Mungiu: Karakterlerimin, sıradan insanlara benzemesini istiyorum

14/04/2008

"4 ay, 3 hafta, 2 gün" adlı filmiyle Cannes’da Altın Palmiye ödülünü kazanan Romanyalı film yönetmeni Cristian Mungiu, SETimes muhabiri Alina Bandila’nın kendisiyle yaptığı söyleşide sinemacılık yaklaşımından ve filminin dünya çapında elde ettiği başarıya verdiği yanıttan bahsediyor.

Alina Bandila, Southeast European Times, Bükreş – 14/04/08

photo

Romanyalı yönetmen Cristian Mungiu. [Getty Images]

Southeast European Times: Cannes’da ödül almanızın üzerinden neredeyse bir yıl geçti. O tarihten bu yana filmle ilgili pek çok şey yazıldı. Sizce tüm bu takdirin arkasında ne yatıyor?

Cristian Mungiu: Bazı nazik insanlar. İzleyiciyi sonuna kadar ayakta tutan duygusal bir hikaye yaratmak istedik ve insanların bu hikayeyi izledikten sonra filmde gördükleri şeyler hakkında farklı düşüneceklerini umduk.

SETimes: Filmin, En İyi Yabancı Film dalında Oscar’a aday gösterilmesini nasıl karşıladınız? Karar sizi şaşırttı mı?

Mungiu: Evet.

SETimes: Daha farklı bir sonuç mu umuyordunuz?

Mungiu: Birleşik Devletlerde basından olağanüstü ilgi gördük ve film hakkında yazan herkese – bizi övdükleri için değil, dürüst oldukları için – bizzat teşekkür edemediğim için üzgünüm. Bu ilgi bir çeşit beklenti yarattı. Oscar ödülleri ile ilgili herhangi bir tecrübemiz olmadığı için, basının gösterdiği bu ilginin, Akademi üyeleri tarafından da paylaşılacağını düşündük. Fakat sonuç öyle olmadı ve verilen karara saygı duyuyorum. Eğer 6000 Akademi üyesinin kararı bu yöndeyse, söyleyecek bir şey yok. Sadece zevklerimizin çok farklı olduğu sonucuna varabilirim.

SETimes: Filminiz geçtiğimiz yıl Romanya’da yerli yapımlar arasında birinci ve ülkede gösterilen tüm filmler arasında ise üçüncü olmuştu. Peki Amerikan halkının filme tepkisi nasıldı?

Mungiu: Katıldığım gösterimlerde, filmin vermek istediği mesajın izleyiciler tarafında oldukça doğru şekilde algılandığını hissettim. Bir hikaye, bir duygu, akıllarda sorular uyandıran bir film olarak algılandı. İyi ki kürtaj yanlısı ya da kürtaj karşıtı siyasi bir film olarak görülmedi. Film, komünist dönemde kürtaj konusundan çok daha fazla mesaj içeriyor.

Artık filmin oradaki gösterimlerinde bulunamadığım halde, hâlâ pek çok gösterimin kapalı gişe oynadığını duyuyorum ve bu beni gerçekten mutlu ediyor. Bütçesi 1 milyon doların altında ve hiçbir Hollywood yıldızının oynamadığı, Romanya yapımı bir filmin Amerika Birleşik Devletleri'nde kapalı gişe oynadığını görmek harika bir şey.

25 Ocak’taki açılış gecesinin üzerinden yalnızca iki hafta sonra, filmi izleyen Amerikalıların sayısı, filmi Eylül 2007’den bu yana sinemada izleme fırsatına sahip olan Romanyalı seyircilerin sayısını geçti.

Romanya’da faal durumda sadece 30 sinema var. Filmin Romanya’da ulaştığı izleyici sayısı beni hayal kırıklığına uğratmadı. Romanya’daki koşullar göz önüne alınacak olursa, bir filmi 75.000 kişinin izlemesini sağlamak kesinlikle istisnai bir durum. Son beş yılda Romanya yapımı filmlerin elde ettiği sonuçlara bakarsak, en başarılı olanların bile 15.000-20.000 kişi tarafından izlendiğini görürüz.

SETimes: Film ödül almasaydı da aynı sayıda seyirci çeker miydi?

photo

Romanyalı yönetmen Cristian Mungiu, Berlin’deki 2007 Avrupa Film Ödüllerinde "4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün" adlı filmiyle kazandığı Avrupanın En İyi Yönetmeni ve Avrupanın En İyi Filmi ödüllerini gösteriyor. [Getty Images]

Mungiu: Altın Palmiye almasaydı akibetinin farklı olacağı açık.

SETimes: Peki siz filmi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mungiu: Bir film yaptığımda, hedefime kıyasla mümkün olduğunca dürüst bir iş çıkarmaya çalışıyorum. Nihai amacım, hikayenin en iyi olduğunu düşündüğüm şekilde akması ve izlediğimde içime sinmesi.

