15/08/2011
Tanya Jankoviç, Balkanlar'daki en büyük Amerikan askeri üssünde Sırpça çevirmeni olarak çalıştığı günleri anlatıyor.
Southeast European Times için Belgrad'dan İvana Jovanoviç'in haberi -- 15/08/11
![]() Tanya Jankoviç'in "Bondsteel'den Gelen Kız" isimli anı kitabının tanıtım afişi [İvana Jovanoviç/SETimes] |
32 yaşındaki Tanya Jankoviç, Belgrad Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdi. Öğrencilik yıllarında Bujanovac Uluslararası Basın Merkezi'nde ve ardından Kosova'daki Amerikan Bondsteel askeri üssünün de aralarında bulunduğu çeşitli uluslararası misyonlarda çevirmen olarak görev yaptı.
2004 yılında Kosova'dan ayrılan Jankoviç, tam zamanlı gazeteci olarak çalıştığı dönemde, Kosova Bondsteel askeri üssündeki günlerini anlattığı ilk kitabı Bondsteel'den Gelen Kız'ı yazdı.
SETimes: Bondsteel askeri üssüyle ilgili bildiklerinizi ve gazeteci olarak burada geçirdiğiniz günleri ilk kez bundan üç yıl önce kamuoyu ile paylaşmaya başladınız. Sizi Bondsteel hakkında yazmaya sevkeden özel bir neden var mı?
Tanya Jankoviç: Bondsteel'in üzerindeki sır perdesini kaldırmak istedim, çünkü Bondsteel ve Kosova'nın haritadaki yerini bile bilmeyen kimselerin ürettiği komplo teorilerini dinlemekten bıkmıştım! Bondsteel'de teröristler için bir hapishane, kitle imha silahları üreten bir laboratuvar, CIA'ye ait bir casus eğitim merkezi ve hatta askerleri eğlendirmek için genelevler bulunduğuna dair saçma sapan iddialar beni üzüyordu.
Basındaki arkadaşlarıma Bondsteel ile ilgili günlük röportajlar yazmayı önerdim. Başka gazetelerde bir örneği olmadığı için müthiş bir yazı dizisi olacağını söyledim. Bondsteel hakkında bir kitap yazma planlarım da işte o günlere dayanıyor. Kısa bir süre sonra dergideki röportajları bıraktım, çünkü elimdeki malzemeyi kitaba saklamaya karar verdim.
SETimes: SETimes okuyucuları için Bondsteel'den biraz bahseder misiniz?
Jankoviç: Bondsteel, Balkanlar'daki en büyük Amerikan askeri üssü. Priştine yolu üzerinde, Urosevac'a 5 km uzaklıktadır. Adeta küçük bir kasabayı andırır. Üssün nüfusu yaklaşık 10 bin kişi - bunların 8 bini asker, 2 bini ise ordu için çalışan sivillerden oluşuyor. Irak ve Afganistan'daki askeri harekatlar başladığında, Kosova'daki asker sayısı azaltıldı. Buna bağlı olarak bölgedeki sivil personel ve çevirmen sayısında da azalma oldu.
SETimes: 2001 yılında çevirmen olarak çalışmak üzere üsse geldiğinizde çok gençtiniz. Sizi bu iş için birileri mi tavsiye etti? İşe kabul edilmenizi sağlayan özellikleriniz nelerdi?
Jankoviç: Daha önce doğum iznine ayrılan bir arkadaşımın yerine Kosova'daki sivil bir AGİT misyonunda çalışmıştım. Orada görev yaparken, ABD ordusu için çalışacak sivil personel arayan işe alım memurlarıyla tanıştım. Bana iş teklif ettiler. İşi kabul etmeden önce uzunca bir süre düşündüm, ama merakım ön yargılarıma üstün geldi. Üssü, burada çalışan çevirmen ve askerlerin çalışmalarını, kamp duvarları arkasında nasıl bir hayat olduğunu görmek ve öğrenmek istiyordum.
İki hafta İngilizce testi, askeri güvenlik personeli ile görüşmeler, tıbbi testler gibi çeşitli testlerden geçirildim. Öte yandan işin bekleme listesi o kadar uzundu ki, görüşmeye çağrılmak için bir yıldır bekleyen bir sürü insan vardı. Bölgedeki en iyi maaşlı işlerden biriydi ve İngilizce yeterliliği dışında herhangi bir diploma aranmıyordu.
