AK’ya göre AB üyesi ülkeler eğitim hedefleri konusunda çok az ilerleme gösteriyor

28/01/2008

Blok üyeleri, AB’nin eğitim alanında 2010 yılına kadar yerine getirilmesini istediği beş hedeften yalnızca birini yakalayabildi. Avrupa Komisyonu kısa bir süre önce yayınladığı raporunda diğer dört hedefe ilişkin ilerlemenin ise orta düzeyde olduğunu belirtti.

Svetla Dimitrova, Southeast European Times, Sofya -- 28/01/08

photo

Romanya’da çalışma yaşındaki nüfusun sadece yüzde 1,3’ü eğitim ve öğretime katılıyor. [AFP]

Avrupa Komisyonunun (AK) Kasım ayında yayınladığı ilerleme raporuna göre, AB üyesi ülkelerin, 2002 yılında üzerinde anlaşma sağladıkları beş eğitim hedefinin tümünü önümüzdeki üç yıl içinde yakalayabilmeleri için daha fazla çaba göstermeleri gerekiyor. Hedeflerden sadece birine ulaşıldığına dikkat çeken Brüksel, diğer hedeflerin, Avrupa’daki eğitim ve öğretim sistemleri açısından ciddi derecede zorlu bir mesele teşkil etmeye devam ettiğini söyledi.

Mart 2000’de Lizbon’da yapılan bir toplantıda AB liderleri, “201 yılına kadar bloku, dünyanın bilgiye dayalı en rekabetçi ve dinamik ekonomisi haline getirme” hedefi üzerinde anlaşmaya varmışlardı. Bu amaca yönelik çalışmalar kapsamında 2002 yılında Avrupa’daki eğitim ve öğretim sistemlerinin iyileştirilmesine ilişkin ortak hedefler belirlendi.

Söz konusu beş hedef arasında okulu bırakma oranının yüzde 10’a düşürülmesi, okuryazarlık düzeyi düşük öğrenci sayısının en az yüzde 20 oranında azaltılması ve gençlerin en az yüzde 85’inin lise eğitimi almasının sağlanması yer alıyor. Diğer iki hedef ise Matematik, Fen ve Teknoloji (MFT) alanındaki yükseköğrenim mezunlarının sayısının en az yüzde 15 oranında artırılması ve cinsiyet dağılımı dengesizliğinin azaltılarak yetişkin nüfusun yüzde 12,5’inin yaşamboyu eğitim sürecine dahil olmaları için gerekli ortamın sağlanması.

AK’nın büyük ölçüde 2005 yılı istatistiklerine dayalı olarak hazırladığı, Lizbon eğitim hedeflerine ilişkin yıllık ilerleme raporunda, Birliğin yalnızca MFT mezunlarına ilişkin hedefi tutturabildiği belirtiliyor. MFT alanındaki yükseköğrenim mezunlarının sayısında, 2000 yılından bu yana yüzde 25 oranında ya da diğer bir deyişle 170 bin kişinin üzerinde bir artış görüldü.

AK raporunda, “Mevcut eğilim devam ettiği takdirde, AB’de 2010 yılı itibariyle matematik, fen ve teknoloji alanındaki mezunların sayısı, 2005 yılına ait rakam olan 850 bin öğrenci/yıl’a kıyasla 1 milyonu aşacak”, deniliyor.

20-29 yaş grubunda her 1000 kişi başına düşen MFT mezunu sayısı bakımından en iyi performans gösteren ülkeler İrlanda (24,5), Fransa (22,5) ve Litvanya (18,9) olurken, Slovakya, Portekiz ve İtalya da yüzde 70 ile yaklaşık yüzde 100 arasında değişmek üzere en güçlü büyüme oranlarını yakalayan ülkeler oldu.

Fakat öte yandan raporda, MFT mezunları arasındaki cinsiyet dağılımı dengesizliğinin azaltılması konusunda çok az bir ilerleme kaydedildiği ve 2000 yılında yüzde 30.8 olan bayan mezunların oranının, 2005 yılına kadar sadece yüzde 0.4'lük bir artışla yüzde 31.2 seviyesine ulaştığı belirtiliyor.

