şöyle diyor: "Zagrep'teki yürüyüşün yasaklanması, Hırvatistan'ın bu tür gösterilere karşı eskisi kadar müsamahakâr olmayacağına dair bir işaret. Ancak bu kararın gerçekten adamakıllı bir zihniyet değişimi anlamına gelip gelmediğini zaman gösterecek."
Milovanoviç'in 2008 yılında Bleiburg'ta düzenlenen ve faşist sembollerin alenen kullanıldığı anma törenine katıldığının da altını çiziyor Bieber.
Fakat bu bariz çelişkilere rağmen, Bieber'e göre, yasak kararı "bölgedeki aşırılık yanlısı örgütlerin oy kaybettiğini ve son on yıllık süreçte yaşananların aksine, siyaset gündemine yön verme gücü bakımından zayıfladığını" gösteriyor.
![]() Ekim 2010'da Belgrad'da eşcinsellerin Onur Yürüyüşü'ne saldıran radikal örgütler, polisle çatışmıştı. [Reuters] |
Öte yandan Sırbistan'da Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunan cumhuriyet savcılığı, aşırı milliyetçi Nasi ve Sırbistan Halk Hareketi (SNP) 1389 adlı örgütlere yasak getirilmesini talep etti. 17 Nisan günü halka açık olarak yapılan duruşmada, savcılık, örgütlerin 2008'de Kosova'nın bağımsızlığını ilan etmesinin ardından ve yanısıra 2010 yılında Belgrad'da düzenlenen onur yürüyüşü sırasında şiddet olaylarına karıştığı ve maddi zarara yol açtığını iddia etti.
Savcılığın iddianamesinde ayrıca SNP 1389'un, kısa bir süre önce düzenlediği bir anma ile, 1995 yılında yaşanan ve 8 binden fazla Boşnak erkek ve çocuğun öldürüldüğü Srebrenitsa katliamını da kutladığı belirtildi.
Savcı yardımcısı Gordana Yaniciyeviç tarafından mahkemede okunan iddianamede, söz konusu örgütlerin faaliyetlerinin, "insan hak ve özgürlüklerini tehdit edici ve nefret uyandırıcı nitelikte olduğu" ifade edildi.
SETimes'ın sorularını yanıtlayan Anayasa Mahkemesi sözcüsü Daniyela Lombarda, davanın muhtemelen Temmuz ayında karara bağlanacağını bildirdi.
Bahse konu gruplar ise yasaklama için hiçbir yasal dayanak olmadığını öne sürüyor. SETimes'a bir demeç veren SNP 1389 Başkan Yardımcısı Miodrag Milosavlyeviç, her türlü faaliyetlerinin yasal olduğunu belirterek şöyle diyor: "Kayıtlı bir örgütüz ve tüm protesto eylemlerimiz de Sırp yasaları gereğince polis kaydı altında."
Bununla birlikte, pek çok vatandaş SNP 1389 gibi örgütlerin yasaklanmasından yana. SETimes'a konuşan 57 yaşındaki Belgradlı emekli hemşire Milenka Djuroviç'e göre bu tür grupların yasadışı ilan edilmesi şart, zira "Sırbistan'da ne zaman istemedikleri bir gelişme olsa, tepkilerini hemen şiddete başvurarak ortaya koyuyorlar."
Kimileri ise hükümetin aşırılık yanlısı örgütleri yasadışı ilan etme konusundaki kararlılığına şüpheyle yaklaşıyor. Örneğin konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Batı Balkanlar Sivil Hakları Savunma Programı Direktörü Goran Miletiç, hükümetin yasak uygulama niyeti taşımadığına ve devam eden mahkemelerin ise bu konuda "çabalıyormuş izlenimi uyandırmak" adına yapılan çalışmalardan öte bir şey olmadığına inanıyor.
![]() SNP 1389 mensupları tarafından yazılan bu duvar yazısında, Bosna Hersek'tekiler de dahil tüm Sırpların birleşmesi isteniyor. [Lily Lynch/SETimes] |
Öte yandan, Sırbistan'ın ombudsmanı Sasa Yankoviç, aşırılık yanlısı örgütleri büsbütün yasaklamanın, bu gruplarla mücadele açısından en iyi çözüm olup olmadığı sorusunu yöneltiyor. 17 Nisan günü B92'ye verdiği röportajda Yankoviç, Anayasa Mahkemesinden çıkacak yasaklama kararının, SNP 1389 gibi radikal grupların faaliyetlerini geçici bir süreliğine durdurmakla birlikte, bu tür oluşumların gençlere cazip gelmesinde etken olan sorunları çözmeyeceğini belirtmişti.
"Hepimiz Novak Djokoviç'i yürekten destekliyoruz, fakat Sırbistan'da kaç gencimiz tenis oynayabiliyor ya da kültür ve müzik alanındaki hedeflerine ulaşabiliyor? Bu tür fırsatların eksikliği, gençleri radikal ideolojilere açık kılıyor. Bu sorunla mücadele etmeye başlamazsak, Anayasa Mahkemesi kararı hiçbir işe yaramaz."
Bugünkü durumda polis, savcılık, mahkemeler, eğitim sistemi ve eğitim ve spor bakanlıklarının kusur ve eksikliklerinin de payı olduğunu anımsatan Yankoviç, kayıtlı bir örgütün, Sırp Anayasasının teminatı altındaki toplanma hakkına yasak getirme seçeneğine, ancak son çare olarak başvurulması gerektiğini düşünüyor.
Kimi kesimler bu tür örgütlere getirilen yasakları iki yüzlü bir uygulama olarak nitelendirse de, Voksi, Hırvatistan örneğinde olduğu gibi, bu sayede kamuoyunun dikkatinin aşırıcılık sorununa çekilmesinin sağlandığını belirtiyor.
"Basın, faşizme karşı oldukça büyük ve ortak bir tepki verdi, ki bundan son derece memnunuz. Hırvat halkı da davamıza muazzam bir destek gösterdi. Bu da faşizmin Hırvatistan'da artık eskisi kadar güçlü olmadığının bir kanıtı. Ancak yine de bu sorunu göz ardı etme lüksümüz yok."
SETimes’da yayınlanan makalelerle ilgili yorumlarınızı kabul ediyoruz.
Bu forumu kullanarak Güneydoğu Avrupa’daki diğer okurlarla etkileşime geçmenizi umut ediyoruz. Bu deneyimi ilginç tutmak için, sizlerden yorum politikasında sıralanmış kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorum göndererek, bu kuralları kabul etmiş sayılıyorsunuz. SETimes.com hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, yayınlanan yorumlar sadece onları gönderenlerin görüşlerinden ibarettir. SETimes bu yorumlarda dile getirilen fikir veya görüşleri onaylamak veya kabul etmek zorunda değildir. SETimes.com yapıcı tartışmaları memnuniyetle karşılamakla birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, karşılıksız bağlantılar ve tek satırlık sloganların kullanımını teşvik etmemektedir. Bu, moderatörlü bir forumdur. Kötü amaçlı, saldırgan olduğu görülen veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayabilir.
SETimes'ın Yorum Politikası