13/08/2007
Fransa Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy'nin önerisi yalnızca Türkiye’nin AB'ye katılım sürecini baltalamayı mı amaçlıyor yoksa AB’nin Akdeniz ülkeleriyle olan ilişkilerini daha ileriye taşıma yönünde bir vaadi mi içeriyor?
Ayhan Şimşek, Southeast European Times için yazdı -- 13/08/07
![]() Plan, Akdeniz ülkeleri arasında AB’nin önceki dönemlerine benzer bir ekonomik topluluk kurulması fikrine dayanıyor. [Getty Images] |
Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olduğunu dile getiren Fransa Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy, alternatif olarak bir Akdeniz Birliği kurulmasını öneriyor. Plana göre Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri biraraya gelerek, AB’nin önceki dönemlerine benzer bir ekonomik topluluk kuracak. Söz konusu öneri, Avrupa ve diğer bölgelerde önemli bir tartışma konusu haline geldi.
Akdeniz Birliği fikri yeni bir şey değil; Avrupa ülkeleri on yıldan uzun bir süredir bu konuyu aralarında tartışıyor. Fakat Türkiye bu süreçte ilk defa olarak tartışmaların odak noktasında yer alıyor. Geçmişte tartışılan temel konular hep Avrupa ülkelerine yönelik göçün getirdiği sorunlar ile Afrika ve Arap ülkelerinde tırmanan aşırı İslamcı düşünceler oldu. Eleştirmenler, burada Sarkozy’nin amacının Türkiye ile Balkanlar'daki diğer aday ülkelerin AB'ye katılmalarına engel olabilmek için uygun bir bahane bulmaktan ibaret olduğunu öne sürüyor.
Yine de Sarkozy'nin fikri destek buluyor. Öneriye onay verenlerden biri, Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek oldu. Mübarek, Sarkozy ile Paris’te yaptığı bir toplantının ardından gazetecilere verdiği demeçte, "Şahsi fikrime göre, Sarkozy’nin planı, üzerinde durulması gereken mükemmel bir öneri. Şu anda bu girişimi değerlendiriyoruz. Başarılı olmasını umuyor ve bu tür bir oluşumun, hem Kuzey Afrika hem de Avrupa ülkeleri açısından faydalı olacağını düşünüyoruz”, dedi.
AB'nin önemli üyelerinden İspanya da bu ay Akdeniz Birliği ile ilgili önerisini ortaya koyarak sürpriz bir hamle yaptı. İspanya Dışişleri Bakanı Miguel Angel Moratinos, El Pais gazetesindeki yazısında, “Bir Akdeniz Birliği kurarak, gerçek bir jeopolitik alan oluşturmanın zamanı geldi”, dedi.
Moratinos; üyelerini AB ve Akdeniz ülkelerinin oluşturacağı Birlik bünyesinde, devlet başkanları ve başbakanlardan oluşan ve politikalarla ilgili stratejik esasları belirleyecek bir konsey, bakanlık konseyleri, sekreterya görevi görecek bir Daimi Komisyon, güçlendirilmiş bir parlamento ve hatta Birliğe ait bir banka bulunacağını söyledi.
Moratinos ayrıca bu tür bir kuruluşun, çevre sorunlarından göçe kadar pek çok konunun çözüme kavuşturulması açısından bölgede önemli bir rol oynayabileceğini dile getirdi.
Kimilerine göre İspanya’nın bu önerisi, uzun yıllardır Türkiye’nin AB üyeliğini destekleyen Madrid’in bu desteğini geri çekmeye başladığının bir kanıtı. Fakat İspanyol diplomatlar, İspanya'nın, Akdeniz Birliği'ni AB üyeliğine bir alternatif olarak görmediklerinin altını çizerek ülkenin görüşünü net bir biçimde ortaya koydu. Diplomatlar ayrıca İspanya'nın eskiden beri AB'nin Akdeniz boyutunun pekiştirilmesi fikrini desteklediğini ve Moratinos'un önerisinin de bu görüşle aynı doğrultuda olduğunu savundular.
![]() Kimilerine göre Fransa Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy’nin önerisi, Türkiye'nin AB'ye üye olmasını engellemeye yönelik bir girişim. [Getty Images] |
Fransa ve İspanya, bölgesel bir birlik fikrinin genel hatları konusunda aynı fikirde olmakla birlikte, ayrıntılar konusunda farklı görüşlere sahipler. İspanya, Akdeniz Birliğini, – AB'nin Akdeniz ülkelerine yönelik politikası olan – Barselona Sürecinin bir uzantısı olarak görüyor.
1995 yılında İsrail-Filistin barış sürecinin zirvesinde oluşturulan Barselona Avrupa-Akdeniz ortaklığı, Arap-İsrail çatışmasının çözümlenememesi nedeniyle olumsuz yönde etkilendi. Ortaklık sürecinin hedefleri arasında siyasi, ekonomik ve kültürel işbirliğinin geliştirilmesi, bölgedeki siyasi ve ekonomik reformların desteklenmesi ve 2010 yılına kadar bir Akdeniz serbest ticaret bölgesi oluşturulması yer alıyor.Fakat Akdeniz’in güneyindeki otoriter yönetimler, bugüne dek siyasi ve ekonomik reformlara pek de ilgi göstermediler -- hatta yakın işbirliklerinden kaçındılar.