Cinsiyet dağılımı dengesi açısından en iyi performansı gösteren ülkeler, MFT mezunlarının yüzde 40’ından fazlasını kız öğrencilerin oluşturduğu Estonya, Bulgaristan, Yunanistan ve Romanya oldu. Söz konusu oranın 2005 yılında en yüksek olduğu ülke ise yüzde 46,9 ile AB adayı Makedonya.

photo

Rapora göre eğitimde cinsiyet eşitliği yok. [AB]

Fakat AK, diğer dört alanda yeterli düzeyde ilerleme sağlanmadığından, daha fazla çaba gösterilmediği takdirde, “yeni neslin büyük bölümünün toplumdan dışlanma riski ile karşı karşıya kalacağını ve bu durumun hem kendileri, hem ekonomi, hem de toplum açısından ciddi olumsuz sonuçlara yol açacağını” söylüyor.

2000 yılından bu yana gerçekleştirilen sürekli iyileştirme çalışmaları sayesinde erken yaşta okulu bırakan öğrencilerin sayısında yüzde 2,3’lük bir gerileme sağlandı. Fakat 2006 yılındaki yüzde 15,3’lük AB ortalamasının içindeki payları yine de fazla idi ve bu durum, 2010 yılı sonuna kadar erken yaşta okuldan ayrılan öğrenci oranının yüzde 10’u geçmemesinin sağlanması için daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini gösteriyordu.

Raporda, “Avrupa’nın hedefi, gençleri, zorunlu eğitim sürecinin ardından eğitim ya da öğretimlerine devam ederek, en azından lise eğitimi almaları yönünde teşvik etmektir. En az bu seviyede bir eğitim başarısı, bilgiye dayalı ekonomiye aktif katılımın minimum koşulu olarak görülmektedir", deniliyor.

Slovenya (yüzde 5,2), Çek Cumhuriyeti (yüzde 5,5), Polonya (yüzde 5,6), Slovakya (yüzde 6,4), Finlandiya (yüzde 8,3), Avusturya (yüzde 9,6) ve AB üyesi olmayan Norveç (yüzde 5,9) 2010 yılı hedefini tutturan ya da geçen ülkeler. 2010 yılına kadar AB’ye katılmış olmayı ümit eden Hırvatistan da 2006 yılındaki yüzde 5,3’lük okul bırakma oranı ile Avrupa’nın en iyi performans gösteren ülkeleri arasında yer aldı.

Malta ve Portekiz ise sırasıyla yüzde 41,7 ve yüzde 39,2 ile bu gösterge açısından blokun en kötü performans gösteren ülkeleri oldu.

15 yaş grubundaki düşük başarılı öğrencilerin okuryazarlığının artırılması konusunda hiçbir ilerleme kaydedilemedi. Düşük başarılı öğrencilerin oranı 2000 yılında yüzde 19,4 iken 2003 yılında yüzde 19,8’e yükseldi. Bu durum, çoğu AB ülkesinin, 2010 yılına kadar 15 yaş grupları içinde en çok yüzde 15.5'lik bir bölümün bu gruba dahil olmasını sağlayabilmeleri için daha çok yol alması gerektiğini gösteriyor. 2003 yılı istatistiklerine göre bu alanda blokun en iyi performans gösteren üyeleri Finlandiya (yüzde 5,7) ve İrlanda (yüzde 11) oldu.

Kasım ayındaki AK raporunda, “Temel becerilerin kazanılması, bilgi toplumuna katılımın ilk adımıdır. Fakat AB genelinde 15 yaşındaki 5 milyon öğrencinin 1 milyonu, okuryazarlık açısından düşük başarı gösteriyor", deniliyor.

photo

2000 yılında MFT mezunlarının sayısı yüzde 25 oranında arttı. [Getty images]

AK raporuna göre, AB genelinde 22 yaş grubundakilerin en az yüzde 85’inin 2010 yılına kadar lise eğitimini tamamlamış olmaları hedefi yönünde de yeterli ilerleme kaydedilmedi. Komisyon, “AB genç nüfusu genelinde lise eğitimini tamamlamış olanların oranı yüzde 80’in altında ve bu oran 2000 yılından bu yana çok az arttı”, diyor.

