09/01/2012
Güneydoğu Avrupa'da tarih ve ticaret, Tuna Nehri boylarında birleşiyor. Nehrin sakin suları, turistleri cezbederken, ticari işletmeler de büyümeye devam ediyor.
Southeast European Times için Zagrep'ten Natasa Radiç'in haberi -- 09/01/12
![]() Tuna bölgesi, kumluk kıyıları ve zengin tarihi ile turistleri cezbediyor. [Petar Kos/SETimes] |
Tuna Nehri'nin temiz ve berrak suları, Johann Strauss II'yi öylesine etkilemiş ki, Avusturyalı besteci, Almanya'dan doğarak Karadeniz'e dökülen bu güzel ve kuvvetli akarsu için, 1867 yılında meşhur Mavi Tuna (Blue Danube) Valsini bestelemiş. Günümüzde önemli bir ticaret, ulaşım ve iş rotası olarak kullanılan nehir, aynı zamanda turistler ve seyahat gemileri için de bir cazibe merkezi.
2.850 km uzunluğundaki Tuna Nehri, Almanya'nın Kara Orman bölgesinden başlayıp, doğuya doğru ilerleyerek Orta ve Doğu Avrupa'yı katediyor ve nihayet Karadeniz'e ulaşıyor. Hatta söz konusu rotanın sahip olduğu potansiyel, Tuna-Karadeniz Kanalı ile daha da artıyor, zira bu kanal sayesinde nehir, Romanya'nın Köstence limanına bağlanıyor.
Tuna, içinden geçtiği Güneydoğu Avrupa ülkelerinde ekonomi açısından büyük önem taşıyor. Hırvatistan'dan Moldova'ya, tüm bölgeyi birbirine bağlayan nehir, buradaki ülkelere yılda yaklaşık 500 milyon avro turizm geliri sağlıyor. Her yıl 400 seyahat gemisini dolduran 50 bin turist, Tuna'nın sularında seyahat edip tatil yapıyor. Öte yandan Tuna havzası ülkelerinde ekonomik kalkınmayı desteklemek için, AB de 2013 yılına kadar 100 milyar avro yatırım yapmayı planlıyor.
Belgrad Ticaret Odası Ulaştırma ve Telekomünikasyon Birliği Genel Sekreteri Dragan Stefanoviç, nehir üzerindeki ticari faaliyetleri, sosyo-ekonomik kalkınma ve komşuluk ilişkileri açısından çok önemli buluyor.
Belgrad'ı eski ve yeni şehir olmak üzere ikiye ayıran Tuna'nın suları, millattan sonra birinci yüzyıl sonlarında inşa edilen Kalemegdan Kalesi yakınlarında, Sava Nehri ile birleşiyor. Bugüne dek 40 kez hasar görüp yeniden yapılan kale, tarih boyunca pek çok farklı kültür ve halkın yükseliş ve çöküşüne tanıklık etmiş.
SETimes'ın sorularını yanıtlayan Stefanoviç'e göre, "Tuna, sadece işbirliğinin değil, bölge ve Avrupa bünyesinde sürdürülebilir kalkınmanın da temel direklerinden biri."
Tuna Deltası'ndaki biyolojik çeşitliliğin korunması için büyük çaba harcayan Romanya ise, buradaki doğal hayatı koruma alanını, neredeyse Avustralya'daki Büyük Bariyer Resifi ya da Ekvador'daki Galapagos Adaları ile yarışacak düzeye getirmeyi başardı. Kuş gözlemcileri için adeta bir cennet olan bu bölge, 5.500'den fazla hayvan ve bitki türüne ev sahipliği yapıyor ve bu özelliği ile ekolojik turizmin öncüsü olmaya aday.
Hırvat ekonomisinin lokomotif sektörü turizm, 2011 yılında küresel ekonomik krize rağmen rekor seviyede bir başarı elde etti. Sektör temsilcileri, bu yıl daha da büyük başarılara imza atmayı ümit ediyor.
2012 yılına ilişkin eylem planının hazır olduğunu belirten Hırvat Turizm Bakanı Damir Bajs, en önemli hedeflerinin, Çin, Hindistan, Japonya ve ABD gibi daha uzak pazarlar olduğunu kaydediyor.
"Bunlar, tüm dünya açısından önemli pazarlar. Biz de bu doğrultuda havayolu şirketleri ve tur operatörlerine yönelik yeni uygulamalar getireceğiz. Örneğin dünyanın o bölgelerinden turist getirenleri ödüllendireceğiz. Bizim için yepyeni bir adım olacak."
Geçtiğimiz ay Sibenik'te düzenlenen bir etkinlikte konuşan, Dünya Turizm Örgütü Genel Müdürü Marcio Favilla de Paul de, Hırvatistan'ın turizm alanındaki başarısını şu sözlerle övmüştü: "Hırvatistan'ın başarı hikayesi, bugün artık Akdeniz'in ötesine geçmiş ve ülke, sadece Avrupa'nın değil, dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri haline gelmiştir."
Vukovar'daki Danubium Tours adlı turizm acentesinin pazarlama müdürü Zoran Sesto ise, önümüzdeki yıllarda popüler turizm bölgeleri arasında Avrupa'daki nehirlerin de yer alacağını belirtti.
