Mitroviça’nın kuzeyinde çay ve Tito

22/06/2009

Etnik açıdan karma bir bölgenin, siyasi bir çıkmazın içinde kalan sakinleri, geçmişin güzel anılarına tutunmaya çalışıyor.

Besa Bekiri ve İlya Corceviç, Southeast European Times, Mitroviça -- 22/06/09 Fotoğraflar: Laura Hasani

photo

Mitroviça’daki Boşnak Mahallesinde, Sırplar ve Arnavutlar bir arada yaşıyor.

Burası “Boşnak Mahallesi” olarak biliniyor. Kuzey Mitroviçalı pek çok Boşnak’a ev sahipliği yapan bölge, Arnavut ve Sırpların da uğrak yeri olması nedeniyle etnik bir potayı andırıyor.

Dışardan bakıldığında hayat sakin görünüyor. Dükkanlardan çikolata ya da ayvar ve lutenika gibi geleneksel lezzetlerden satın alabiliyorsunuz. Sırp hükümetinin finansmanı ile yeni binalar inşa ediliyor. Buranın en önemli yerleri arasında bir Jugobanka şubesi ve daha da önemlisi yerel halk arasında çok meşhur olan Shera’s Café bulunuyor.

5-6 yaşlarında bir kız çocuğu, Kosovalı bir Arnavut olan annesi Arbnora’nın işlettiği küçük bir dükkanın önünde duruyor. Arbnora, küçük kızını işaret ederek, “Onu okula yazdırdım. Güneydeki bir okula gidecek, burada gidebileceği bir okul yok,” diyor.

Gürültülü kamyonlar, “çoklu etnik pazar” adıyla anılan, dükkanların dışındaki bölgeye sebze, meyve ve mal taşıyor. Park halindeki bir arabanın üzerinde, artık var olmayan Sırbistan-Karadağ’ı simgeleyen SCG harfleri görülüyor.

Shera, kafeteryasının üst katında ailesiyle birlikte yaşadığı dairesinden ağır ağır inip çay yapmaya başlıyor. 62 yaşındaki profesör ve eski bir siyasi mahkum olan Adem Mripa’nın bugünlük dersleri bitmiş. Sohbete oturuyor.

“Sırplarla, savaştan önceki güzel günleri, kentin ortasından geçen ortak bulvarı anıyoruz. Bize eski tanıdıklarını, hâlâ sağ olup olmadıklarını, bazı eski sokakların hâlâ yerinde durup durmadığını, değişen şeyleri soruyorlar,” diyor.

photo

Drago Markoviç (solda) ve Adem Mripa, Kosova’nın kuzeyindeki yaşam koşullarından bahsediyor.

Sonra kafenin hemen önündeki yeni binaları gösteriyor: “Yeni gelenler, yani başka yerlerden yeni gelen Sırplar, hem bizim hem de buradaki Sırplar için sorun teşkil ediyor.”

Mripa’nın evi pek çok kez tahrip edilmiş – pencereler kırılmış, duvarlara kurşunlar isabet etmiş, ama şans eseri ölen olmamış. “Evimi yakmaya kalktılar ama yapamadılar”, diyor.

Yakınlardaki üç katlı bir binanın bahçesinde ise bazı Sırp aileler oturmuş kahve içiyor. Bize kuşkulu bakışlar atarak, geçmişte gazetecilerle kötü deneyimler yaşadıklarını söylüyorlar: “Biz birşey söylüyoruz, onlar ise bambaşka birşey yazıyor.”

Birlikte yaşama konusunun açılmasına şaşırmıyorlar. 21 yaşındaki Miloş Stosiç, “Arnavutlar da bizim gibi insan. Kimisi size yardım eder, kimisi de sırtınızdan bıçaklar”, diyor ve şöyle devam ediyor:

“Biz de onlardan farklı değiliz. Burada iyi de kötü de birarada. Kendimden örnek vereyim: kötü zamanlar yaşıyoruz, kriz var, iş yok. Param yoksa, bizim burada dükkan işleten Arnavut komşuma giderim. Beni hep nezaketle karşılar ve param olmasa da veresiye alışveriş yapmama izin verir.”

Fakat herşeyin ideal olmadığını da sözlerine ekliyor. Provokasyonlar ve yorumlar da olmuyor değil, ama bunların kaynağı çoğunlukla gençler oluyor.

Uzun yıllardır Mitroviça’da yaşayan 57 yaşındaki Pavle Nedeljkoviç, “Ne zaman ve hangi tarafta başlayacağını asla bilemiyorsunuz. Şehir merkezindeki güvenli evlerinden gelip bela çıkaran ‘kahramanlar’ türüyor. Her iki tarafı da kastediyorum. Fakat bunun sıkıntısını çeken, burada yaşayıp doğrudan tehdit altında kalan bizleriz. O ‘kahramanlar’ evlerine, apartmanlarına geri dönüyor, ama biz geride kalıyoruz ve çocuklarımız için endişe ediyoruz”, diyor.

