Kosova, Türkiye’den gördüğü güçlü desteğe güveniyor

30/04/2012

Beş yüzyıldan uzun, ortak bir Osmanlı geçmişine sahip olan Kosova ve Türkiye arasında, Kosova’nın eski cumhurbaşkanı Fatmir Seydiu tarafından “altın bir dostluk ve işbirliği köprüsü” olarak nitelendirilen, oldukça kuvvetli siyasi, ekonomik, dini ve kültürel bağlar var.

Southeast European Times için Priştine’den Muhammet Brayşori’nin haberi -- 30/04/12

photo

Kosovalılar, yüzyıllara dayanan dini ve kültürel bağları nedeniyle Türkiye’ye sıcak bakıyor. [Reuters]

Kosova, Şubat 2008’de bağımsızlığını ilan ettiğinde, Türkiye, bu yeni devleti tanıyan ilk ülkelerden biri oldu. Takip eden aylarda Kosova Türkiye’de bir büyükelçilik açtı. Elçiliğin kuruluş sürecine nezaret etmek üzere maslahatgüzar olarak atanan Bekim Seydiu, daha sonra ülkenin Ankara büyükelçisi oldu.

SETimes'a konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Seydiu, o tarihten bu yana "İlişkilerin devlet bazında yürüdüğünü; oysa Kosova'nın uluslararası toplumun idaresinde olduğu dokuz yıl zarfında öyle olmadığını," kaydediyor.

Diplomatik ilişkilerin tesisi ve daimi büyükelçiliklerin açılması sayesinde iki ülke arasındaki iletişim ve işbirliğinin geliştiğine değinen Büyükelçi, jeopolitik, ekonomik ve farklı nitelikteki diğer unsurların da ilişkileri olumlu yönde etkilediğini ifade ediyor.

Kosovalı ve Türkiyeli yetkililer, birbirlerinin ülkelerine sık sık ziyaretlerde bulunuyor. 2010 yılında Kosova'ya giden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ülkeyi ziyaret eden en üst düzey yetkili oldu. Öte yandan geçtiğimiz ay Kosova Cumhurbaşkanı Atifete Yahyaga İstanbul'a gelerek Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüştü.

Türkiye'nin kendilerine yaptığı yardımlardan ve verdiği destekten övgüyle bahseden Yahyaga, ticaret sektörü başta olmak üzere karşılıklı işbirliğini geliştirme çağrısında bulundu.

Son iki yıl içinde Kosova'da bazı önemli stratejik kamu ihalelerini Türk şirketleri aldı.

Örneğin Kosova'yı güneyde Arnavutluk, kuzeyde de Sırbistan ile birbirine bağlayan ülkenin ilk otobanı, Türk-Amerikan konsorsiyumu Bechtel-Enka tarafından inşa ediliyor. Proje kapsamında 4 bin kişiye iş imkanı sağlandı.

Yenilenen ve genişletilen Uluslararası Priştine Havaalanı'nın yönetim ihalesini de yine bir Türk şirketi olan Limak kazandı. Türk işadamları, Kosova'da inşa edilecek yeni elektrik santrali gibi stratejik projelerde de rakip olarak varlık gösterirken, bir kısmı da sağlık ve eğitim sektörlerine el atıyor. Kosova hükümetinin öncelikli hedeflerinden birinin ülkeye yabancı doğrudan yatırım girişi sağlamak olduğunu belirten Büyükelçi Seydiu şöyle diyor:

photo

Türk şirketleri, Kosova'daki stratejik altyapı ihalelerine katılıyor. [Reuters]

"Kosova'da bankacılık, madencilik, inşaat ve diğer pek çok sektörde çok sayıda Türk yatırımı mevcut. Amacımız bu sayıyı daha da artırmak. Bu hedef doğrultusunda, büyükelçiliğimiz tarafından her yıl Türkiye'nin farklı illerinde dört beş ayrı iş forumu düzenleyerek, buradaki işadamlarını Kosova'da yatırım yapmaya teşvik etmeye çalışıyoruz."

Kosova ve Türkiye, şimdiye dek 16 anlaşmaya imza attı, ki bu da iki ülke arasındaki dinamik ilişkilerin bir göstergesi kabul edilebilir. Ancak bu ilişkiler kapsamında Kosova'nın bağımsızlığının uluslararası alanda resmi olarak daha fazla tanınması hususu da öne çıkıyor. Konuya, özellikle siyasi işbirliği açısından büyük önem atfediliyor.

Seydiu, bu konunun ehemmiyetini şu sözlerle vurguluyor: "Son dört yıldır Kosova'nın en önemli dış politika hedefi, bağımsızlığının daha fazla ülke tarafından tanınmasını sağlamak ve uluslararası örgütlere üye olmak ekseninde şekilleniyor."

Büyükelçi, Kosova'nın kurumsal kabiliyetleri ile devlet kurumlarının etkinliğinin gelişimi, ekonomisinin kalkınması ve uluslararası arenada tanıtılması için Türkiye tarafından verilen büyük küçük her türlü desteğin, ülkeyi Avrupa-Atlantik kurumları ile bütünleşme sürecinde ileri taşıdığının altını çiziyor.

Seydiu, Türkiye'yi Avrupa-Atlantik sürecinde çok önemli bir müttefik olarak gördüklerini belirtiyor, ki bu, Kosova'nın en zor zamanları olarak nitelendirebileceğimiz 1990'lardaki savaş döneminde, yeniden yapılanma sürecinde ve bağımsızlık ilanının sonrasında tekrar tekrar ispatlanmış bir gerçek.

