Türkiye'de namus cinayetleri ve aile içi şiddet sorunları sürüyor

11/04/2011

Evde ciddi boyutta şiddet gören kadınları, yargı sisteminde de zorlu bir mücadele bekliyor.

Southeast European Times için İstanbul'dan Alina Lehtinen'nin haberi -- 11/04/11

photo

Kadın eylemciler, eski eşi tarafından öldürülen Ayşe Paşalı için temsili bir tabut taşıyor. [Reuters]

40 yaşlarındaki Neriman Aysun, on yıllık evliliği boyunca şiddet görmüş.

İlişkilerinin son üç yılında şiddetin dozu iyice artınca, çareyi Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfının yardımıyla kaçmakta bulmuş. Haberde güvenlik gerekçesiyle farklı bir isimle anılan Aysun, "Ölmek yerine yaşamayı seçtim," diyor.

Türkiye'de onun gibi pek çok kadın var ve her yıl onlarcasının öyküsü trajik bir sonla noktalanıyor.

Devlet tarafından yürütülen, "Türkiye'de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması" isimli bir çalışma, Türk kadınlarının neredeyse yarısının (yüzde 48,5), bir şekilde şiddet gördüğünü, ancak çok azının şiddet kurbanı olduğunu kabul ettiğini ortaya koyuyor.

Mor Çatı'nın gönüllü sosyal hizmet görevlilerinden Gülsün Kanat, durumu şöyle özetliyor: "Türkiye'de devlet, kadına yönelik şiddetle nasıl mücadele edilmesi gerektiğini anlamıyor. Ataerkil bir toplum olduğumuz için anlamak da istemiyorlar."

Büyük ölçüde gönüllülük esasına göre çalışan Mor Çatı Vakfının merkez ofisi İstanbul'da bulunuyor. Ofisin duvarları, üzerlerinde "erkeklerin sevgisi her gün üç kadını öldürüyor" gibi sloganlar bulunan posterlerle kaplı.

Türkiye'nin AB'ye katılmasının önündeki engellerden biri, kadın hakları konusunda karnesinin zayıf olması. Ülke, Dünya Ekonomik Forumunun 2010 Cinsiyet Ayrımcılığı Raporunda 135 ülke arasında, İran ve Mısır'ın bile gerisinde kalarak 126. oldu.

Kanat, "Türkiye'nin listenin sonlarında yer alması hiç şaşırtıcı değil. Bu çok üzücü bir durum. Yıllardır bu sorunlarla mücadele ediyoruz ve hâlâ bir arpa boyu yol alamadık," diyor.

Türkiye'de son yıllarda öldürülen kadınların sayısında ciddi bir artış görülüyor. 2002 yılına ait resmi verilere göre cinayete kurban giden kadın sayısı 66 iken, bu rakam son üç yılda bine ulaştı.

photo

Kürt nüfusun ağırlıkta olduğu güneydoğuda çok sayıda namus cinayeti yaşanıyor. [Reuters]

Türkiye İnsan Hakları Derneği İstanbul şubesinin yönetim kurulu üyesi Ayşe Günaysu, söz konusu artışta birden çok unsurun etkili olduğunu belirtiyor. Bu etkenlerden biri, güneydoğuda ordu ile ülkenin batısı için de doğrudan bir etki yaratan silahlı Kürt hareketi arasındaki savaş.

Günaysu, "Büyük ölçekli iç göç, büyük şehirlerde işsizliği artırırken, şiddet kültürünün de yayılmasına yol açıyor," diyor. Türkiye'de işlenen cinayetlerin yarısının namus cinayeti olduğu tahmin ediliyor. Şubat 2010'da yaşanan bir olay, namus cinayetleri meselesini yine manşetlere taşındı. 16 yaşındaki bir genç kız, erkeklerle arkadaşlık ettiği gerekçesiyle babası tarafından canlı canlı toprağa gömüldü.

Aysun, kadına yönelik suçların çoğu zaman cezasız kaldığını ya da yetkililerin, yasaların gerektirdiği cezalardan indirim yaptıklarını söylüyor:

"Kocamı şikayet etmek için karakola gittiğimde, bana 'Olur böyle şeyler. Kocanın yanına dön' dediler."

2004 yılında Türk hükümeti, namus cinayetlerinde hakimlere ceza indirimi konusunda takdir yetkisi veren 462. maddeyi kaldırdı. Söz konusu madde, cinayetin "kontrol edilemeyen üzüntü" ya da ağır tahrik nedeniyle işlendiği durumlarda, verilecek cezadan üçte iki oranında indirim yapılabileceğini söyleyen 52. madde ile birlikte, hakimlerin sıkça başvurduğu bir maddeydi.

Çoğunlukla bu iki madde birleştirilerek cezalarda ciddi oranda indirimler yapılıyordu. Türk Ceza Kanununun, bu tür suçlar için ceza indirimi uygulanmasını önleyecek şekilde değiştirilmesine öncülük eden kuruluşlardan biri de, özel Mor Çatı Vakfı idi.

Yine de pek çok hakim hâlâ bu değişikliklere bağlı kalmıyor. 23 Haziran 2010 tarihinde Diyarbakır'da bir mahkeme, namus cinayeti kapsamında ailelerinden bir kadını öldürmeyi tasarlayan kişiler hakkında takipsizlik kararı verdi.

Mahkeme, namus cinayeti tasarlama eyleminin, "düşünce özgürlüğü" kapsamında yer aldığına hükmetti.