![]() Jankoviç, Bondsteel'deki çalışma arkadaşlarıyla görülüyor. [Tanya Jankoviç] |
SETimes: Sırp uyruklu olmanız bir engel mi yoksa avantaj mı oldu? Üste görevli başka Sırplar da var mıydı?
Jankoviç: Başlarda ordu için çalışan bir tek Sırp bile yoktu. Sırpça çevirmen olarak Makedonlar görevlendiriliyordu. Hatta lojistik merkezi bile Üsküp'teydi. 2001 yılında işe başladığımda üsteki tek Sırp bendim.
SETimes: Askeri üste kadınlar için yaşam koşulları nasıldı?
Jankoviç: Harikaydı. Herşeyimiz vardı. Beş yıldızlı bir eğitim kampı! Odalar dört kişilik ve oldukça genişti. Herkesin kendine ait yatağı ve dolabı vardı. Büyük bir oturma odamız, masa ve sandalyelerimiz, televizyonumuz, DVD'miz, klimamız, buzdolabımız, kahve makinemiz, hatta ekmek kızartma makinemiz bile vardı. Her barakada dört oda ve ortaklaşa kullandığımız dev bir banyo vardı. Banyoda duş bölümü haricinde büyük aynalar, giyinme bölümü, saç kurutma makineleri, makyaj odası bulunuyordu. Gerçekten harikaydı.
SETimes: Oda arkadaşlarınızı hatırlıyor musunuz? Hâlâ görüştükleriniz var mı?
Jankoviç: Tabii! Mesela Armida diye bir arkadaşım var, en çok onunla görüşüyorum. Armida Tiranlı bir Arnavut. Bondsteel'den sonra New York'a yerleşti. Bu kış ziyaretine gittim. Bondsteel'deki diğer kadınların da çoğu Amerika'da. Ziyarete gittiğimi duyunca hemen beni görmeye geldiler. Birlikte yine harika vakit geçirdik. İrtibatı kaybettiklerimle de Facebook aracılığıyla yeniden birbirimizi bulduk.
SETimes: Sizce bu tür dostluklar, Kosova'da uyum içinde ve birlikte yaşamanın mümkün olduğunun bir kanıtı mı? Bu konudaki izlenimleriniz ne yönde?
Jankoviç: Ne yazık ki bunun münferit bir örnek olduğunu düşünüyorum. Kosova'da insanlar yıllardır birlikte yaşamıyor. Sırplar ve Arnavutlar, birlikte değil, yan yana yaşıyor. Kosova ekonomisi güçlendirilir ve ortak çıkarlar daha iyi bir şekilde ele alınırsa, bu halklar da aralarındaki farkları unutup, bir şekilde birlikte yaşamayı başarabilir.
Ben zaten herkesle iyi geçinen ve anlaşan bir yapıya sahibim. Hatta Arnavutlar'la daha bile iyi anlaşıyorum. Ancak şöyle de bir gerçek var ki, üsteki Arnavutlar'ın çoğu Arnavutluk ve Makedonya'dandı. Kosovalı Arnavutlar'la anlaşmak zordu. Hatta beni kabul ettikleri bile söylenemez. Bu anlaşılabilir bir durum. Sonuçta 1998 yılındaki silahlı çatışmalarda hem Sırplar hem de Arnavutlar kayıplar verdi.
SETimes: Üsteki askerlerle ilişkileriniz nasıldı?
Jankoviç: O devasa askeri üsten, Bondsteel'deki erkek çevirmenlerin etkilendiği kadar etkilenmemiştim. Üniformalar, silahlar, arabalar, cipler, Hummer'lar, helikopterler -- bu gibi şeyleri görünce aşırı bir heyecan duymadım açıkçası.
Asıl askerlerin çevrimiçi alışveriş yapabildiğini ve onların yardımıyla benim de yapabileceğimi öğrenince hayacanlandım. Ayrıcalıklı Amerikan vatandaşı kategorisinde yer aldıkları için vergiden muaflardı ve Amerika Birleşik Devletleri'nden gelen paketler için herhangi bir nakliye bedeli ödemiyorlardı. Bir sürü yerde indirim hakları vardı. Victoria's Secret ürünleri, Mac makyaj malzemeleri ve Guess kıyafetler gibi siparişlerimle onları epeyce bıktırmıştım. Kimileri söyleniyordu, ama yine de hepsi alışveriş yapmama yardım ediyordu.
