Felaketler tedbir alma ihtiyacını gündeme getiriyor

05/10/2009

Bu yaz Güneydoğu Avrupa’da meydana gelen doğal felaketlerin sonuçları, bölge ülkelerinin, ölüm riskini azaltmak ve gelecek yıllarda artması beklenen afetlerin olumsuz etkilerini azaltmak için, afet yönetim programlarındaki eksikleri gidermeleri gerektiğini gösteriyor.

(Haber ajansları -- 01/08/09 -26/09/09; Dünya Bankası; Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli; Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu; Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi)

photo

Lefkoşa’da 18 Eylül tarihinde aniden ortaya çıkan fırtınada gökyüzünde bir hortum geziyor. [Getty Images]

Fırtınalar, seller, yangınlar, depremler – bu yaz çoğu Güneydoğu Avrupa ülkesi bu felaketlerden en az birini yaşadı. Çok büyük boyutlarda maddi hasara yol açan bu felaketlerde, üç düzineden fazla insan hayatını kaybederken, çok sayıda kişi de yaralandı ya da çeşitli kayıplar yaşadı.

Lefkoşa’da nadir görülen hortum

18 Eylül’de Kıbrıs Rum Kesimi'nin başkenti Lefkoşa’yı kasıp kavuran garip bir hortum, en az 11 kişinin yaralanmasına neden oldu. Köklerinden sökülen ağaçlar arabaların üzerine düştü ve bazı şehir yollarını kapattı. Beraberinde sağanak yağmur ve dolu da getiren hortum, elektrik hatlarını kopardı, çatıları ve reklam panolarını uçurdu. Uçuşan enkaz parçaları dükkan ve evlerin camlarını kırdı.

Fırtınada en ağır hasarı gören Lefkoşa’ya bağlı Latsia belediyesinin başkanı Panayotis Kipriyanu, bölgede 200 evin hasar gördüğünü belirtti. Yerel bir elektrikli ürün satıcısı, Cyprus Mail gazetesine yaptığı açıklamada, hortumun mağazasını vurması nedeniyle dört kamyon dolusu buzdolabı, televizyon ve çeşitli ürünü atmak zorunda kaldığını söyledi.

Reuters’e konuşan Kipriyanu, “İnanılmaz bir olaydı. Hasarımız çok büyük. Çok şükür ölen olmadı”, dedi.

Şiddetli yağmurlar sele yol açtı

Geçtiğimiz ayın başında Türkiye’nin kuzeybatısı son 80 yılın en şiddetli yağışıyla sarsıldı. Bölgede büyük çaplı sel felaketine yol açan sağanak yağışın, İstanbul ve çevresinde yol açtığı hasarın faturasının 68 milyon avronun üzerinde olduğu tahmin ediliyor. 14 Eylül itibariyle ölü sayısının 32’den 41’e yükseldiği sel felaktinde altı kişi ise hâlâ kayıp.

Haziran ayında Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu tarafından yayınlanan Dünya Felaket Raporunun 2009 yılı baskısına göre, 2008 yılında Türkiye’de doğal afetler sonucu 88 kişi yaşamını yitirdi. Dünyanın en büyük çevre örgütlerinden WWF’nin Türkiye şubesine göre, Türk yetkililerin, aşırı hava koşullarının yol açtığı olaylara karşı gerekli önlemleri almaları gerekiyor.

WWF Türkiye CEO’su Dr. Filiz Demirayak, 11 Eylül’de yayınlanan bir açıklamada, “İstanbul’un göbeğinde ölümcül sel felaketlerinin yaşanması, herşeyden önce şehrin altyapısının yetersiz olduğunu göstermektedir. Kontrolsüz şehirleşme ve altyapı, yağmur sularının, doğal yolunda ilerleyerek denize ulaşmasını engelleyen unsurlar halini almıştır,” dedi.

photo

Üsküp’ün 160 kilometre doğusundaki Valandovo’da yaşanan depremin ardından Basi Boz köyünde bir adam hasar gören evini inceliyor. [Getty Images]

STK, doğal sulama kanallarının hasar görmesini ve İstanbul’da orman ve yeşil alanların azlığını da yaşanan felaketin sebepleri arasında gösterdi.

Demirayak, “Hükümet ve yerel belediyeler, şehrin altyapı sorunlarını çözmeli ve en kısa sürede bir iklim değişikliği uyum planı hazırlamalıdır,” dedi.

