Romanya'nın Romanları için yeni bir dönem

20/11/2006

Resmi rakamlara göre Romanlar, ülke nüfusunun yüzde 2.5'ini oluşturuyor; gerçek rakam ise bunun çok üzerinde olabilir. Romanlar ayrıca ülkenin en az imkana sahip gruplarından biri; Roman toplumunda yoksulluk oranı yüzde 74. Romanya'nın AB'ye katılmaya hazırlandığı şu günlerde, Romanların yaşam kalitesinin artırılması yönünde çalışmalar yapılacak.

Paul Ciocoiu, Southeast European Times, Bükreş – 20/11/06

photo

2002 nüfus sayımı sonuçları, Romanya’da 535.140 Roman yaşadığını gösteriyor, oysa tahminlere göre gerçek sayı milyonlarla ifade ediliyor. [Getty Images]

Avrupa, en az sekiz milyon Romana ev sahipliği yapıyor ve bunların altı milyonu Orta ve Doğu Avrupa’da yaşıyor. 2002 yılında yapılan son nüfus sayımı, Romanya’da 535.140 Roman yaşadığını gösterdi. Bu rakam, ülke nüfusunun yüzde 2.5’ine karşılık geliyor, fakat resmi olmayan tahminlere göre gerçek sayı 2.5 milyon civarında.

Roman tarihi uzmanları, Romanların Avrupa’ya 10. yüzyıl ya da daha öncesinde Hindistan’dan geldiği konusunda hemfikir; fakat Romanya topraklarına tam olarak ne zaman yerleştiklerini belirlemek oldukça zor. Romanların Romanya’dak, varlıklarına dair en eski belge 1374 yılına ait. Belgede 1. Dan’ın Vodita manastırına verdiği 40 Roman köleden bahsediliyor. Romanlar, yüzyıllar boyunca köle statüsünde kaldı. 1424 yılında Transilvanyalı Romanlar, Anayasada da öngörüldüğü üzere bir voyvoda (hükümdar) tarafından yönetiliyordu, ama söz konusu madde, 1588 yılında eyalet meclisi tarafından kaldırıldı.

1785 yılında Avusturya İmparatoru 2. Joseph, Transilvanya’da köleliği yasakladı. Dört yıl sonra Romanlar, eyaletteki okul ve kiliselere kabul edilmeye başlandı. Henüz Osmanlı egemenliği altında bulunan ve Batının modern fikirlerine karşı koyan diğer iki Romanya eyaleti Moldova ve Walachia'da ise durum farklıydı. Bu iki eyalette köleliğin kaldırılması, yazarların ve aydınların baskısıyla, ancak 1855 ve 1856 yılında gerçekleşebildi.

Yüzyıllar boyu süren köleliği, İkinci Dünya Savaşı döneminde Nazi yanlısı İon Antonescu'nun uyguladığı zulüm ve sürgünler izledi. Romanya Savaş Suçları Komitesinin verilerine göre, Nazi katliamı sırasında yaklaşık 38 bin Romanyalı Roman yaşamını kaybetti. Ardından kurulan komünist diktatörlük, ülkede homojen bir toplum yaratma hedefi doğrultusunda Romanları zorla sınır dışı etti ve mallarına el koydu.

Komünist rejim, elli yıl boyunca bir yandan ütopya yanılsamasını beslerken diğer yandan da bu sorunların üzerini örtmeye çalıştı. Fakat komünizmin çöküşü ve geçiş sürecinin başlaması ile birlikte, toplumda gerginlikler ortaya çıkmaya başladı. Yeni yeni büyümeye başlayan Romanya medyası da ateşe körükle gitti. 1991 yılında Bükreş yakınlarındaki yerleşim bölgesi Bolintin Deal’de Roman bir köylü bir Romanyalıyı öldürdü. Bu cinayet, köydeki Romanyalıları ayaklandırdı ve Romanların evleri ateşe verildi. Olaydan üç yıl sonra 23 Eylül 1993’te üç Roman, Mures ilçesi yakınlarındaki Hadareni kasabasında öfkeli köylüler tarafından öldürüldü. Öldürülenlerden biri daha önce bir Romanyalıyı bıçaklaşmıştı. Bu cinayet, toplu bir cezayı da beraberinde getirdi. Roman topluluğuna ait 14 ev ateşe verilirken, 70 yıldır Hadareni'de yaşayan 175 Roman köyden kovuldu.

