Romanya yolsuzlukla mücadele reçetesi hazırlıyor

31/07/2006

Kısa bir süre öncesine kadar Romanya, yolsuzlukla mücadele konusunda yeterince önlem almaması sebebiyle AB'ye katılımının ertelenmesi tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Fakat artık bu durum tersine döndü. Çoğu kimse, Adalet Bakanı Monica Macovei’nin reform konusunda kararlılıkla çalıştığını düşünüyor.

Gelu Trandafir, Southeast European Times, Bükreş – 31/07/06

photo

Romanya AB’ye 1 Ocak 2007’de katılmayı umuyor.[Arşiv]

“Ülke tarihinde ilk kez olarak hukuk herkesten üstün tutuluyor." Avrupa Birliğinin Genişlemeden Sorumlu Komisyon Üyesi Olli Rehn'in bu açıklaması, kimilerine tuhaf gelmiş olabilir. Bundan yalnızca iki yıl önce AB, Romanya’da yaygın olarak görülen yolsuzluklar nedeniyle Avrupa Komisyonunun ülkeyle olan üyelik görüşmelerini askıya almasını istemişti. Şimdi ise genişlemeden sorumlu komisyon üyesi bambaşka bir tablo çiziyordu.

Ülkeyi daha çok ciddi zorluklar beklese de, bu bir başarı öyküsü. Romanyalı yetkililerin, sorunun ne boyutlarda olduğunu farkedip kabullenerek bu yönde gerekli ilk adımı atmasının üzerinden uzun yıllar geçti. AK’nin Bükreş Delegasyonunun başkanı Jonathan Scheele, “Yolsuzluk gerçeğinin kabul edilmesi bir dönüm noktasıydı. Buraya ilk geldiğim zaman, hükümet bu gerçeği reddediyordu. Bir sorunu kabullenmezseniz çözemezsiniz. Bu durum 2002-2003 döneminde değişti", diyor.

Fakat sorunu inkâr etmeyi bırakmak bu yolda atılması gereken adımlardan yalnızca biri. Yolsuzluğa karşı verilen mücadeleyi ayakta tutmak da siyasi irade gerektiriyor. Sosyal Demokratik Parti (PSD) liderliğindeki önceki yönetim, ne yapılması gerektiğini biliyor fakat gerekli adımları atmakta isteksiz davranıyordu. Sonuç olarak yolsuzluk sorunu yayılmaya ve yargı sistemi etkisiz ve siyasi güç sahiplerine tabi olmaya devam etti. Dolayısıyla Brüksel de hükümetin bu konudaki kararlılığından şüphe etmeye başladı.

Bradford Üniversitesi öğretim görevlilerinden Tom Gallagher, sivil toplum kuruluşları ve bağımsız medyanın oynadığı rolün önemine dikkat çekiyor: “STK'ler ve bağımsız medya kuruluşları, AB’nin dikkatini yolsuzluk olaylarına çekti ve seçmenleri, karnesi kötü olan adaylara karşı bilinçlendirdi. Kullandıkları yaratıcı taktikler, ülkede egemen bir komünizm sonrası güç olan ve 2004 yılındaki seçimlerde iktidarı kaybetmesinden kısa bir süre öncesine kadar yenilmez olarak görülen PSD’ye karşı halkı harekete geçirmeye yardımcı oldu", diyor.

Bu arada pragmatistliğiyle tanınan önemli bir muhalefet partisi iktidar fırsatını ele geçirdi. O dönemki başkanı Traian Basescu olan Demokratik Parti, sancılı bir reform sürecinden geçti. Daha şeffaf ve daha temiz bir yapıya kavuşan parti, yolsuzluklar konusunda haddinden fazla rahat davranan siyasi bir kuruma başarılı bir şekilde müdahale etmeye başladı.

Basescu, hükümetin gerekli önlemleri yalnızca kağıt üzerinde alması halinde, AB üyeliği şansı bir güvenlik koşulu ile ciddi bir şekilde tehlikeye girmiş bir ülkenin cumhurbaşkanı oldu.

