|
|
Dayton Anlaşmalarının 10’uncu Yıldönümü: İleriye Bakış |
|
15/12/2005
BH’deki çatışmaların öncesinde Hırvatlar, ülkedeki etnik grupların en küçük çaplı olanıydı ve Hırvatların bir çoğu mevcut siyasi haritada kendilerine yeterince pay verilmediğini düşünüyor. Eskiden beri zorlu bir kale olan Hersek’te pek çokları üçüncü bir taraf oluşturulmasını istiyor. Diğer Hırvatlar ise bu fikre karşı çıkarak, BH'nin ayrılıkçılığı geride bırakması ve çoklu etnik bir geleceğe doğru yol alması gerektiğini savunuyor.
Antonio Prlenda, Southeast European Times, Saraybosna – 14/12/05
![]() Son Bosna kraliçesi Katarina’nın geçtiğimiz günlerde açılan heykelinin önüne çiçek bırakan bir kız. Üç etnik grup da Katarina’ya saygı duyuyor, fakat farklı sebeplerle: Hırvatlar Katolik kimliğine bakıyor, Müslümanlar onu Bosna-Hersek devletinin simgesi olarak görüyor, Sırplar ise ona çocuklarının Osmanlılar tarafından öldürülmesi nedeniyle sempati duyuyor. [Getty Images] |
Bosna Hersek’teki (BH) elim savaşın sona ermesinden on yıl sonra, Hırvatların ülkenin geleceğine ilişkin düşünceleri birbirinden farklılık gösteriyor. Hırvatlar arasında ülkenin siyasi orgaizasyonunu nasıl olması gerektiğine dair bir fikir birliği bulunmuyor.
Savaştan önce Hırvatlar BH’de bulunan üç etnik grubun en küçük olanıydı. 1991 yılı itibariyle BH nüfusu içindeki payları yüzde 17.6 idi. Bu tarihten sonra genel bir nüfus sayımı olmamakla birlikte, genel kanı mevcut oranının daha da küçük olduğu yönünde. Savaş sırasında ve sonrasında pek çokları, başta komşu Hırvatistan’a olmak üzere yabancı ülkelere göç etti.
Saraybosna’da Hırvatların sayısı çok ciddi ölçüde azaldı.
36 yaşındaki bakkal Ivica Talanga, “BH benim ülkem; burada doğdum. Fakat Hırvatların etnik kimliklerini unutup, kendilerini sadece Bosna Hersekli olarak görmelerini beklemek yanlış olur. Saraybosna'da eşit haklara sahip bir vatandaşım, ama ailelerin, çocuklarının Boşnak okullarında ve Boşnak toplumu içinde Hırvat dilini ve geleneklerini unutacakları yönündeki endişelerini de anlıyorum. Bence çeşitli ekonomik bölgelere ve etnik grupların haklarını da gözetecek şekilde dikkatlice hazırlanmış bir eğitim sistemine sahip bir devletin anayasası, tüm BH için daha iyi bir geleceğin temellerini oluşturacaktır", diyor.
Hırvatların hemen hemen hepsi on yıl önce imzalanan Dayton Barış Anlaşmasını (DBA) eleştiriyor. Fakat bugüne ve geleceğe ilişkin tavırları, büyük ölçüde BH bölgesinde şu an içinde bulundukları koşullara dayalı.
Hırvatlar arasında en keskin siyasi eğilimler BH'nin güneybatısındaki Hersek'te görülüyor. Buradaki Hırvat nüfusu, öteden beri Hırvatistan'a sıkı sıkıya bağlı bir politika izlenmesi gerektiğini savunuyor. Bugün Hersekli Hırvatların çoğu, tıpkı Bosnalı Sırpların SC'si gibi ayrı bir taraf olsalardı Hırvatların daha iyi durumda olacağını öne sürüyor.
Hırvat savaş malulleri derneği HVIDRA’nın 40 yaşındaki başkanı, Livnolu Andjelko Barun, DBA’nın tek iyi yönünün akan kanı durdurması olduğunu düşünüyor.
