Kıbrıs meselesi, Türkiye’nin AB sürecinde engel teşkil edebilir

29/12/2008

Kıbrıs meselesi Eylül ayına kadar çözümlenemediği takdirde Türkiye, önümüzdeki yıl AB sürecinde olası bir “yol kazası” ile karşı karşıya kalabilir.

Ayhan Şimşek, Southeast European Times için yazdı – 29/12/08

photo

Kıbrıs, adanın Yunanistan ile birleştirilmesini amaçlayan, Atina destekli bir darbeye tepki olarak Türk ordusunun girdiği 1974 yılından bu yana, etnik olarak bölünmüş durumda. [Getty Images]

Kıbrıs Türk ve Rum kesimleri arasındaki barış görüşmelerinin yavaş ilerlemesinden rahatsızlık duyduğunu belirten Türkiye, on yıllardır sürmekte olan sorunun bir an önce çözülmesini istiyor.

18 Aralık Perşembe günü, Türkiye Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Ankara’yı ziyaret eden BM Genel Sekreterliği Kıbrıs özel danışmanı Alexander Downer ile biraraya geldi. Kıbrıs Rum kesimini, süreci engelledikleri gerekçesiyle eleştiren Babacan, Downer’dan bir zaman çerçevesi talep etti ve BM’nin, tarafların tek başlarına aşamadıkları farklılıklar konusunda inisiyatifi eline almasını istedi.

Ankara'nın endişelenmek için geçerli bir sebebi var, zira tarafların anlaşmaya varamaması, Türkiye’nin AB üyeliği süreci açısından büyük sorunlar doğurabilir. Ülke, Lefkoşe ile ilişkilerini düzeltmesi yönünde yoğun bir baskı ile karşı karşıya. AB, Türkiye’ye, liman ve havaalanlarını Kıbrıslı Rumlara açması için 2009’a kadar süre verdi ve bu gerçekleşmediği takdirde, Brüksel üyelik görüşmelerinin askıya alınmasını talep edebilir.

Adanın yeniden birleştirilmesine yönelik önemli gayretlerin sonuncusu da 2004 yılında başarısızlıkla sonuçlandı. Dönemin BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından ortaya atılan ve uluslararası düzeyde desteklenen bir uzlaşma planı, Kıbrıslı Türk ve Rum liderler tarafından masaya yatırıldı ve adanın her iki kesiminde de ayrı ayrı referanduma sunuldu. Planın her iki kesim tarafından da referandumla kabul edilmesi gerekiyordu. Fakat Kıbrıs Rum yönetimi, referandumun hemen öncesinde plan kapsamında kendilerinden kabul edilemez tavizler verilmesinin istendiğini öne sürerek karşı tavır aldı. Kıbrıslı Türkler plana yeşil ışık yaksa da, Kıbrıs Rum kesiminden ezici bir çoğunlukla red oyu çıktı.

photo

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat (sağda), Türkiye başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte poz veriyor. [Getty Images]

Sonrasında, Lefkoşe hükümeti adanın tamamını temsil etmek üzere Kıbrıs AB’ye katılırken, Kıbrıslı Türkler fiilen bu çerçevenin dışında bırakıldı. Brüksel, Türkiye’nin Kıbrıs Rum Kesimi'ni tanımasını istiyor, fakat bu fikir, yalnızca barış görüşmeleri sonucunda kurulacak yeni bir ortak devleti tanıyacakları konusunda ısrar eden Türk liderler tarafından reddediliyor. Kıbrıs Rum Kesimi, bir AB üyesi olarak veto yetkisine ve dolayısıyla da Türkiye’nin AB üyeliği konusunda söz hakkına sahip bulunuyor.

Türkiye’nin limanlarını Kıbrıslı Rumlara açması koşulu, 1995 yılında blok ile imzalanan bir gümrük birliği çerçevesinde yer alıyor. Fakat Türkiye, limanların açılmasını, ada yönetiminden ayrılarak kurdukları cumhuriyet uluslararası alanda tanınmayan Kıbrıslı Türklere yönelik tecrit politikasının yumuşatılması şartına bağlıyor. Önümüzdeki Eylül ayına kadar durumu değerlendirecek olan Avrupa Komisyonu (AK), görüşmelerin tamamen askıya alınmasını önerebilir.

Şu anda 35 katılım başlığından sekiz tanesi, Kıbrıs meselesi nedeniyle beklemede. Bu hafta ise Lefkoşe, kısa bir süre önce tartışmalı bir deniz sahanlığında petrol aranması ile ilgili olarak yaşanan anlaşmazlığı öne sürerek, önemli bir başlık olan enerji konusunun açılmasını engelledi.

Diplomatlar ve analistler, ortada ciddi bir kriz riski olduğunu düşünüyor. Referans gazetesinde yazan kıdemli dış siyaset yorumcusu Barçın Yinanç, Kıbrıs Rum kesiminin, “ne kadar çok zaman geçerse, 2009’da Türkiye'den o kadar çok taviz alacağını” hesaplayarak tehlikeli bir oyun oynadığını belirtiyor.