"Şahsi fikrime göre, kararlılıkla hareket edilmiş bu anlar, Türkiye'nin Kosova ile ilgili tutumunun Avrupa-Atlantik kurumları çerçevesi ile aynı doğrultuda ve dolayısıyla da diğer temel stratejik ittifaklarla uyum içinde olduğunu gösteriyor. Bunun sağlamasını yapmak için, bağımsızlığımızı ilan ettiğimiz tarihi takip eden hafta Kosova Cumhuriyeti'ni hangi ülkelerin tanıdığına bakmak yeterli olacaktır."

Ancak Türkiye'nin dış politikasında etkileri hissedilen yeni Osmanlıcılık anlayışı, Kosova'daki bazı akademik çevrelerce pek de hoş karşılanmıyor. Osmanlı İmparatorluğu'nun bıraktığı mirasın ikili ilişkiler üzerinde etkili olduğunu kendisi de kabul eden Seydiu, Winston Churchill'in, "sindirebileceğinden daha fazla tarih üreten bir bölge" olarak nitelendirdiği Balkanlar'da, geçmiş ve bugün arasında yaşanan etkileşime dikkat çekiyor.

photo

Seydiu, Türkiye'nin, Kosova Güvenlik Güçleri ile olan işbirliğinin "iki ülke arasındaki işbirliği sürecinin en etkin alanlarından biri olduğunu" belirtiyor. [Reuters]

"Dış politika hedeflerini belirlerken tarihi algıları tamamen gözardı etmek gerçekçi bir tutum olmaz. İster Kosova, ister Türkiye olsun, devletlerin dış politika parametreleri formülize edilmesi bakımından en etkili faktör bu [tarihi algılar] değildir. Tarih mirasının her ülke ya da bölgede aynı şekilde etkili olduğunu kastetmiyorum. Altını önemle çizmek istediğim nokta şu ki, tarihi algı ve duygular, dış siyasetin paradigmaları üzerindeki etkileri bakımından, her zaman diğer etkenlerle iç içe geçmiş durumdadır," diye açıklıyor Büyükelçi.

İlgili Makaleler

Loading

Türkiye, savunma konularında önemli bir ortak konumunda; fakat bölgedeki diğer ülkeler Ankara ile bir Savunma İşbirliği Anlaşması imzaladığı halde, Kosova ile henüz böyle bir anlaşma imzalanmış değil. Bu noktada, işbirliği anlaşması olmasa da Kosova Güvenlik Güçleri (KSF) ile Türk ordusu arasında güçlü bir işbirliği olduğundan bahseden Seydiu, KSF'den sorumlu bakanlık ile Türk Savunma Bakanlığı arasındaki ilişkilerin dinamik bir şekilde sürdüğünü ifade ediyor.

"Kosova ve Türkiye bu alanda zaten bazı anlaşmalar imzaladı. Söz konusu anlaşmalar, Kosova'nın ihtiyaçlarına ve gerçeklerine hitap ediyor... Türkiye'nin, KSF ile olan işbirliğinin, iki ülke arasındaki işbirliği sürecinin en etkin alanlarından biri olduğunu ve KSF'nin bundan büyük fayda sağladığını söyleyebilirim."

Türkiye'de yaşayan Arnavutlar ile Kosova'daki Türk toplumunun da ikili ilişkilerin gelişimi açısından taşıdığı öneme değinen Büyükelçi, sözlerini şöyle noktalıyor:

"İki ülke arasındaki ilişkilerin altında yatan temel faktörün, geleceğe dair vizyonları olduğunu düşünüyorum. Ülkelerin yolları işte bu vizyon doğrultusunda birleşip ayrılıyor ve hatta kimi zaman çatışıyor. Kosova ve Türkiye'nin Balkanlara ilişkin vizyonları ortak. İki ülke de AB ve NATO'ya entegre olmuş, istikrarlı, demokratik ve müreffeh bir Balkanlar görmek istiyor."

Bu içerik SETimes.com için hazırlanmıştır.
Loading
Oy Ver
 
 

SETimes’da yayınlanan makalelerle ilgili yorumlarınızı kabul ediyoruz.

Bu forumu kullanarak Güneydoğu Avrupa’daki diğer okurlarla etkileşime geçmenizi umut ediyoruz. Bu deneyimi ilginç tutmak için, sizlerden yorum politikasında sıralanmış kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorum göndererek, bu kuralları kabul etmiş sayılıyorsunuz. SETimes.com hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, yayınlanan yorumlar sadece onları gönderenlerin görüşlerinden ibarettir. SETimes bu yorumlarda dile getirilen fikir veya görüşleri onaylamak veya kabul etmek zorunda değildir. SETimes.com yapıcı tartışmaları memnuniyetle karşılamakla birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, karşılıksız bağlantılar ve tek satırlık sloganların kullanımını teşvik etmemektedir. Bu, moderatörlü bir forumdur. Kötü amaçlı, saldırgan olduğu görülen veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayabilir.

SETimes'ın Yorum Politikası

Röportaj

Siyasi diyalog ve sivil toplum programları, bölgesel bölünmelerin aşılmasına yardımcı oluyorSiyasi diyalog ve sivil toplum programları, bölgesel bölünmelerin aşılmasına yardımcı oluyor

Siyasi parti ve STK'ların sürekli çabaları, barışçıl dönüşümü destekliyor.

SETimes logo

En Popüler

Loading
Loading
Loading

Anket

Hırvatistan, 1 Temmuz'da 28. üye olarak Avrupa Birliği'ne katılıyor. Sizce bir sonraki üye hangi ülke olmalı?

Makedonya
Karadağ
Sırbistan
Türkiye
Arnavutluk
Bosna Hersek
Kosova



Sonuçlara bakmak için Yorum ekle