Günaysu, konuyla ilgili olarak şöyle diyor: "Mahkeme kararlarında bir istikrar göremiyoruz. Sayıları az olsa da, kadın kurbanlar lehine karar veren hakimler de var. Bu da yasaların, hakimlerin zihniyetine göre farklı şekillerde uygulanabildiği anlamına geliyor."

Kanat da aynı görüşü paylaşıyor: "Hakimler yeni değişiklikleri uygulamak istemiyor. Hakim muhafazakar bir bakış açısına sahipse, cinayet işleyen erkekler kolaylıkla ceza indirimi alabiliyor."

Türk yasaları, nüfusu 50 binin üzerinde olan her belediyede bir kadın sığınma evi bulunmasını "öneriyor". Ancak 77 milyon nüfuslu ülkede sadece 65 sığınma evi var.

Kanat, "Yasaya göre, belediyenin sığınma evi açacak parası yoksa açması gerekmiyor. Hükümet, sığınma evleri için bir bütçe ayırarak belediyeleri desteklemeli."

photo

Türkiye'nin AB'ye katılmasının önündeki engellerden biri, kadın hakları konusunda karnesinin zayıf olması.

Günaysu, "Mevcut durumu iyileştirmek için, kadın hakları alanında çalışan sivil toplum örgütlerinin kapasitesi genişletilip güçlendirilmeli ve hükümet yetkilileri, şiddet tehdidi altındaki kadınları korumaya yönelik tedbirler almaya zorlanmalı", diyor.

Pek çok kadın hakları kuruluşu, iktidardaki dini muhafazakar Adalet ve Kalkınma Partisinin (AKP), kadına yönelik şiddetle yeterince sert bir şekilde mücadele etmediğini iddia ediyor.

Türkiye, kadın hakları konusunda zor durumda. AGİT'in sunduğu istatistik verilere göre, ülkede 2009 yılında kadınların iş gücüne katılım oranı sadece yüzde 26 idi. 549 sandalyeli meclisteki kadın milletvekili sayısı ise sadece 50.

Fakat diğer yandan hızlı kentleşme süreci ile birlikte cinsiyete dayalı roller de yeniden tanımlanıyor. Bundan yaklaşık yüz yıl önce nüfusun yüzde 75'i kırsal kesimde yaşıyordu. Bugün ise yüzde 70'inden fazlası şehirlerde yaşıyor.

Uzmanlar, bu eğilimle beraber toplumsal normlarda da değişiklikler olduğunu ve bunun, kimi zaman yaşlı ve genç nesiller arasında gerilime yol açtığını belirtiyor.

Aşırı uç noktalarda ise, bu tür baskılar dayak ve cinayet gibi şiddet patlamalarına neden olabiliyor.

Türkiye'de pek çok kadın hâlâ cinsiyete dayalı geleneksel roller doğrultusunda, 'erkek, evin reisidir' zihniyetiyle yetiştiriliyor. Eski kocası, kadın-erkek eşitliği ile ilgili örnekleri görüp öğrenmesin diye, Aysun'a televizyon izlemeyi yasaklamış.

Fakat evden kaçan Aysun, Mor Çatı sayesinde yasal haklarından haberdar olmuş.

İlgili Makaleler

Loading

Gelecek için en büyük dileklerinden birinin, uzaklaştırma emri çıkarmanın daha kolay hale gelmesi olduğunu söyleyen Aysun şöyle diyor:

"Türkiye'de kocaları tarafından öldürülen kadınların sayısı giderek artıyor."

Şimdilerde temizlikçi olarak çalışan Aysun, iki çocuklu bekar bir anne için İstanbul gibi pahalı bir kentte yaşamanın zor olduğunu söylese de ekliyor:

"Ama eskisine göre şimdiki durumum cennet sayılır."

Bu içerik SETimes.com için hazırlanmıştır.
Loading
Oy Ver
 
 

SETimes’da yayınlanan makalelerle ilgili yorumlarınızı kabul ediyoruz.

Bu forumu kullanarak Güneydoğu Avrupa’daki diğer okurlarla etkileşime geçmenizi umut ediyoruz. Bu deneyimi ilginç tutmak için, sizlerden yorum politikasında sıralanmış kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorum göndererek, bu kuralları kabul etmiş sayılıyorsunuz. SETimes.com hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, yayınlanan yorumlar sadece onları gönderenlerin görüşlerinden ibarettir. SETimes bu yorumlarda dile getirilen fikir veya görüşleri onaylamak veya kabul etmek zorunda değildir. SETimes.com yapıcı tartışmaları memnuniyetle karşılamakla birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, karşılıksız bağlantılar ve tek satırlık sloganların kullanımını teşvik etmemektedir. Bu, moderatörlü bir forumdur. Kötü amaçlı, saldırgan olduğu görülen veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayabilir.

SETimes'ın Yorum Politikası

Focus on Ukraine

Röportaj

Balkan ülkelerinden AB güvenlik ve savunmasına katkı taahhüdüBalkan ülkelerinden AB güvenlik ve savunmasına katkı taahhüdü

Bölge ülkelerinin AB kriz yönetimi misyonlarına, Avrupa Güvenlik ve Savunma Koleji eğitim programlarına ve gizli bilgilerin karşılıklı paylaşım anlaşmalarına katılımı küresel barış ve istikrara destek vermelerine yardımcı oluyor.

SETimes logo

En Popüler

Loading
Loading
Loading

Anket

Avrupa Birliği, Suriye'ye savaşmaya gidenlerin ülkelerine döndüklerinde radikalleşmiş olma ve terörist eylemler gerçekleştirme ihtimallerinin daha yüksek olduğuna inanıyor. Katılıyor musunuz?

Evet
Hayır
Bilmiyorum