“Devlet kaosa sürükleniyor. DBA'nın yarattığı devlet mekanizması, sıradan vatandaşlara fayda sağlamaktan çok, onları temsil eden sorumsuz siyasetçilerin zenginleşmesine yarıyor”, diyen Barun, Dayton Anlaşmasının doğru çözüm olmadığını çünkü üç büyük etnik gruba benzer haklar vermediğini, ve yapılması gereken şeyin iki taraf yerine üç taraf oluşturulması olduğunu söylüyor.
Üçten fazla bölge oluşturmanın uygulanabilir bir çözüm olmadığını belirten Barun, bunun eski Yugoslavya'dan pek farkı olmayacağını düşünüyor.
Barun, “Minyatür bir Yugoslavya yaratmak, Hırvatlar için iyi olmaz. Hırvatlar azınlık olduğundan, böyle bir durumda kendi dilimizi ve geleneklerimizi geliştirme şansına sahip olamayız", diyor.
40 yaşındaki gazeteci Zdravko Besliç de üç taraf oluşturmanın BH’deki Hırvatlar açısından daha iyi bir çözüm olacağına inanıyor:
“Sırpların kendi tarafları var; fakat Federasyonda Müslümanların sayısı bizden fazla. Örneğin hiçbir Hırvat siyasi temsilci ortak bir resmi yayın sistemini desteklemiyor, ama yine de yasa ile bu yapılıyor. Konu Anayasa Mahkemesine taşındı ve burdaki iki Hırvat hakim de söz konusu yayın sistemine karşıydı, fakat yasa yerli yerinde duruyor".
Besliç, BH’de doğduğunu ve burayı ülkesi olarak gördüğünü, fakat mevcut koşullarda kendisini bir vatandaş olarak hissetmediğini söylüyor:
“Spor karşılaşmalarında oğluma Hırvatistan için tezahürat yapmasını öğretiyorum, çünkü devlet yapılanması bu şekildeyken kendimi duygusal açıdan BH'ye bağlı hissedemiyorum".
Orta BH’nin kuzeyindeki Posavina bölgesinde daha farklı görüşler var. Bölge topraklarının büyük bölümü artık SC sınırları içinde; Federasyondaki Hurvatlar ise sayıca Boşnaklardan fazla. Dolayısıyla da yerel Hırvatlar üç ayrı etnik taraf oluşturmanın bir fayda sağlamayacağını düşünüyor; çünkü büyük ihtimalle bu tür bir düzenleme yapıldığı takdirde “Hırvat” tarafına dahil edilmeyecekler. Bunun yerine muhtemelen Sırp ya da Boşnak tarafı bünyesinde kurucu özelliklerini kaybedecek ve bugün içinde bulundukları koşullardan daha kötüsüyle karşı karşıya kalacaklar.
Posavina Hırvatlarının sayısı azalıyor. Fransiskan Katolik Mirko Filipoviç’e göre sohbet ettiği genç Hırvatların çoğu ülkeden gitmek istiyor.
Filipoviç, “Dayton yalnızca bir sembol. Bence savaşı da Anlaşma sona erdirmedi. Savaşı gerçekten bitiren muharebe harekatları ile cephedeki durumdu. Dayton, BH’yi kötü bir duruma sokuyor; yalnızca kötü bir ortamda znegin olanlara fayda sağlıyor. Posavina’da mülteciler savaştan beş yıl sonra geri dönmeye başladılar. Bu dönüş öyle topluca değil, ev ev oldu. Özetle Hırvatlar bu devlette kendileri için bir gelecek görmüyorlar", diyor.
50 yaşındaki Fransiskan, " Tek çözüm, ülkeyi hiçbir etnik grubun net çoğunluk olamayacağı çeşitli çoklu etnik gruplara ayıran bir anayasal düzenlemeye gitmek. Fakat bölgeler siyasete değil, mantığa ve ekonomiye göre belirlenmeli”, şeklinde konuşuyor.