Turistler tatil için Güneydoğu Avrupa'ya akın ediyor

08/10/2007

Turizm, Güneydoğu Avrupa ekonomilerinin temel taşlarından biri. Türkiye ve Yunanistan, uzun yıllardan beri ziyaretçilerin ilgisini çekerken, geçiş sonrası sürecindeki ülkeler Bulgaristan, Hırvatistan ve Makedonya da sahip oldukları potansiyeli en üst düzeye çıkarmanın arayışı içindeler.

Nataşa Radiç, Southeast European Times, Zagreb -- 08/10/07

photo

Turistler, Hırvatistan’ın Adriyatik kıyısındaki meşhur kenti Dubrovnik’in manzarasının keyfini çıkarıyor. [Getty Images]

Her yaz akşam haberlerinde aynı manzara yayınlanıyor: Kıyı kesimine ulaşmak için Hırvat sınırında kuyruk olmuş arabalar. Muhabirler, bu durum karşısında duydukları heyecanı gizleyemiyorlar. Söylediklerine göre kuyrukların uzunluğu 8 km’yi buluyor. Tüm sınır geçiş noktaları açık ve tam kapasite çalışıyor.

Öte yandan turistler ise oldukça yorgun ve buraya gelirken böylesine yoğun bir trafiğin içinde kalmayı ve gümrükle ilgili bir sürü formalite ile karşı karşıya kalmayı beklemiyorlar. Havaalanları, limanlar ve tren istasyonlarında da durum aynı. Temmuz ve Ağustos aylarında zaman zaman Hırvatistan'ın nüfusu iki katına çıkmış gibi görünüyor.

Güneydoğu Avrupa genelinde turizm, ekonomik kalkınma ve refah vaadeden hayati bir sektör. Kıyıları, dağları, tarihi ve kültürü ile bölge, turistleri çekme potansiyeli açısından görülmemiş bir zenginliğe sahip ve turistler de buraya ilgi gösteriyor. Balkanların komünizm sonrası geçiş sürecini ve 1990'lardaki şiddet olaylarını geride bırakmasıyla birlikte, Hırvatistan ve Bulgaristan gibi ülkeler, pazar payı yarışında Türkiye ve Yunanistan gibi daha köklü tatil yöreleriyle mücadele etmeye başladı.

Hırvatistan, gözünü Avrupa’nın turizmdeki süper gücü olma hedefine dikti. Ülke, pazara girmek isteyen yabancı yatırımcı ve otel zincirlerine açıldı. Beş yıldızlı oteller, yat kiralama hizmetleri, golf kursları, scuba dersleri ve Adriyatik’e bakan lüks daireleriyle ülke, elit kesime yönelik turizm haritasındaki yerini aldı.

Öte yandan turizm alanında çalışan yetkililer makul fiyatlı ve samimi bir ortam arayan tatilcileri de Hırvatistan'a çekmek istiyor. Resmi turizm sloganı, ziyaretçileri “eski Akdeniz’i” yaşamaya davet ediyor. Gelecekte bir yandan zengin turistlere hizmet verirken, diğer yandan da ekonomik ve sıcak bir ortamda tatil seçeneğini korumak zor olabilir.

Turist akını ekonomiye nakit girmesini sağlarken, yerli halk için bazı zorluklar da doğuruyor. Dubrovnik'te yaşayanların çoğu, yüksek sezonda fiyatlarda yaşanan ciddi artış nedeniyle sıkıntı çekiyor. Kentin ana caddesinde bir kahve içmek, Fransız Rivierası'nda içilen kahveyle aynı fiyata geliyor. Bunun sonucunda ise yerli halk, kendi yaşamlarından dışlanmış gibi hissediyor. Yazın Dubrovnik'te park yeri bulmak imkansız ve bu sebeple yerli halk bu mevsimde restoran ve kulüplere gitmekten kaçınıyor.

Komünist dünyanın şimdilerde turizm potansiyelini maksimum düzeye çıkarma çabası içindeki eski üyelerinden biri de Bulgaristan. Bulgaristan Devlet Turizm Dairesi SAT’ye göre bu yıl Ocak-Temmuz döneminde ülkeyi yaklaşık 3 milyon yabancı turist ziyaret etti, ki bu rakam geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 4.5’lik bir artışı temsil ediyor. Artık AB üyesi de olan bu Balkan ülkesini 2006 yılı boyunca ziyaret eden yabancıların sayısı 5 milyonu aştı.

photo

Bulgaristan’ın Varna kenti yakınlarında bir plaj. [Getty Images]

2007’nin ilk altı ayında Bulgaristan’ı ziyaret edenlerin yüzde 70’inden fazlası AB üyesi ülkelerdendi ve listenin başını Yunanlılar, Romanyalılar, Almanlar ve İngilizler çekiyordu. Öte yandan Makedonya, Karadağ ve Sırbistan’dan gelen turist sayısında ciddi bir düşüş yaşandı.

