Kıbrıs’ın yeniden birleşmesine ilişkin umutlar hâlâ ihtiyatlı

27/10/2008

Barış görüşmeleri, 2004 yılındaki Annan Planının başarısız olmasından bu yana, uzlaşma yönünde en yoğun şekilde devam ediyor.

(Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Ağı, AP, Turkish Daily News, CIA Factbook -- 08/10/22, New York Times)

photo

Kıbrıs Rum Kesimi Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofiyas (sağda), Mayıs ayında yapılan bir toplantının ardından KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile el sıkışıyor. [Getty Images]

Kıbrıs, bölünmesinden uzun süre önce değişken bir yerdi. Etnik Yunanlılar ve Türklerin birarada yaşama süreci her zaman istikrarsız olmuştu ve 1960 yılında ada İngiltere’den ayrıldığında, bu etnik topluluklar arasında şiddet boy göstermeye başladı.

Bugünkü kriz, Atina’daki askeri cuntanın, Kıbrıs lideri Başpiskopos Makarios’u devirerek adayı Yunanistan’a ilhak etmek istediği 1974 tarihine dayanıyor. Garantör güç olarak oynadığı rolü öne süren Türkiye, adaya asker gönderdi. Türk ordusu, Rumların çoğunlukta olduğu bazı yerler de dahil olmak üzere, ada topraklarının üçte birinden fazlasını ele geçirdi. Bunun sonucunda ada yönetiminden ayrılan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, yalnızca Ankara tarafından tanınıyor.

Adanın, BM’in desteği ile yeniden birleştirilmesine yönelik düzenli olarak gösterilen çabalar sonuçsuz kaldı. 2004 yılında dönemin BM genel sekreteri Kofi Annan tarafından öne sürülen plan, adanın her iki kesiminde de yapılan referandumda Kıbrıslı Rum seçmenlerden red oyu aldı. Kıbrıs Türk kesimi ise evet oyu verdi. Daha sonra Kıbrıs Rum Kesimi, yeniden birleşme konusunda henüz bir anlaşmaya varılmadan AB’ye girdi. Adanın tamamı AB toprakları içinde kabul edilmekle birlikte, topluluk müktesebatı, yalnızca Lefkoşe’deki Kıbrıs Rum yönetimi tarafından kontrol edilen bölgelerde uygulanıyor. KKTC ise, Annan Planına yönelik olumlu yaklaşımlarına rağmen bu çerçevenin dışında bırakılıyor.

Geriye dönüp bakıldığında, pek çok gözlemci Brüksel’i suçluyor. Amerikan Üniversitesi öğretim üyelerinden Ronald Fisher’e göre AB, Kıbrıs Rum Kesimi’nin Birliğe katılımını on yıllardır süren bu sorunun çözülmesi koşuluna bağlamalıydı. Oysa Rum kesimi, anlaşma olsun ya da olmasın AB’ye gireceklerini biliyordu. Üstelik AB üyesi olarak, Birliğin aday ülke statüsündeki Türkiye ile ilgili kararlarını veto etme yetkisine sahip olduklarından, ilave bir güç de kazanmış oldular.

Katı tutumlu Tassos Papadopoulos’un yönetiminde Kıbrıs Rum Kesimi, takip eden yıllarda pek bir ilerleme kaydedemedi. Anlaşma umutlarının yeniden yeşermesi ancak genel seçimlerin ardından yeni Kıbrıs Rum kesimi liderinin belirlenmesi ile oldu. Komünist AKEL partisinden Dimitris Hristofiyas birleşme yanlısı bir kampanya yürüterek 2008 yılında cumhurbaşkanı seçildi.

Adanın kuzey kesiminde de iktidarda bir reform yanlısı var. Mehmet Ali Talat 2005 yılında, KKTC'nin kıdemli cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın yerini aldı. Anlaşmaya varmak için koşullar hiç olmadığı kadar elverişli. Pek çok kimse, bu fırsat kaçırıldığı takdirde, anlaşma penceresinin bir daha hiç bu denli açık olmayabileceğini – hatta belki tamamen kapanabileceğini – düşünüyor.

Hristofiyas ve Talat, kararlılıklarını göstermek konusunda hiç zaman kaybetmediler. Liderlerin ilk hamlesi, Mart ayında başkent Lefkoşe’de bir geçiş noktası açılmasına ilişkin karar oldu.

photo

Komünist AKEL partisinden Dimitris Hristofiyas, bu yıl Kıbrıs Rum Kesimi cumhurbaşkanı seçildi. [Getty Images]

En yakın tarihli görüşmeleri 3 Eylül, 11 Eylül, 18 Eylül ve 8 Ekim’de gerçekleşen liderler, iyi niyet sinyalleri vermeye devam etti. Her iki lider de, 13 Ekim’de yıllık askeri tatbikatlarını iptal ettiklerini duyurdu.

Tarafarların üzerinde, anlaşmazlığın çözümlenmesi yönünde ciddi bir uluslararası baskı var. Söz konusu baskı, birleşme girişimlerini teşvik etme amaçlı bir ziyaret şeklinde gerçekleşti. 12 Nobel ödülü sahibinden oluşan “the Elders” heyeti, 8 Ekim’de iki günlük bir ziyaret için adaya geldi. Heyette Güney Afrikalı Başpiskopos Desmond Tutu ve eski ABD Başkanı Jimmy Carter da bulunuyordu.

