06/06/2005
Romanya'nın 2007'de AB'ye girmesinin beklenmesi, ülkenin kaydettiği çarpıcı ilerlemenin bir kanıtı. Fakat bazı endişeler yerini koruyor ve bunların en önemlilerinden biri de yaygın bir şekilde görülen yolsuzluk sorunu. Yapılan pek çok ankete göre başta yargı sistemi olmak üzere birçok alanda görülen yolsuzluklar vatandaşların en büyük endişe kaynaklarından biri. Bir yanda yapısal ve kurumsal reformların etik dışı davranışların önüne geçeceğine inanan iyimser görüşler, diğer yanda ise "yol bağımlılığı" ve az gelişmişlik tuzaklarına dikkat çeken görüşler mevcut. Romanya'nın eski Finans Bakanı ve ekonomist Daniel Daianu, AB'nin sorun yaşanan alanlarda bir çıkış yolu bulunmasını sağlayabileceğini ileri sürüyor.
Daniel Daianu, Southeast European Times, Bükreş -- 06/06/05
![]() [Arşiv] |
AB'nin ülke raporlarında bir yandan Romanya'nın 2007 yılında Birliğe katılma yolunda kayedettiği ilerlemenin altı çizilirken, diğer yandan yolsuzluk yıkıcı bir sosyal ve ekonomik fenomen olarak öne çıkarılıyor. Ülkede yapılan anketlerin neredeyse hepsinden, yargı sisteminin kötü işleyişi ve yolsuzlukların vatandaşların en büyük endişelerinden biri olduğu sonucu çıkıyor. Peki bu sorunlarla başa çıkma şansımız nedir?
Geçiş sürecindeki davranış örneklerinin açıklanması konusunda iki tür görüş mevcut. Her iki görüş de genel olarak gelişmekte olan ekonomilere yansıtılabilir. Söz konusu görüşlerden ilki ve daha iyimser olanı, komünizm sonrası toplumlarda kurumların işleyişindeki zayıflığın, denge ve denetim mekanizmalarındaki istikrarsızlığın, yargıdaki yolsuzlukların ve yürütmedeki yetersizliğin altını çiziyor. Teorik olarak yapısal ve kurumsal reformların istikrarlı bir şekilde ilerlemesi ile birlikte, geçiş toplumlarında etik dışı davranışlar zaman içinde önemli ölçüde azalacaktır. Hem mikro düzeydeki yetersizlikler hem de kaynakların dağıltılması konusundaki hatalar azalacak, ekonomik performans ise aşamalı olarak iyileşecektir. Diğer yandan hukuk devleti ilkesi de gerçeğe dönüşecektir.
Bu iyimser görüşün bir diğer versiyonunda, başta Güneydoğu Asya ülkeleri olmak üzere, ciddi çapta yolsuzluk ve adam kayırma sorunları yaşamış gelişmekte olan birçok ekonominin gösterdiği güçlü performansa dikkat çekiliyor. Bu örnekler, yoksul ülkelerin geçiş süreçlerinde yolsuzlukların kaçınılmaz olabileceğini ve bunları azaltmanın zaman alacağını gösteriyor.
![]() Romanya Cumhurbaşkanı Traian Basescu (sağda) ve Romanya Başbakanı Calin Popescu (solda) yeni hükümet 29 Aralık 2004 tarihinde yemin ettikten sonra. Hükümet değişikliği, Romanya halkının doğruluk ve adalet özlemi sayesinde gerçekleştiyse de şimdiye kadar istikrarlı bir ilerleme kaydedilmedi. [AFP] |
AB'ye katılım, bu iyimser bakış açısıyla değerlendirilebilir. Üyelik, kesin olmamakla birlikte, sistemli dönüşüm ve ekonomik ilerleme için olağanüstü bir dayanak sağlayacaktır. Katılım, ekonomist Paul Rosenstein Rodan'ın bundan yaklaşık 60 yıl önce İngiliz Economic Journal dergisinde bahsettiği ve Güneydoğu Avrupa'nın az gelişmişlik tuzağından kurtulmak için ne yapması gerektiğine işaret eden o "Büyük İtiş" olabilir. Aslında Romanyalı vatandaşlar da AB üyeliğinin, ülkede görülen "rant kollama" ve diğer yolsuzluklar gibi sosyal ve ekonomik zaaflarla istikrarlı bir şekilde mücadele edilmesini sağlayacağına inanıyor. Sekiz geçiş ülkesinin 1 Mayıs 2004'te Birliğe kabul edilmesi de bu görüşü destekliyor.