SETimes: Peki içinize sindi mi?

Mungiu: Tamamen içime sindi ve bana öyle geliyor ki filmde daha iyi olabilirdi diyeceğim bir tek an bile yok. Son dakikada olanlar da dahil olmak üzere verdiğim her kararın, filme değer kattığını düşünüyorum. Bu bana çok sık olmaz. Şimdilik kararlarımın çoğunun film açısından doğru ve faydalı olduğunu hissediyorum.

SETimes: Amerikan Film Akademisinden bir ödül alamasanız da, Avrupa Film Akademisi tarafından En İyi Yabancı Film ödülü ile ödüllendirildiniz. Bu noktada kültürler arasında bir savaş olduğunu söyleyebilir miyiz?

Mungiu: Ortada bir savaş olduğuna inanmıyorum – bu durum zevkler ve anlayışların farklı olmasından ileri geliyor. Amerika’da çok çeşitli filmler var. İzlemekten zevk aldığımız harika filmler yapan pek çok kişiye haksızlık ediyoruz.

Bizim için söyleyecek bir şeyimizin, bir bakış açımızın ve bir hikayemizin olması ve filmin mali sonuçları ne olursa olsun duruşumuzda dürüst olmak çok önemli. Bunlar, gişe hasılatı düşünülerek yapılan filmler değil. Bu yüzden de başarıyı gişe hasılatı ile ölçen bir anlayışla yapılan filmlerden tamamen farklılar.

Bir yıldız sistemi yaratıyor ve o yıldızların imajını kullanıp satmaya çalışıyorsunuz. Bunda kötü bir şey yok; sadece çok farklı düşünüyoruz. Çünkü bu doğruluk kavramına böyle bakıyorum -- karakterlerimin, sıradan insanlara benzemesini istiyorum. Fakat ortada bir savaş olduğunu söylemek doğru değil. Savaş olamaz. Amerika, menfaatlerin küreselleşmesi ve sıcak para açısından sinema sektöründeki üstünlüğünü çok uzun zaman önce elde etti.

SETimes: Yine de sizin filminiz bugüne dek bir Romanya yapımı film için düzenlenen en uzun ve başarılı tanıtım kampanyasından yararlandı.

Mungiu: Yaptığınız filmin mümkün olduğunca çok sayıda insana ulaşmayı hakettiğine inanıyorum. Bunun için de en yaratıcı, sıradışı ve samimi tanıtım yöntemlerindan yararlanılmalı. Filmi değiştirmediği sürece tanıtıma karşı değilim. Fakat sadece ünlü olduğu için inanmadığım bir oyuncuya filmde yer verme tavizini de kabul edemem. Ben filmimi en iyi olduğunu düşündüğüm şekilde yapıyorum ve elbette bundan sonra da filmi tanıtmak için elimden gelen herşeyi yapıyorum.

Tüm bu pazarlama çalışmaları sırasında bizim için öncelik, Romanya’daki gişe başarısı değildi çünkü böyle bir şey zaten yok. Filmin Romanya’daki tanıtımı için harcanan para, 70.000 izleyicinin kazandırdığı gişe hasılatından daha yüksekti. Yani hiç kâr etmedik. Sadece filmin mümkün olduğu kadar çok sayıda kişi tarafından izlenmesini istedik. İşte fark burda. Bu insanlarda filmi izledikten sonra bir çeşit iç çatışma oluşmasını sağlamaya çalışıyorum. Benim amacım bu; Romanya’da ne kadar para kazandığımın hesabını yapmak değil. Başka şansım yok. 1 milyon dolardan düşük bir bütçeyle çekilen bir filmin, Avrupa, Amerika ve Asya’da pek çok şehirde gösterilerek bugüne kadar dünya genelinde 7 milyon dolar hasılat elde etmiş olmasından mutluyum. Bu durum, pazardaki konum açısından mesajın açık ve net olduğunu gösteriyor. Bu, bağımsız ama mesajı olan bir film.

SETimes: Yeni projeleriniz neler?

Mungiu: Öncelikle "Altın Çağın Anıları" adlı serinin diğer filmlerini tamamlamamız gerekiyor ve bu da muhtemelen bir yıl sürer. Her biri yaklaşık 30 dakikadan oluşan altı bölüm daha var ve bu bölümler ya çok uzun bir film ya da daha kısa iki film şeklinde gruplanacak. Ancak bundan sonra yeni çalışmaları düşünmeye başlayabiliriz. Bu projeyi bitirdikten sonra yeni senarist filmimi düşünmek için zaman bulabilmeyi umuyorum, zira şimdiki projenin hem senaryosunu hem da yapımcılığını üstleniyorum.

Bu içerik SETimes.com için hazırlanmıştır.
Loading

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

icon12345icon

Bugünkü İnceleme Yazıları

Loading

İlgili Makaleler

Loading