İspanya, kendi planlarının Barselona Sürecinin eksik yönlerinin üstesinden gelmeyi ve AB’nin bölgeyle daha fazla ilgilenmesini sağlamayı amaçladığını söylüyor. Bunun aksine, kimilerine göre Sarkozy’nin önerisi, Akdeniz Birliğini kıyı devletleri ile sınırlandırarak AB’li rakiplerini proje dışında bırakmak suretiyle, Fransa’nın Akdeniz’deki nüfuzunu artırmaya yönelik bir girişim.
Avrupa Politika Etütleri Merkezinde Kıdemli Araştırmacı olarak görev yapan Michelle Emerson’a, “Ciddi biçimde değerlendirirsek, bence Sarkozy’nin düşünceleri oldukça tartışmalı”, diyor. Emerson, AB’nin Komşuluk Politikasını doğu ve batı kolları şeklinde ikiye ayırmayı düşünebileceğini, fakat ayrı bir Akdeniz Birliği yapısı oluşturma fikrinin ciddi sorunlara yol açacağını öne sürüyor.
Emerson, “Sarkozy, yalnızca Akdeniz’e kıyısı olan ülkelere yönelik başka mekanizmalar ortaya koyuyor. Bu, AB içinde çok büyük bir karışıklığa neden olacak ve Komşuluk Politikası ile Barselona Sürecinin zarar görmesine yol açacaktır. Ayrıca ticaret politikası, yardım politikası, adalet ve içişleri gibi pek çok alanda AB’nin sahip olduğu yetkinlerle ilgili pratik araçları da baltalayacaktır. Akdeniz’de tüm bu alanlarda AB yetkinlikleri çerçevesinde kurulu mekanizmalar mevcut”, diyor.
Öte yandan Fransız tarihçi ve yazar Alexandre Adler, Akdeniz Birliği'ni Fransız dış siyaseti açısından muhtemel bir kilometre taşı olarak nitelendiriyor. L e Figaro’daki makalesinde Adler, Akdeniz Birliği'nin AB’nin Barselona Sürecini dönüştüreceğini, Mağrip ülkeleri arasındaki işbirliğini geliştireceğini ve uzun yıllardır süren çekişmelere son vereceğini yazıyor.
![]() İspanya Dışişleri Bakanı Miguel Angel Moratinos, “Bir Akdeniz Birliği kurarak, gerçek bir jeopolitik alan oluşturmanın zamanı geldi”, diyor. [Getty Images] |
“Yeni mekanizma, Müslüman dünyasının çeşitli coğrafi kesimlerinin, Müslüman olmayan halklarla paylaştıkları daha geniş bölgelerin birer parçası olduklarını dolaylı olarak gösteriyor”, diyen Adler, bu yeni Birliğin, İsrail-Filistin sorununun çözümü için dahi faydalı olabileceğini sözlerine ekliyor.
Ankara ise katılımı tamamen reddetmemekle birlikte, Akdeniz Birliğini, Türkiye'nin AB üyeliği sürecinde geçirdiği 44 yıllık sürece alternatif bir çözüm olarak kabul etmeyeceklerinin altını çiziyor. Türk yetkililer, Sarkozy’den daha somut bir öneri bekliyor.
Türkiye’nin AB üyeliğine adaylığı, 1999 yılında resmi olarak tanındı. Ülke ile iki yıl önce başlayan katılım görüşmelerinin tamamlanmasının en az on yıl süreceği tahmin ediliyor.
Fransa’nın Türkiye’nin üyeliğine yönelik itirazları – Kıbrıs sorunu gibi biz dizi diğer meseleyle birlikte – sürecin yavaşlamasına neden oluyor. Akdeniz Birliği fikri, en azından Türkiye’nin katılmayı ümit ettiği blokla giderek gelişen ilişkilerini yeniden gündeme getiriyor; fakat birliğin verimli bir tartışma zemini mi yoksa bir sorun odağı mı olacağını zaman gösterecek.
SETimes’da yayınlanan makalelerle ilgili yorumlarınızı kabul ediyoruz.
Bu forumu kullanarak Güneydoğu Avrupa’daki diğer okurlarla etkileşime geçmenizi umut ediyoruz. Bu deneyimi ilginç tutmak için, sizlerden yorum politikasında sıralanmış kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorum göndererek, bu kuralları kabul etmiş sayılıyorsunuz. SETimes.com hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, yayınlanan yorumlar sadece onları gönderenlerin görüşlerinden ibarettir. SETimes bu yorumlarda dile getirilen fikir veya görüşleri onaylamak veya kabul etmek zorunda değildir. SETimes.com yapıcı tartışmaları memnuniyetle karşılamakla birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, karşılıksız bağlantılar ve tek satırlık sloganların kullanımını teşvik etmemektedir. Bu, moderatörlü bir forumdur. Kötü amaçlı, saldırgan olduğu görülen veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayabilir.
SETimes'ın Yorum Politikası