Fakat diğer yandan daha karamsar bir görüş "yol bağımlılığı" olgusunun altını çizerek, dünyanın pek çok bölgesinde görülmeye devam eden yaygın yolsuzluklar, zayıf kurumlar ve işlevini yerine getiremeyen pazarlara dilkkat çekiyor. Bu görüşü destekleyen en çarpıcı örnek ise Latin Amerika. Sosyal eşitsizliğin ve ekonomik performans düşüklüğünün bunca zamandır devam etmesinin sebebi ne? Kısır döngüleri ve az gelişmişlik tuzaklarını kırmak neden bu kadar zor? Gelişim süreçlerinde yolsuzluk ve adam kayırma olayları görülmekle birlikte, bir dizi Asya ülkesinde yaşanan ekonomik yükseliş niçin modern tarihin bir kuralı değil de daha çok bir istisna oldu?
Latin Amerika ülkelerinde yaşananlar, Güneydoğu Avrupa ve eski Sovyetler Birliği topraklarındaki daha az gelişmiş geçiş ülkeleri açısından bir uyarı teşkil ediyor. Örneğin Balkanlar'daki zayıf devlet sendromu, kurumların güçsüzlüğü ve yanı sıra suç unsurunun ekonomik hayatın önemli bir bölümünde yer alıyor olması, olumsuz bir yol bağımlılığını tersine çevirmeyi ümit edenler için ciddi bir endişe kaynağı olmalı. AB'nin, tıpkı Orta Avrupa örneğinde olduğu gibi bölge için de çok güçlü bir dayanak ve dönüşüm aracı olabileceği doğru. Fakat siyasi ve etnik çatışmalar da dahil bazı özel yerel koşulların, süreci uzatıp zorlaştıracağı da bir gerçek.
AB üyeliği ile kamu politikalarını ve dolayısıyla da ekonomik performansını iyileştirmek için eşsiz bir fırsat yakalayacak olan Romanya, yine bu sayede yolsuzlukla daha etkin bir şekilde mücadele etme şansı elde edecek. Müktesebat'ın uygulamasında varolan "sosyal mühendislik", yargı dahil bütün kurumsal yapıları iyi yönde değiştirmek durumunda. Daha fazla şeffaflık, daha fazla hukuk üstünlüğü, daha açık rekabet kuralları ve devlet yardımı bu sürecin temel kısımlarını teşkil ediyor.
![]() AB'ye katılım gerçekleştikten sonra bile pek çok karar yine Romanyalı politika yapıcılar tarafından alınacak. [AFP] |
Kasım 2004'teki hükümet değişikliği, Romanya halkının doğruluk ve adalet özlemi sayesinde gerçekleştiyse de şimdiye kadar istikrarlı bir ilerleme kaydedilmedi. Bir yandan yolsuzlukla mücadele için özel olarak kurulan organlar etkisizlikleriyle nam salarken, diğer yandan medya da siyaset ve yargı arasındaki çirkin ilişkileri gün ışığına çıkarıyor. Açık bir dille söylemek gerekirse Romanya siyasetinde ikiyüzlülük, yalan, küstahlık ve sorumsuzluk kol geziyor. Pek çok üst düzey yetkili çıkar çatışmalarına duyarsız kalırken, bazıları kişisel kazanç için mevkilerini kullanmaktan çekinmiyor. Yasama üyelerinin kişisel mal varlıklarını bildirilme zorunluluğu ile ilgili itirazlar ve konunun sürüncemede bırakılması oldukça çarpıcı bir örnekti. Bu durum, kafa yapılarını değiştirmesi en muhtemel olay olarak yine AB üyeliğini akla getiriyor.