Scheele, “Bu çok zorlu bir durumdu. Monica Macovei'yi adalet bakanlığına getirmek ise çok iyi bir hamleydi, çünkü Macovei'nin herhangi bir siyasi bağlantısı yoktu", diyor. Basescu, değişiklikleri hayata geçirebilecek popüler yetkiye ve bunu gerçekleştirecek doğru adama sahipti. Artık hareket geçme zamanı gelmişti.

photo

Adalet Bakanı Monica Macovei. [Getty Images]

47 yaşında bir haklar eylemcisi ve eski bir savcı olan Macovei, ülkenin Komünist geçmişiyle hâlâ sıkı ilişkiler içinde olan yargı sisteminin ciddi muhalefetiyle karşılaştı. Yine de şeffaflık, sorumluluk ve üst düzey görevler için rekabet gibi yöntemlerle kurumda reform yapmayı başardı. Macovei’nin en etkili teknikleri arasında kamuya açık ve ayrıntılı mal beyanları ile Yolsuzlukla Mücadele Dairesinin (DNA) kurulmasıydı.

Macovei'ye göre mal beyanları, "Romanya'da bugüne görülmemiş bir durum" idi. Sahip oldukları servetin kaynağını açıklamayan ve "bugüne kadar hiç soruşturma kapsamına alınmayan çok önemli siyasetçiler sorgulandı”. Dokunulmazlık günleri nihayet sona ermişti.

Savcıların daha bağımsız çalışmasını sağlayan Macovei, diğer yandan da bu kişilerin verimlilik ve sorumluluk anlayışı çerçevesinde çalışıp çalışmadıklarına dair düzenli raporlar hazırladı. Macovei konu ile ilgili olarak şunları söylüyor: "Artık bir sorumluluklar zincirimiz var. DNA bu görevi başaramamış olsaydı, kurumun başkanını görevden almam gerekirdi. Bu da olmazsa benim görevime son verilirdi”.

DNA, etkin ve tarafsız bir şekilde çalıştığını gösterdi. Esi Başbakan Adrian Nastase’yi rüşvet almakla suçlarken, mevcut iktidar koalisyonunun liderlerini de soruşturma kapsamına alarak suçlamalarda bulundu. Fakat bu kurumda görev savcılar bulmak zor. Macovei, “Bu sorumluluğu almayı kabul eden savcı sayısı oldukça az. Herkesin DNA'da çalışmak için can attığı söylenemez”, diyor.

Siyasi iradede yaşanan tereddütlerden endişe duyan Bakan Macovei, “başlangıçta hiçbir siyasi muhalefetle karşılaşmadıklarını" hatırlatıyor. Fakat yolsuzlukla mücadele konusunun şaka olmadığı anlaşılınca, siyasi kararlılık da azalmış. Macovei'nin gördüğü muhalefet, yargı sisteminden parlamento sıralarına taşınmış. Şimdilerde iktidar koalisyonunda görev yapan kıdemli siyasetçiler, DNA başkanının atama yöntemini değiştirmeye çalışıyor.

Macovei, “Bu değişim, DNA’nın kontrol edemeyecekleri, özerk bir kurum olduğunu farketmelerinden sonra oldu. Siyasetçilerin bir kısmı bu bağımsız ve çalışkan kurumdan korkuyor”, diyor.

photo

DNA, eski Başbakan Adrian Nastase (sağda) ve diğer yetkililer hakkında soruşturma yaptı. [Getty Images]

Demokratik Partideki sadık destekçileri bile kendilerini geri çekmeye başlamış. Öyle ki Macovei yolsuzlukla mücadele yasasının son etaplarını (siyasi partilerin finansmanı ile ilgili yasa ve mal beyanlarından sorumlu Dürüstlük Kurumunun kurulması ile ilgili yasa) meclisten geçirmekte zorlanıyor.

İlgili Makaleler

Loading

Bu sürecin devamlılığını sağlamak için çelik gibi bir irade gerekebilir. Görevde bulunduğu 18 ay zarfında Macovei bu iradeye sahip olduğunu kanıtladı. Bakan Macovei’nin yurtdışından da güçlü destekçileri var.