![]() Jankoviç (önde, solda) kitabını tanıtıyor. [Tanya Jankoviç] |
SETimes: Peki sizi korumak zorunda kaldıkları oldu mu?
Jankoviç: Ne yazık ki evet! Beni kendi milletimden olan kişilere karşı korudular. Bu olay, aynı zamanda Kosova'daki en zor anlarımdan biri oldu. Nüfusunun büyük bölümü Kosovalı Sırplar'dan oluşan Strpce bölgesindeki Sırplar, muhafız birliklerinin UNMIK tarafından azledilmesini protesto ediyordu. Durum kontrolden çıktı ve Sırplar, Strpce'deki karakolu ateşe verdi, askerlere saldırdı. Taşlar havada uçuyordu. Kendimi korumaya çalışarak, "onlardan" olduğumu ve bana taş atmamalarını söyledim.
Bunu duyunca daha da öfkelendiler. Kendimi Amerika Birleşik Devletleri'ne sattığımı ve işgalciler için çalıştığım için utanmam gerektiğini söylediler. Bana o kadar kızmışlardı ki, askerler beni olaylar yatışıncaya kadar zırhlı araçlardan birine kilitlemek zorunda kaldı. Çok kötüydü.
SETimes: Kosovalı Arnavutlar'la ilişkileriniz nasıldı?
Jankoviç: Bir keresinde arkadaşım Armida beni Urosevac'taki bir internet kafeye götürdü. Kafede sadece Arnavutlar vardı. Önce Amerikalı olduğumu sandıkları için beni neşeli bir şekilde karşıladılar. Ama Armida Sırp olduğumu söyleyince, beni bir daha yanında getirmemesini söylediler.
SETimes: Yerel basın kitabınızdan bahsederken, kitabın kahramanının bir Arnavut ile yaşadığı aşka odaklanıyor. O çift hâlâ birlikte mi?
Jankoviç: Ne yazık ki o aşk mutlu sonla bitmedi. Ama bu istisnai bir örnek de değildi, zira Sırp-Arnavut evlilikleri yok denecek kadar azdı.
SETimes: Kitabınız büyük yankı uyandırdı. Tanıtım etkinliğine Sırp İçişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İvica Daciç, Kosova ve Metohiya Bakanlığı Genel Sekreteri Oliver İvanoviç ve Sırp jandarma eski komutanı Goran Radosavljeviç Guri gibi isimler katıldı. Sizce bunca insanı etkinliğe getiren şey kitabınızın konusu mu yoksa kitabın yazarı olarak size duydukları kişisel ilgi miydi?
Jankoviç: Muhtemelen her ikisi de! Kitabı da bunun için yazdım zaten. Sırbistan'daki, bölgedeki, Avrupa'daki ve dünyanın diğer yerlerindeki okuyucuların ilgisini çekmek, kişler arası ilişkileri derinleştirmek istedim, çünkü Kosova istatistik verilerden ibaret değil. Sırplar, Arnavutlar ve yabancılar -- hepimiz insan haklarından bahsediyoruz, ama kimsa orada yaşayan insanlarla ilgilenmiyor.
SETimes’da yayınlanan makalelerle ilgili yorumlarınızı kabul ediyoruz.
Bu forumu kullanarak Güneydoğu Avrupa’daki diğer okurlarla etkileşime geçmenizi umut ediyoruz. Bu deneyimi ilginç tutmak için, sizlerden yorum politikasında sıralanmış kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorum göndererek, bu kuralları kabul etmiş sayılıyorsunuz. SETimes.com hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, yayınlanan yorumlar sadece onları gönderenlerin görüşlerinden ibarettir. SETimes bu yorumlarda dile getirilen fikir veya görüşleri onaylamak veya kabul etmek zorunda değildir. SETimes.com yapıcı tartışmaları memnuniyetle karşılamakla birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, karşılıksız bağlantılar ve tek satırlık sloganların kullanımını teşvik etmemektedir. Bu, moderatörlü bir forumdur. Kötü amaçlı, saldırgan olduğu görülen veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayabilir.
SETimes'ın Yorum Politikası