İlgili Makaleler

Loading

Yüzde 90’a yakın ya da bu rakamın üzerindeki oranlar ile Çek Cumhuriyeti, Polonya, Slovakya ve Slovenya blokun en iyi performans gösteren ülkeleri olurken, en kötü performans gösteren üyeler Portekiz, Malta ve İspanya oldu.

2002 yılında AB ülkeleri, 2010 yılına kadar 25-64 yaş aralığındaki nüfusun yüzde 12,5’inin yaşamboyu eğitim sürecine dahil olmasına karar vermiş ve bu hedefin, Birliğin rekabetçiliği ve ekonomik refahı ile halkın topluma katılımı, görev alabilirliği ve kişisel tatmini açısından çok önemli olduğu görüşüne varmıştı.

Danimarka, İngiltere ve Finlandiya bu hedef açısından diğer üye ülkelerin çok ilerisinde yer alıyor. Bu ülkelerde geçtiğimiz yıl çalışma yaşındaki nüfus içinde eğitim ve öğretim sürecine katılanların oranı, yüzde 9,6’lık AB ortalamasına kıyasla, sırasıyla yüzde 29,2, yüzde 26,6 ve yüzde 23,1 idi. Söz konusu alanda en kötü performans gösteren blok üyeleri ise yüzde 1,3 ile Bulgaristan ve Romanya olurken, bu ülkelerin hemen üzerinde yüzde 1,9 ile Yunanistan yer aldı.

AB’nin Eğitim, Öğretim, Kültür ve Gençlikten Sorumlu Komisyon Üyesi Jan Figel, "Avrupa’nın bir bilgi toplumu olması ve küreselleşen dünya ekonomisinde rekabet edebilmesi için en yüksek kalitede eğitim ve öğretim sunulması hayati önem taşıyor. Ne yazık ki bu rapor, AB’nin eğitim ve öğretim sisteminin 21. yüzyılın gerekliliklerini yerine getirebilmesi için üye devletlerin iki kat daha fazla çaba göstermeleri gerektiğini göstermektedir. Üye ülkelerin politika yapıcılarına yöenlik mesaj oldukça açık: insan sermayesine daha etkin yatırım yapmamız gerekiyor", dedi.

Bu içerik SETimes.com için hazırlanmıştır.
Loading

Oy Ver

Loading
  • Email to a friend
  • icon Baskı Versiyonu
  • Share/Save/Bookmark.

SETimes’da yayınlanan makalelerle ilgili yorumlarınızı kabul ediyoruz.

Bu forumu kullanarak Güneydoğu Avrupa’daki diğer okurlarla etkileşime geçmenizi umut ediyoruz. Bu deneyimi ilginç tutmak için, sizlerden yorum politikasında sıralanmış kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorum göndererek, bu kuralları kabul etmiş sayılıyorsunuz. SETimes.com hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, yayınlanan yorumlar sadece onları gönderenlerin görüşlerinden ibarettir. SETimes bu yorumlarda dile getirilen fikir veya görüşleri onaylamak veya kabul etmek zorunda değildir. SETimes.com yapıcı tartışmaları memnuniyetle karşılamakla birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, karşılıksız bağlantılar ve tek satırlık sloganların kullanımını teşvik etmemektedir. Bu, moderatörlü bir forumdur. Kötü amaçlı, saldırgan olduğu görülen veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayabilir.

SETimes'ın Yorum Politikası

SETimes logo

Kosova: Sınırda Kriz

Kosova: Sınırda Kriz

Enerji: Sorunlar ve Trendler

Enerji: Sorunlar ve Trendler

Değişen Algılar: Balkanlar'da Kadın

Değişen Algılar: Balkanlar'da Kadın

Yeşillenen Balkanlar

Yeşillenen Balkanlar
Loading
Loading
Loading
Loading

Anket

AB geçtiğimiz günlerde Sırbistan'a aday statüsü verilmesine ilişkin kararı ertelemeyi seçerek, bu kilometre taşının bu yıl aşılacağı yönündeki beklentileri boşa çıkardı. Sizce bunun Cumhurbaşkanı Boris Tadiç ve iktidar koalisyonuna ne kadar ciddi bir zararı olur?

Çok ciddi
Ciddi
Orta
Önemsiz
Hiç zararı olmaz



Sonuçlara bakmak için Yorum ekle