photo

Temmuz 2003’te sekiz Orta ve Doğu Avrupa ülkesinin lideri Budapeşte’de biraraya gelerek, “Roman Katılımının Onyılı 2005-2015" isimli girişimi başlattılar. [Romadecade.org]

Avrupa Roman Hakları Merkezinin yayınladığı bir rapora göre, 1990-1993 yılları arasında yaşanan toplu şiddet olaylarında en az sekiz Roman öldürüldü ve pek çoğu da ciddi şekilde yaralandı. Ayrıca pek çok Roman da polis tarafından kötü muameleye maruz kaldı. Bireysel şiddet şuçlarında olduğu gibi bu tür olaylar da cezasız kaldı; hatta bazılarında doğru düzgün bir soruşturma bile yapılmadı.

Radikal bir muhalefet partisinin lideri olan Corneliu Vadim Tudor, ırkçı açıklamalar yaptı. AGİT tarafından yayınlanan bir rapora göre Tudor, Ağustos 1998'de “Roman suçluları özel koloniler halinde tecrit ederek Romanya’nın bir Çingene kampına dönmesini engellemeyi” öngören, on maddelik bir program açıkladı.

Diğer yandan hükümet de, Roman azınlığa ilişkin bir stratejinin hayata geçirilmesi gerektiği gerçeğinin farkına vardı. Şubat 1997’de Ulusal Azınlıklar Bakanlığı kapsamında Ulusal Roman Bürosu kuruldu. Ekim 2004’te bu büro, devlet bakanı statüsündeki bir başkan tarafından yönetilen Ulusal Roman Temsilciliğine dönüştürüldü.

2001 yılında hükümet, Roman toplumunun yaşam kalitesinin iyileştirilmesine yönelik ulusal bir stratejiyi kabul etti. Bu strateji çerçevesinde, sosyal güvenlik, sağlık, adalet, eğitim, iletişim ve sivil katılım gibi konuları da kapsayan on temel alandaki öncelikler tanımlanıyor. Stratejiyi destekleme amacı taşıyan 7.6 milyon avro değerindeki bir PHARE projesi de Nisan 2006'da tamamlandı. Diğer yandan Romanya Polis Müfettişliği de Roman toplumu ile polis arasındaki ilişkileri iyileştirmek ve polisin, Romanlarla diğer topluluklar arasında yaşanacak olası gerginliklere etkin bir şekilde tepki gösterebilme kapasitesini artırmak için bir program başlattı. Program, Etnik İlişkiler Projesi ile Louisville Üniversitesi Adalet Yönetimi Bölümünün yardımlarıyla geliştirildi.

İlgili Makaleler

Loading

Temmuz 2003’te sekiz Orta ve Doğu Avrupa ülkesinin lideri Budapeşte’de biraraya gelerek, Dünya Bankası ve Açık Toplum Enstitüsün bir projesi olan “Roman Katılımının Onyılı 2005-2015" isimli girişimi başlattılar. Bu girişimin temel hedefi, Roman toplumundaki yoksulluğun ve bu topluma yönelik ayrımcılığın sona erdirilmesi. Romanya, Temmuz 2005 ve Temmuz 2006 tarihleri arasında bir yıl süresince programa başkanlık etti.