Şüphesiz, ülkenin en üst mevkilerde daha iyi eğitimli ve daha fazla sorumluluk sahibi kişileri görevlendirmesi gerekiyor. Bu kişiler, Romanya'nın AB'ye mümkün olan en iyi koşullar altında katılma çabaları karşısındaki engellerin ve ülkenin içinde bulunduğu geçiş sürecinin öneminin farkında olmalı; çünkü Romanya'nın geleceği AB üyeliği ile önceden kararlaştırılmış bir şekilde belirlenmeyecek. Romanyalı politika yapıcılar ile akıllıca ve etkili kamu politikaları güden, sorumluluk sahibi politikacılara çok iş düşecek; politika sahibi olmak, anlamsız bir kavram olmayacak.
İster özel sektörde ister kamu sektöründe olsun, Batı Avrupa'daki ülkeler de daha samimi bir tavır izleyerek ve uygulanmaları konusunda geçiş ekonomilerini teşvik ettikleri şeffaflık ve etik kurallarına kendileri de uyarak, üzerlerine düşeni yapmalıdır. Örneğin Romanyalı bir politika yapıcı kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin ihale usullerine uymuyorsa, Batılı meslektaşları söz konusu kişiye bu tür bir yaklaşımın kabul edilemeyeceğine dair uyarıda bulunmaktan çekinmemelidir. Batı Avrupa'daki refah ekonomileri ve ABD'de de yolsuzluklarla karşılaşılmakla birlikte, bu ülkelerde hukuk devleti ilkesi somut bir şekilde işlemekte, denge ve denetim mekanizmaları etkin bir biçimde çalışmaktadır.
Bu nedenle Romanyalı yetkililer ve şirketler söz konusu olduğunda Batı daima "en iyi uygulamalar"ı kullanmalıdır. Devletin varlık sebepleri (raison d'etat), söz konusu "en iyi uygulamalar"ın uygulanmasını engelliyorsa, bu durum açık bir şekilde ve nedenleriyle birlikte belirtilmelidir. Bu sayede Romanya'nın vatandaşlarının menfaatleri doğrultusunda katılım sürecinde ilerlemesi sağlanabilir. Böylece ahlaksız oyunlar oynama eğilimi de kontrol altına alınmış olacaktır. Romanya halkı 15 yıllık bir geçiş sürecinden sonra artık daha iyi işleyen bir demokrasi ve ekonomiyi hak ediyor.
SETimes’da yayınlanan makalelerle ilgili yorumlarınızı kabul ediyoruz.
Bu forumu kullanarak Güneydoğu Avrupa’daki diğer okurlarla etkileşime geçmenizi umut ediyoruz. Bu deneyimi ilginç tutmak için, sizlerden yorum politikasında sıralanmış kurallara uymanızı rica ediyoruz. Yorum göndererek, bu kuralları kabul etmiş sayılıyorsunuz. SETimes.com hassas konular da dahil olmak üzere bütün konularda tartışmayı teşvik etmekle birlikte, yayınlanan yorumlar sadece onları gönderenlerin görüşlerinden ibarettir. SETimes bu yorumlarda dile getirilen fikir veya görüşleri onaylamak veya kabul etmek zorunda değildir. SETimes.com yapıcı tartışmaları memnuniyetle karşılamakla birlikte, kopyalanıp yapıştırılmış materyaller, karşılıksız bağlantılar ve tek satırlık sloganların kullanımını teşvik etmemektedir. Bu, moderatörlü bir forumdur. Kötü amaçlı, saldırgan olduğu görülen veya küfür içeren yorumlar yayınlanmayabilir.
SETimes'ın Yorum Politikası