Tutu, adada yaşayan toplulukların “iki parlak liderinin, bu tarihi fırsatı değerlendirmelerini” istedi. Carter ise, uzlaşmanın elle tutulacak kadar yakın olduğunu söyledi. Öte yandan yerel halkın dış baskılara ilişkin hassasiyetini de dikkate alan Carter, kararın "dış etkenler olmadan, sadece Kıbrıs halkı tarafından verilmesi gerektiğini” de sözlerine ekledi.

Kıbrıs Üniversitesi öğretim üyelerinden Profesör Joseph Joseph gibi gözlemciler, her iki toplumun – 1963’ten önce herkesin barış içinde birarada yaşadığı “eski güzel günleri” gören – yaşlı üyeleri ile genç neslin eğitimli ve belki daha az ön yargılı üyelerinin birleşmeden yana olduklarını söylüyor. Fakat bir yandan ada birleştiğinde tarihe daha da fazla dönüp bakılacakken, o tarihi yaşamamış genç adalıların oranı da giderek büyüyor.

Her iki tarafta da iyi niyet büyürken, çözümlenmesi zor pek çok konu da olacak. Adanın yönetimi, Türk güçlerinin adadan çıkması, evlerini ve çiftliklerini terkeden Kıbrıslı Rumların mülkiyet iddiaları ve buralara yerleşen Türklerin hakları gibi sorunların çözümü, büyük çaba gerektirecek ve bu sorunlar, her iki tarafın da değişmez menfaatlerine ters düşme riski taşıyor.

Söz konusu meselelerin en zorlusu yönetim sorunu olacak; zira Kıbrıslı Rumlar üniter bir devlet, Kıbrıslı Türkler ise iki uluslu bir konfederasyon istiyor. Gözlemciler, bu durumda birilerinin eninde sonunda yetkilerinden ya da zenginliklerinden vazgeçmesi gerekeceğinden, her iki tarafın da ödün verme konusundaki isteklilikleri açısından zorlu bir sınavdan geçeceklerine dikkat çekiyor.

İlgili Makaleler

Loading
photo

Güney Afrikalı Başpiskopos Desmond Tutu (ön sıra, ortada) ve eski ABD Başkanı Jimmy Carter (ikinci sıra, sağdan beşinci), 8 Ekim’de Lefkoşe’de Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk yetkililerle fotoğraf çektiriyor. [Getty Images]

Potansiyel bir engel teşkil eden yakın tarihli bir gelişme de, Türkiye’nin 17 Ekim’de BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçilmesi oldu. Bu gelişme, Kıbrıs Rum kesiminde, Türkiye’nin Kıbrıslı Rumların menfaatlerine aykırı olduğunu düşündüğü her türlü girişimi engellemesine olanak tanıyacak diplomatik güce sahip olacağı endişesi yarattı.

“Uluslararası hukuku ve Kıbrıs halkının insani haklarını ihlal eden Türkiye konseye seçildi”, şeklinde konuşan Hristofiyas, konseyin daimi üyelerinin Türkiye’yi Kıbrıs ile ilgili “yükümlülüklerini “ yerine getirmeye zorlayacaklarını ümit ettiğini de dile getirdi.

İhtiyatlı iyimserlikten yana olan gözlemciler, bu yılki görüşmelerin birleşme ile sonuçlanmaması halinde, birleşmenin asla gerçekleşmeyebileceğini söylüyor.

Hristo Ringas bu röportajın hazırlanmasına katkıda bulundu.

Bu içerik SETimes.com için hazırlanmıştır.
Loading

Oy Ver

Loading
  • Email to a friend
  • icon Baskı Versiyonu
  • Share/Save/Bookmark.

SETimes’da yayınlanan makalelerle ilgili yorumlarınızı kabul ediyoruz.

Bu forumu kullanarak Güneydoğu Avrupa’daki diğer okurlarla etkileşime geçmenizi umut ediyoruz. Bu deneyimi ilginç tutmak için, sizlerden yorum politikasında sıralanmış kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorum göndererek, bu kuralları kabul etmiş sayılıyorsunuz. SETimes.com hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, yayınlanan yorumlar sadece onları gönderenlerin görüşlerinden ibarettir. SETimes bu yorumlarda dile getirilen fikir veya görüşleri onaylamak veya kabul etmek zorunda değildir. SETimes.com yapıcı tartışmaları memnuniyetle karşılamakla birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, karşılıksız bağlantılar ve tek satırlık sloganların kullanımını teşvik etmemektedir. Bu, moderatörlü bir forumdur. Kötü amaçlı, saldırgan olduğu görülen veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayabilir.

SETimes'ın Yorum Politikası

SETimes logo

Kosova: Sınırda Kriz

Kosova: Sınırda Kriz

Enerji: Sorunlar ve Trendler

Enerji: Sorunlar ve Trendler

Değişen Algılar: Balkanlar'da Kadın

Değişen Algılar: Balkanlar'da Kadın

Yeşillenen Balkanlar

Yeşillenen Balkanlar
Loading
Loading
Loading
Loading

Anket

AB geçtiğimiz günlerde Sırbistan'a aday statüsü verilmesine ilişkin kararı ertelemeyi seçerek, bu kilometre taşının bu yıl aşılacağı yönündeki beklentileri boşa çıkardı. Sizce bunun Cumhurbaşkanı Boris Tadiç ve iktidar koalisyonuna ne kadar ciddi bir zararı olur?

Çok ciddi
Ciddi
Orta
Önemsiz
Hiç zararı olmaz



Sonuçlara bakmak için Yorum ekle