Temmuz 2006’da Dünya Bankası, bir toplumsal katılım projesi için Romanya’ya 58.5 milyon avro kredi verilmesini kararlaştırdı. Kredi kapsamında ülkede imkanları en kısıtlı gruplara (Roman azınlık, yüksek risk altındaki ve/veya yetiştirme yurtlarından çıkan çocuklar, engelliler ve aile içi şiddet mağdurları) yardım edilmesi hedefleniyor. Proje, Romanya’nın Avrupa Komisyonu ile imzaladığı Ortak Katılım Memorandumu çerçevesindeki yükümlülüklerini yerine getirmesine yönelik, yeni Ülke Ortaklık Stratejisi ilkelerine dayalı olarak geliştirildi.

Romanya, üç aydan kısa bir süre sonra AB’ye katılacak. Reform ve AB üyeliğinin faydalarının toplumun en zayıf kesimlerine ulaştırılabilmesi için, sosyal sektör meselelerinin ele alınmasının tam zamanı. Yüzde 74’lük yoksulluk oranı, ülke ortalamasının dört katı düzeyde bebek ölüm oranı ve yüzde 13’lük resmi istihdam oranı ile Romanlar ciddi bir risk altında. 2002 yılında yapılan nüfus sayımına göre Romanların dörtte biri okuma yazma bilmiyor. Çocukları erken yaşta evlendirmek gibi yüzyıllardır sürdürdükleri geleneklerinden vazgeçmek istemeyen Romanlar, yasalarla ve yetkililerle sık sık karşı karşıya kalıyor.

Londra merkezli Monority Watch, Romanya ve Bulgaristan'ın bölgesel kalkınma fonlarının bir bölümünü, Romanların yaşam standartlarını iyileştirmek için kullanmaları gerektiğini öne sürüyor. Bu konuda kararlı bir çaba gösterilmediğ takdirde gelişmeler kısa vadeli olmaktan öteye gidemeyez. Ve bu da ne Romanya'nın ne de Bulgaristan'ın ödeyebileceği bir bedel.

Bu içerik SETimes.com için hazırlanmıştır.
Loading
Oy Ver
 
 

SETimes’da yayınlanan makalelerle ilgili yorumlarınızı kabul ediyoruz.

Bu forumu kullanarak Güneydoğu Avrupa’daki diğer okurlarla etkileşime geçmenizi umut ediyoruz. Bu deneyimi ilginç tutmak için, sizlerden yorum politikasında sıralanmış kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorum göndererek, bu kuralları kabul etmiş sayılıyorsunuz. SETimes.com hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, yayınlanan yorumlar sadece onları gönderenlerin görüşlerinden ibarettir. SETimes bu yorumlarda dile getirilen fikir veya görüşleri onaylamak veya kabul etmek zorunda değildir. SETimes.com yapıcı tartışmaları memnuniyetle karşılamakla birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, karşılıksız bağlantılar ve tek satırlık sloganların kullanımını teşvik etmemektedir. Bu, moderatörlü bir forumdur. Kötü amaçlı, saldırgan olduğu görülen veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayabilir.

SETimes'ın Yorum Politikası

Focus on Ukraine

Röportaj

Balkan ülkelerinden AB güvenlik ve savunmasına katkı taahhüdüBalkan ülkelerinden AB güvenlik ve savunmasına katkı taahhüdü

Bölge ülkelerinin AB kriz yönetimi misyonlarına, Avrupa Güvenlik ve Savunma Koleji eğitim programlarına ve gizli bilgilerin karşılıklı paylaşım anlaşmalarına katılımı küresel barış ve istikrara destek vermelerine yardımcı oluyor.

SETimes logo

En Popüler

Loading
Loading
Loading

Anket

Avrupa Birliği, Suriye'ye savaşmaya gidenlerin ülkelerine döndüklerinde radikalleşmiş olma ve terörist eylemler gerçekleştirme ihtimallerinin daha yüksek olduğuna inanıyor. Katılıyor musunuz?

Evet
Hayır
Bilmiyorum