“Bu yanlış bir hesap”, diyen Yinanç, bu oyunun muhtemel sonucunun, Türkiye'nin AB sürecinin dondurulması olacağını söylüyor. AB’nin kendi iç sorunlarına gömüldüğü süreçte, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın hükümetinin, üyelik konusundaki ilk hevesinin büyük bir bölümünü zaten kaybettiğini belirtiyor.

photo

Kıbrıs Rum kesiminde yapılan son seçimleri, seçim kampanyası kapsamında barış sürecini yeniden canlandırma sözü veren Dimitris Hristofyas kazandı. [Getty Images]

“Türkiye ve Avrupa: Karar Yılı” başlıklı raporunda, Uluslararası Kriz Grubu (ICG) da uyarıda bulunuyor.

İlgili Makaleler

Loading

Raporda, "Her iki taraf da, birbirlerinden elde edebilecekleri ne kadar çok kazanç olduğunu hatırlamalı ve taraflardan biri ya da diğeri görüşmelere son vermeden, pek çok konuda hızlı bir şekilde yol almalıdır, zira görüşmeler çıkmaza girdiği takdirde bir daha asla yeniden başlayamayabilir", deniliyor.

Brüksel merkezli düşünce grubuna göre, AB, Türkiye’nin tüm kirterleri yerine getirdiği takdirde tam üyelik hakkı kazanabileceğini sık sık ve kararlı bir şekilde belirtmeli. Brüksel’in daha güçlü bir pozitif etki kurmasının önerildiği raporda, AB'nin "müzakere başlıklarının incelenmesi ve açılması konusundaki gayrıresmi engelleri kaldırması isteniyor.

“AB, Kıbrıs barış görüşmeleri konusuna daha büyük önemle ve tarafsız olarak eğilmeli, adada yaşayan her iki toplumun da liderlerini makamlarında ziyaret etmek üzere kıdemli yetkililer göndermeli, çözüm için finans desteği sağlamaya hazır olduklarının altını çizmeli ve tartışmalı kara sularında petrol arama faaliyetlerinin görüşme sürecinde ertelenmesi fikrini dikkate almalıdır”, sözlerine yer verilen raporda, Türkiye'nin çözüm için sorumluluk alması, uzlaşma sürecinin hızlandırması ve Yunanistan veya Kıbrıs Rum Kesimi tarafından üzerinde hak iddia edilen sularda yapılacak olan petrol arama çalışmalarını durdurmak için deniz yoluyla askeri müdahale yapılmasını engellemesi gerektiği belirtiliyor.

Saygın düşünce grubu ayrıca, Türkiye hükümetinin, AB’ye uyum reformları ile ilgili sürece en yüksek yönetim düzeyinde kararlılıkla devam etmesini, AB Mevzuatının Kabulüne İlişkin Ulusal Program taslağını bir an önce kabul edip uygulamaya koymasını ve meclisteki partiler arasında güven ve işbirliği ortamını yeniden sağlamasını istiyor.

Bu içerik SETimes.com için hazırlanmıştır.
Loading

Oy Ver

Loading
  • Email to a friend
  • icon Baskı Versiyonu
  • Share/Save/Bookmark.

SETimes’da yayınlanan makalelerle ilgili yorumlarınızı kabul ediyoruz.

Bu forumu kullanarak Güneydoğu Avrupa’daki diğer okurlarla etkileşime geçmenizi umut ediyoruz. Bu deneyimi ilginç tutmak için, sizlerden yorum politikasında sıralanmış kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorum göndererek, bu kuralları kabul etmiş sayılıyorsunuz. SETimes.com hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, yayınlanan yorumlar sadece onları gönderenlerin görüşlerinden ibarettir. SETimes bu yorumlarda dile getirilen fikir veya görüşleri onaylamak veya kabul etmek zorunda değildir. SETimes.com yapıcı tartışmaları memnuniyetle karşılamakla birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, karşılıksız bağlantılar ve tek satırlık sloganların kullanımını teşvik etmemektedir. Bu, moderatörlü bir forumdur. Kötü amaçlı, saldırgan olduğu görülen veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayabilir.

SETimes'ın Yorum Politikası

SETimes logo

Kosova: Sınırda Kriz

Kosova: Sınırda Kriz

Enerji: Sorunlar ve Trendler

Enerji: Sorunlar ve Trendler

Değişen Algılar: Balkanlar'da Kadın

Değişen Algılar: Balkanlar'da Kadın

Yeşillenen Balkanlar

Yeşillenen Balkanlar
Loading
Loading
Loading
Loading

Anket

AB geçtiğimiz günlerde Sırbistan'a aday statüsü verilmesine ilişkin kararı ertelemeyi seçerek, bu kilometre taşının bu yıl aşılacağı yönündeki beklentileri boşa çıkardı. Sizce bunun Cumhurbaşkanı Boris Tadiç ve iktidar koalisyonuna ne kadar ciddi bir zararı olur?

Çok ciddi
Ciddi
Orta
Önemsiz
Hiç zararı olmaz



Sonuçlara bakmak için Yorum ekle