Kafede Mripa’nın telefonu çalıyor. Sırpça ve Arnavutça karışık konuşmaya başlıyor ve konuşmasında birçok kez Drago adı geçiyor. Drago, Mripa’nın yakın arkadaşı Dragoslav Markoviç. Araba tamircisi olan Markoviç, eskiden güney Mitroviça’da oturup babasıyla birlikte çalışıyormuş. Profesör, “Güneye geri dönmek istiyor. Benden kendisine yardım etmemi istedi”, diyor.

Drago çok iyi Arnavutça konuşuyor. Bu dili nerden öğrendiğini soruyoruz. Gülerek, “300 yıldır burada yaşıyoruz”, diyor.

Arnavut arkadaşlarıyla çoğu zaman sıradan şeyler hakkında konuştuklarını söylüyor: “Onlar bize kuzeyde hayat nasıl diye soruyor, biz onlara güneyde işler nasıl gidiyor diyoruz. Birbirimize yardımcı olabileceğimiz evrak işlerinden, iş ve para kazanma imkanlarından bahsediyoruz.”

Drago, “İnsanların çoğu siyasetle değil, gündelik yaşamla ilgileniyor. Geri dönmek isteyen pek çok Sırp var”, diyor.

photo

37 yaşındaki Dragana Zhiviç, Obiliçli bir mülteci. Boşnak mahallesinde, dört çocuğundan ikisi ile birlikte yaşadığı bir dairesi var. Diğer iki çocuğu ise Sırbistan’da.

“Birbirimize selam veririz, ben Arnavut komşuma ‘merhaba’ derim, O da bana ‘iyi günler’ der, fakat birbirimizi hiç ziyaret etmeyiz. Sürekli bir korku içinde yaşıyoruz. Kızım dışarı çıktığında mutlaka pencereden izliyorum ve eve gelene kadar da bekliyorum”, diyor.

İlgili Makaleler

Loading

Burada yaşayan insanlar, geleceğe dört elle sarılmaya çalışırken, masalsı bir geçmişte teselli buluyor. Drago, önümüzdeki yılların daha çok Tito dönemi gibi olmasını umut ediyor ve “Tito döneminde herşey kesinlikle daha iyiydi. İş, para, arkadaşlık... Kimse ne olduğunuzu, kim olduğunuzu umursamazdı. Her yere serbestçe gidebilirdiniz,” diyor.

Mripa da bu fikre katılıyor: “Evet, Tito dönemi daha iyiydi.” Kafeteryanın duvarlarında merhum Yugoslav diktatörün etkileyici bir portresi ve yanı sıra Atatürk’ün bir posteri ile dünyanın çeşitli ülkelerinin bayrakları bulunuyor.

Nedeljkoviç, “Boşnak mahallesine ilk defa gelen biri, herşeyin normal bir şekilde sürüp gittiğini düşünebilir. Sırplar ve Arnavutlar burada birarada yaşıyor, dükkanlar açık, alışveriş yapıyoruz, ticaret yapıyoruz. Fakat asla sakin olamıyorsunuz. Burada herşey bir saniyede patlayabiliyor”, diyor ve ekliyor:

“Yani bu, kimsenin başına gelmesini istemeyeceğim türde bir yaşam.”

Bu içerik SETimes.com için hazırlanmıştır.
Loading

Oy Ver

Loading
  • Email to a friend
  • icon Baskı Versiyonu
  • Share/Save/Bookmark.

SETimes’da yayınlanan makalelerle ilgili yorumlarınızı kabul ediyoruz.

Bu forumu kullanarak Güneydoğu Avrupa’daki diğer okurlarla etkileşime geçmenizi umut ediyoruz. Bu deneyimi ilginç tutmak için, sizlerden yorum politikasında sıralanmış kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorum göndererek, bu kuralları kabul etmiş sayılıyorsunuz. SETimes.com hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, yayınlanan yorumlar sadece onları gönderenlerin görüşlerinden ibarettir. SETimes bu yorumlarda dile getirilen fikir veya görüşleri onaylamak veya kabul etmek zorunda değildir. SETimes.com yapıcı tartışmaları memnuniyetle karşılamakla birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, karşılıksız bağlantılar ve tek satırlık sloganların kullanımını teşvik etmemektedir. Bu, moderatörlü bir forumdur. Kötü amaçlı, saldırgan olduğu görülen veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayabilir.

SETimes'ın Yorum Politikası

SETimes logo

Kosova: Sınırda Kriz

Kosova: Sınırda Kriz

Enerji: Sorunlar ve Trendler

Enerji: Sorunlar ve Trendler

Değişen Algılar: Balkanlar'da Kadın

Değişen Algılar: Balkanlar'da Kadın

Yeşillenen Balkanlar

Yeşillenen Balkanlar
Loading
Loading
Loading
Loading

Anket

AB geçtiğimiz günlerde Sırbistan'a aday statüsü verilmesine ilişkin kararı ertelemeyi seçerek, bu kilometre taşının bu yıl aşılacağı yönündeki beklentileri boşa çıkardı. Sizce bunun Cumhurbaşkanı Boris Tadiç ve iktidar koalisyonuna ne kadar ciddi bir zararı olur?

Çok ciddi
Ciddi
Orta
Önemsiz
Hiç zararı olmaz



Sonuçlara bakmak için Yorum ekle