Çevre uzmanları, sellerin, küresel ısınmanın Avrupa üzerindeki etkisinin bir işareti olduğuna dikkat çekiyor.

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Panelinin 2007 tarihli İklim Değişikliği değerlendirmesinde, “Denize yakın bölgelerde kış sellerinin, Avrupa genelinde ise ani sel baskınlarının artması beklenmektedir. Artan fırtınalı durumlara ve deniz seviyesindeki yükselmeye bağlı kıyısal sellerin tehdidine maruz kalanların sayısı her yıl 1,6 milyon kişi artıyor,” ifadesi yer aldı.

Geçtiğimiz ay Yunanistan’ın Evia adasında şiddetli yağışların yol açtığı sel felaketinde bir polis memuru hayatını kaybetti. Ağustos ayı başında şiddetli fırtına ve beraberindeki şiddetli yağış, Bulgaristan’ın batısında büyük zarara neden oldu. Sofya’nın bazı bölgelerinde caddeleri su basınca trafik saatlerce durdu.

Yunanistan 2007’deki yangın felaketinin yaralarını sarıyor

2007 yılında bir dizi geniş çaplı yangın sonucunda ülke genelinde yaklaşık 200.000 hektar orman ve tarım alanı ile çeşitli arazilerin kül olduğu ve yaklaşık 80 kişinin yaşamını yitirdiği Yunanistan’da, kuvvetli rüzgarlar, yüksek hava sıcaklıkları ve kundaklama eylemleri bu yaz da yeni bir yangın dalgasına yol açtı.

Yangın felaketlerinin en kötüsü Ağustos ayının ikinci yarısında yaşandı. Atina’ya yakın bölgelerin de aralarında bulunduğu çeşitli yerlerde alevler yükseldi. Eylül ayına gelindiğinde Yunanistan’da yanan alanların toplamı 42.120 hektarı aştı. Avrupa Komisyonu (AK) Ortak Araştırma Merkezinin (OAM) yayınladığı Avrupa Orman Yangınları Enformasyon Sistemi Bülteninin son sayısına göre, Yunanistan, toplam yanan alan bakımından 2009 yılında Avrupa’nın yangınlardan en çok zarar gören dördüncü ülkesi oldu.

Bu yaz yaşanan yangın felaketinin tek kurbanı, Kefalonya adasındaki alevleri kontrol altına alma çalışmaları sırasında uçağı düşen 55 yaşındaki Yunan pilot oldu.

Hükümet yine felakete tepki göstermekte gecikmekle suçlansa da, iki yıl önce yaşanan krizden ders aldığını da gösterdi. Atina bu kez vakit kaybetmeden AB’li ortaklarından yardım isterken, yerel belediyeler de hastaneler, huzur evleri ve hatta kentlerin boşaltılması gibi acil durum önlemleri aldı.

OAM bültenine göre Eylül ayı başı itibariyle Arnavutluk, Bulgaristan, Hırvatistan ve Türkiye’de çıkan yangınlarda toplam 16.370 hektar alan yandı.

photo

23 Ağustos’ta Atina’daki antik Akropolis’in arkasından yükselen alevler gökyüzünü aydınlatıyor. [Getty Images]

Türk hükümetinin, yangın riskini azaltmak için aldığı önlemler arasında, ormanların 7 gün 24 saat gözetlenmesi ve yüzlerce yangın tespit kulesinin inşa edilmesi yer alıyor. Bulgaristan’da geçtiğimiz yıl yaşanan 580 yangının büyük çoğunluğunun ana nedeni, yasaklandığı ve 3000 avro cezası olduğu halde, çiftçilerin anız ve sebze artıklarını yakması idi.

Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu Genel Sekreteri Bekele Geleta, Haziran ayında açıklanan bu yılın Dünya Felaket Raporunun lansmanında, “Hükümetler, iklim değişikliğinin giderek artan tehlikelerini, tıpkı küresel finans krizi gibi ele almalıdır”, dedi.

Fırtına ve seller, daha öngörülebilir doğal afetlerken, hortumlar ve bölgede sıkça yaşanan depremler öyle değil.

Depreme meyilli bir bölge

Balkan Yarımadası, Avrupa’nın diğer bölgelerine kıyasla çok daha karmaşık bir tektonik yapıya sahip. Dünya Bankasının Haziran ayında yayınladığı bir araştırmaya göre, bugüne dek kıtada yaşanan en büyük depremler, 1904 yılında Bulgaristan’da gerçekleşen, Richter ölçeğine göre 7,3 ve 7,8 şiddetindeki sarsıntılardı.