Adaletten Sorumlu Komisyon Üyesi Franco Frattini, “Romanya, AB’ye katılıma başarısı gösterdiği takdirde bunu büyük ölçüde Bakan Macovei’ye borçlu olacak”, dedi. Bu tebrik niteliğindeki sözlere rağmen, Romanya’nın elde ettiği bu başarıyı riske atma lüksü yok. Rehn, ülkenin planlandığı gibi 1 Ocak 2007’de AB’ye girmesi ya da güvenlik koşulu çerçevesinde katılımın ertelenmesi ile ilgili son kararı Eylül ayında açıklayacak. Sonuçta tek bir bakanın yolsuzluğa karşı savaş açması yeterli değil. Romanya, bu konuda sağlam bir reçete hazırladıkları konusunda Brüksel'i ikna etmek durumunda.

Peki Romanya’nın yaklaşımı Batı Balkanlar'da da uygulanabilir mi? Gallagher'a göre ortada ciddi farklılıklar var: "Romanya'nın tersine, bu ülkelerde, önde gelen siyasi partilerden nispeten ayrı durumda azılı bir mafya söz konusu. AB, kendi güvenliği için, mafya ile mücadele operasyonlarını kuvvetlendirmek zorunda. Bu nedenle AB'nin duruma daha fazla müdahale etme olasılığı var."

Yine de Romanya'da yaşananlar, Batı Balkanlar’daki reform yanlılarını güçlendirmenin öneminin altını çiziyor. Gallagher, “AB’nin reform yanlısı yerel yetkililerle etkin bir işbirliği içinde olması gerekiyor. Bu, sadece PSD’nin 2004 yılında iktidardan inmesinden sonra mümkün oldu ve Romanya’nın katılım stratejisinin niçin zorluklarla dolu olduğunu açıklıyor”, diyor.

Bu içerik SETimes.com için hazırlanmıştır.
Loading

Oy Ver

Loading
  • Email to a friend
  • icon Baskı Versiyonu
  • Share/Save/Bookmark.

SETimes’da yayınlanan makalelerle ilgili yorumlarınızı kabul ediyoruz.

Bu forumu kullanarak Güneydoğu Avrupa’daki diğer okurlarla etkileşime geçmenizi umut ediyoruz. Bu deneyimi ilginç tutmak için, sizlerden yorum politikasında sıralanmış kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorum göndererek, bu kuralları kabul etmiş sayılıyorsunuz. SETimes.com hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, yayınlanan yorumlar sadece onları gönderenlerin görüşlerinden ibarettir. SETimes bu yorumlarda dile getirilen fikir veya görüşleri onaylamak veya kabul etmek zorunda değildir. SETimes.com yapıcı tartışmaları memnuniyetle karşılamakla birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, karşılıksız bağlantılar ve tek satırlık sloganların kullanımını teşvik etmemektedir. Bu, moderatörlü bir forumdur. Kötü amaçlı, saldırgan olduğu görülen veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayabilir.

SETimes'ın Yorum Politikası

SETimes logo

Kosova: Sınırda Kriz

Kosova: Sınırda Kriz

Enerji: Sorunlar ve Trendler

Enerji: Sorunlar ve Trendler

Değişen Algılar: Balkanlar'da Kadın

Değişen Algılar: Balkanlar'da Kadın

Yeşillenen Balkanlar

Yeşillenen Balkanlar
Loading
Loading
Loading
Loading

Anket

AB geçtiğimiz günlerde Sırbistan'a aday statüsü verilmesine ilişkin kararı ertelemeyi seçerek, bu kilometre taşının bu yıl aşılacağı yönündeki beklentileri boşa çıkardı. Sizce bunun Cumhurbaşkanı Boris Tadiç ve iktidar koalisyonuna ne kadar ciddi bir zararı olur?

Çok ciddi
Ciddi
Orta
Önemsiz
Hiç zararı olmaz



Sonuçlara bakmak için Yorum ekle