Bulgaristan da tıpkı Hırvatistan gibi lüks turizmin sağladığı büyük gelirin peşinde. Ülkede son yıllarda Albena, Golden Sands ve Sunny Beach gibi önde gelen tatil beldelerindeki beş yıldızlı oteller de dahil olmak üzere Karadeniz Kıyısında yüzlerce otel inşa edildi. Golden Sands’deki Kempinski Grand Hotel Hermitage ve Sunny Beach’teki Kuban Hotel de, kumarhaneleri ile ziyaretçileri cezbediyor.

Ülke, ekonomik bir tatil arayanlar için makul seçenekler de sunuyor. Aynı tatil beldelerinde çok sayıda 3 ve 4 yıldızlı otel mevcut. Esasen ülkede şu anda herşeyin fazlası var. Bazı yerlerde aşırı inşaat yapımı, talepten fazla arz oluşmasına neden olarak yatırımcıları mali sıkıntı tehdidiyle karşı karşıya bırakıyor.

Komşu ülke Makedonya ise, muhteşem doğal güzelliklerine rağmen genel olarak henüz lüks turizm sektörüne adım atamadı. Ülkeyi şimdilik en çok yeni yerler keşfetmeye meraklı seyahatseverler ya da din ve spor gibi özel ilgi alanlarına sahip kimseler tercih ediyor. UNESCO’nun koruma altına aldığı Ohri Gölü, bu yıl 250.000 turiste ev sahipliği yaparken, konaklama sayısı 1.100.000 oldu; fakat bu turistlerin çoğu Makedonya'dandı.

Pek çoklarına göre ülkenin daha etkin bir tanıtım yapması gerekiyor. Yine de 2002-2006 yılları arasında sektörde yüzde 6-9 arasında bir büyüme görüldü ve bu trendin devam etmesi bekleniyor. Mart ayında Portekizli Aquapura şirketinin Prespa Gölünde 50 milyon avroluk elit bir tatil beldesi inşa etmeyi planladığını açıklaması sektör açısından bir kilometre taşı oldu. Bu projeyle birlikte Prespa Gölü; Brezilya, Meksika, Toskana, Budapeşte, Prag ve Portekiz’deki Douro Nehrinin de dahil olduğu Aquapura tatil beldeleri zincirine katılmış olacak.

Makedonya’nın güneydeki komşusu Yunanistan, zaman içinde hitap ettiği kesim değişmekle birlikte, uzun yıllardır dünya turizminin cazibe merkezlerinden biri. Önceleri ekonomik ve biraz da tecrübesiz oluşuyla sırt çantasıyla gezenler, öğrenciler ve maceracılar için adeta bir cennetti. Tesisler yeterince gelişmiş değildi ve zengin kesimin ilgisi sınırlıydı.

Artık tüm bunlar değişti. Ekonomik seyahat imkanı hâlâ bulunmakla birlikte, ülke bugün oldukça pahalı. Adalar ve diğer popüler yerler gösterişli barlar, diskolar ve tatil beldeleri ile dolu. Ülke GSYİH'sindeki payı yüzde 20 olan ve her beş kişiden birinin çalıştığı turizm sektörü, adeta ekonominin elektrik santrali gibi.

photo

Turistler, Türkiye’nin batısındaki kıyı şehri İzmir’de antik Efes kentini geziyor. [Getty Images]

Bu yıl, yüksek sezonda Ağustos ayında yaşanan büyük çaplı yangınlara rağmen, turist sayısı ve turizm gelirleri açısından rekor seviyelere ulaşıldı. Yunan Turizm Bakanı Fani Palli-Petralia, “Yıl sonuna kadar, ülkemizi ziyaret eden turist sayısı 17 milyonu aşacak ve biz şimdiden, 2008 yılında bu rekoru kırmak için çalışıyoruz", dedi. Bakan, Ağustos ayında yaşanan yangınların neden olduğu sarsıntıya rağmen, belii başlı tatil beldeleri ve turistik tesislerin hiçbirinde toplu rezervasyon iptali olmadığını belirtti.