İlgili Makaleler

Loading

Amerika Birleşik Devletleri Jeolojik Araştırma Kurumuna (USGS) göre, 1939 yılında Türkiye’nin doğusundaki Erzincan şehrinde meydana gelen ve 32.000 kişinin yaşamını yitirdiği depremin şiddeti de Richter ölçeğine göre 7,8 idi. Ağustos 1999’da Türkiye’nin batısını vuran 7,4 şiddetindeki depremde ise 17.000’den fazla kişi yaşamını yitirdi ve binlerce evin çökmesi ya da ağır hasar görmesi nedeniyle yaklaşık yarım milyon insan evsiz kaldı.

Bölgede daha hafif şiddetli depremler oldukça sık yaşanıyor. Bu tür orta ve hafif şiddetli sarsıntıların en büyüğü, 6 Eylül’de Arnavutluk’u sallayan 5,6 şiddetindeki deprem idi. Raporlara göre iki ev çökerken kimi evler hafif hasar gördü. Merkez üssü Romanya ve Bulgaristan’ın Karadeniz kıyılarının açığı olan 5 Ağustos tarihli 5,0 şiddetindeki deprem de hafif hasara yol açtı.

Romanya’nın eski Başbakanı Calin Popescu Tariceanu, 2007 yılının başında getirdiği öneride, emlak piyasası üzerinde nasıl bir etki yaratırsa yaratsın, depremde yıkılma riski taşıyan tüm binaların gerekli şekilde işaretlenmesi gerektiğini belirtmişti. Daha önce yapılan istatistik çalışmalar, ülkede deprem olması halinde yaklaşık 3000 binanın ciddi hasara uğrayabileceğini ve 120 tanesi Bükreş’te olmak üzere 600 binanın çökebileceğini göstermişti.

Dünya Bankasının risk sigortası ile ilgili yakın tarihli bir araştırmasına göre, sarsıntının “şiddetli” hissedileceği yüksek yoğunluklu bir deprem halinde, Bulgaristan’daki binaların yüzde 50’si hiç hasar görmeyecek, yüzde 7,5’iyse yıkılacak. Rapora göre kalan binalarda orta seviyede hasar meydana gelecek.

Bu içerik SETimes.com için hazırlanmıştır.
Loading

Oy Ver

Loading
  • Email to a friend
  • icon Baskı Versiyonu
  • Share/Save/Bookmark.

SETimes’da yayınlanan makalelerle ilgili yorumlarınızı kabul ediyoruz.

Bu forumu kullanarak Güneydoğu Avrupa’daki diğer okurlarla etkileşime geçmenizi umut ediyoruz. Bu deneyimi ilginç tutmak için, sizlerden yorum politikasında sıralanmış kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorum göndererek, bu kuralları kabul etmiş sayılıyorsunuz. SETimes.com hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, yayınlanan yorumlar sadece onları gönderenlerin görüşlerinden ibarettir. SETimes bu yorumlarda dile getirilen fikir veya görüşleri onaylamak veya kabul etmek zorunda değildir. SETimes.com yapıcı tartışmaları memnuniyetle karşılamakla birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, karşılıksız bağlantılar ve tek satırlık sloganların kullanımını teşvik etmemektedir. Bu, moderatörlü bir forumdur. Kötü amaçlı, saldırgan olduğu görülen veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayabilir.

SETimes'ın Yorum Politikası

SETimes logo

Kosova: Sınırda Kriz

Kosova: Sınırda Kriz

Enerji: Sorunlar ve Trendler

Enerji: Sorunlar ve Trendler

Değişen Algılar: Balkanlar'da Kadın

Değişen Algılar: Balkanlar'da Kadın

Yeşillenen Balkanlar

Yeşillenen Balkanlar
Loading
Loading
Loading
Loading

Anket

AB geçtiğimiz günlerde Sırbistan'a aday statüsü verilmesine ilişkin kararı ertelemeyi seçerek, bu kilometre taşının bu yıl aşılacağı yönündeki beklentileri boşa çıkardı. Sizce bunun Cumhurbaşkanı Boris Tadiç ve iktidar koalisyonuna ne kadar ciddi bir zararı olur?

Çok ciddi
Ciddi
Orta
Önemsiz
Hiç zararı olmaz



Sonuçlara bakmak için Yorum ekle