"İnsanlar, okyanusta seyahat tecrübesini zaten yaşadılar; artık yeni bir şeyler istiyorlar. Tuna Nehri bu anlamda oldukça ilginç bir seçenek, zira yolculuk boyunca turistlerin, birbirine tarihi bağlarla bağlı farklı ülke ve kentleri görmelerine imkan tanıyor."
Vukovar'a her yıl 150-200 yolcu kapasiteli, 150 ila 170 arasında nehir turu gemisi geldiğinin altını çizen Sesto, sözlerine şöyle devam etti:
"2011 yılında ilk kez Japonya'dan konuklarımız oldu. Turistler, gemi limana yanaştığında Vukovar ya da Osijek'e gidebilir. İsteyen etno-turizmin keyfini çıkarır, isteyen savaş döneminden kalma yerleri gezer. Tamamen tercih meselesi."
Bu turlar kapsamında acı biber dolması, patates püresi, gulaş ve ev yapımı brendi gibi geleneksel lezzetlerin tadına bakmak da mümkün.
Danubium Tours olarak, kendilerine ait panoramik manzaralı gemiyi önümüzdeki yıl hizmete sokmak için son hazırlıkları yapmakta olduklarını da ekleyen Sesto, bu sayede hem uzak ülkelerden, hem de bölge ülkelerinden gelen turistler için yeni ve enteresan bir seçenek sunabilmeyi umuyoruz, dedi.
Özellikle yaz aylarında harika bir sahil ve muhteşem manzaralar sunan Tuna Nehri'nin Sırbistan, Bulgaristan ve Romanya'daki kıyıları, doğal hayatı sevenler ve amatör balıkçılar için adeta bulunmaz bir cennet oluyor.
![]() Vuka ve Tuna nehirlerinin birleştiği Vukovar, tüm o savaştan kalma izlere rağmen, yine de önemli bir turizm merkezi. [Petar Kos/SETimes] |
Tuna Nehri'nin Bulgaristan için ayrı bir önemi de var. Sürgündeki Bulgar devrimcilerin, 1876 yılında ülkelerine geri dönebilmek için Radetzky isimli Romen buharlı gemisini kaçırması, Bulgaristan'ın özgürlük mücadelesinin en önemli simgelerinden biri olmuş ve ülkenin 1877'de Osmanlı'dan kopuşuna ortam hazırlamıştı.
Ancak 1960'larda yeniden inşa edilen gemi için, mali kaynak yetersizliğinden dolayı ruhsat alınamıyor. Şimdilerde Kozloduy kıyısındaki bir rıhtımda atıl durumda bekleyen geminin bağlı bulunduğu müze, burayı "eşsiz, kutsal bir yer" olarak nitelendirse de, projeye finansman sağlama çalışmaları zorlukla devam ettiriliyor.
Sırbistan'a baktığımızda ise, Tuna kıyısındaki Belgrad ve Novi Sad kentlerinde dikkate değer bir turizm artışı olduğunu görüyoruz. İstatistik Kurumu verilerine göre, 2011'in ilk yedi aylık döneminde, Belgrad'ı 242.821 turist ziyaret etmiş. Oysa geçtiğimiz yılın aynı dönemine ait rakamın, 206.556 olduğu kaydediliyor.
Novi Sad'da ise, 2011 yılının ilk yarısında yabancı turist sayısı, 2010 yılının aynı dönemine kıyasla yüzde 40 artmış. Bu artışta, Petrovaradin Kalesi'nde gerçekleştirilen ve yaklaşık 200 bin kişinin katıldığı Exit müzik festivalinin de payı var elbette.
Sanat ve müzik akademileri ile meşhur olan Novi Sad, sanatçılar için harika bir çalışma ortamı sunuyor. Kentin diğer önemli turistik merkezleri arasında ise Balıkçı Adası ve gece hayatı, spor etkinlikleri ve konserleri ile meşhur Strand plajı yer alıyor.
Southeast European Times muhabirleri Tsvetina Borisova (Sofya), Gabriel Petrescu (Bükreş), İvana Yovanoviç (Novi Sad) ve Biljana Pekusiç (Belgrade), bu makalenin hazırlanmasına katkıda bulunmuştur.
SETimes’da yayınlanan makalelerle ilgili yorumlarınızı kabul ediyoruz.
Bu forumu kullanarak Güneydoğu Avrupa’daki diğer okurlarla etkileşime geçmenizi umut ediyoruz. Bu deneyimi ilginç tutmak için, sizlerden yorum politikasında sıralanmış kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorum göndererek, bu kuralları kabul etmiş sayılıyorsunuz. SETimes.com hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, yayınlanan yorumlar sadece onları gönderenlerin görüşlerinden ibarettir. SETimes bu yorumlarda dile getirilen fikir veya görüşleri onaylamak veya kabul etmek zorunda değildir. SETimes.com yapıcı tartışmaları memnuniyetle karşılamakla birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, karşılıksız bağlantılar ve tek satırlık sloganların kullanımını teşvik etmemektedir. Bu, moderatörlü bir forumdur. Kötü amaçlı, saldırgan olduğu görülen veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayabilir.
SETimes'ın Yorum Politikası