Bu da diğer sektörlerde ciddi zarar yaşayan bir ülke için oldukça memnun edici bir durum. Yangınlarda yaklaşık 184.000 hektar yeşil alan kül oldu. En az 1500 ev ve yanı sıra 72 bin hayvan ve 4.5 milyondan fazla zeytin ağacı yok oldu. Hükümet, zararın 1.5-1.7 milyar avro civarında olduğunu tahmin ederken, kimi uzmanlara göre yangınların faturası en az 3 milyar avro.

İlgili Makaleler

Loading

Ege’nin diğer yakasındaki Türkiye de turizmde hızla yoluna devam ediyor. Yılın ilk yedi ayında turist sayısı yüzde 16’dan fazla arttı. Resmi verilere göre ülkeyi yaklaşık 13 milyon yabancı turist ziyaret etti. Ülkenin en popüler tatil beldesi Antalya, yılın ilk sekiz ayında 5.5 milyon turisti ağırladı. Ziyaretçi sayısı açısından ilk sırayı Almanlar alırken, onları Ruslar takip ediyor.

Türkiye’nin kültür, tarih ve ticaret açısından en büyük merkezi olan İstanbul'u yalnızca Ağustos ayında ziyaret eden turist sayısı 700 binin üzerinde. Bizans İmparatorluğu ve ardından Osmanlı İmparatorluğu'na başkentlik yapan şehir, müzeleri, sarayları, camileri, kiliseleri ve çarşıları ile ziyaretçileri büyülüyor.

Geçtiğimiz yıl Papa XVI. Benediktus’un ziyaretinin ardından Selçuk ilçesi de turistlerin gezi haritasındakini yerini aldı ve yılın ilk yedi ayında ilçeyi ziyaret edenlerin sayısı yaklaşık yüzde 30 oranında arttı. Selçuk’ta, aralarında Meryem Ana’nın ziyaret ettiğine inanılan bir ev ile Aziz Yahya'nın İncil’ini yazdığı Ayasoluk Tepesinin de bulunduğu, Hıristiyanlığın erken dönemlerine ait pek çok tarihi kalıntı bulunuyor.

Katkıda bulunanlar: Svetla Dimitrova (Sofya), Zoran Nikolovski (Üsküp), Gabriela Preda (Atina) ve Ayhan Şimşek (Ankara)

Bu içerik SETimes.com için hazırlanmıştır.
Loading

Oy Ver

Loading
  • Email to a friend
  • icon Baskı Versiyonu
  • Share/Save/Bookmark.

SETimes’da yayınlanan makalelerle ilgili yorumlarınızı kabul ediyoruz.

Bu forumu kullanarak Güneydoğu Avrupa’daki diğer okurlarla etkileşime geçmenizi umut ediyoruz. Bu deneyimi ilginç tutmak için, sizlerden yorum politikasında sıralanmış kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorum göndererek, bu kuralları kabul etmiş sayılıyorsunuz. SETimes.com hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, yayınlanan yorumlar sadece onları gönderenlerin görüşlerinden ibarettir. SETimes bu yorumlarda dile getirilen fikir veya görüşleri onaylamak veya kabul etmek zorunda değildir. SETimes.com yapıcı tartışmaları memnuniyetle karşılamakla birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, karşılıksız bağlantılar ve tek satırlık sloganların kullanımını teşvik etmemektedir. Bu, moderatörlü bir forumdur. Kötü amaçlı, saldırgan olduğu görülen veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayabilir.

SETimes'ın Yorum Politikası

SETimes logo

Kosova: Sınırda Kriz

Kosova: Sınırda Kriz

Enerji: Sorunlar ve Trendler

Enerji: Sorunlar ve Trendler

Değişen Algılar: Balkanlar'da Kadın

Değişen Algılar: Balkanlar'da Kadın

Yeşillenen Balkanlar

Yeşillenen Balkanlar
Loading
Loading
Loading
Loading

Anket

AB geçtiğimiz günlerde Sırbistan'a aday statüsü verilmesine ilişkin kararı ertelemeyi seçerek, bu kilometre taşının bu yıl aşılacağı yönündeki beklentileri boşa çıkardı. Sizce bunun Cumhurbaşkanı Boris Tadiç ve iktidar koalisyonuna ne kadar ciddi bir zararı olur?

Çok ciddi
Ciddi
Orta
Önemsiz
Hiç zararı olmaz



Sonuçlara bakmak için Yorum ekle