07/05/2012
BM'nin Uluslararası Çalışma Örgütü'ne göre, kısa vadede istihdam oranını iyileştirme umudu zayıf görünmesine karşın, zaman içinde fayda sağlayacak tedbirler mevcut.
Southeast European Times için Sofya'dan Svetla Dimitrova'nın haberi -- 07/05/12
Uluslararası Çalışma Örgütü geçen hafta yayınladığı 2012 Dünya Çalışma Raporunda, küreseli istihdam pazarındaki durumun endişe verici seviyede olduğunu ve işsizliğin bu yıl 202 milyon kişiye, yani küresel iş gücünün %6,1'ine ulaşmasının beklendiğini, bunun da dünya genelinde toplumsal ayaklanma riskini yükselttiğini ileri sürdü.
ILO uzmanları, işsizlik krizinin önümüzdeki dört yıl içinde sona erme olasılığının düşük olduğunu ve bu durumun özellikle gelişmiş Avrupa ekonomileri için geçerli olduğunu söylüyor.
AB içinde İspanya %23,6 ile en yüksek işsizlik oranına sahipken, onu %21 ile Yunanistan, %15 ile İrlanda, %14,7 ile Portekiz ve %12,4 ile Bulgaristan izliyor.
Bölgede ise Hırvatistan, Kıbrıs Rum Kesimi, Moldova ve Romanya'da da işsizlik yükseldi.
Yeni işleri artıran Makedonya ve Türkiye gibi ülkelerde bile, istihdam oranı %60'lık dünya ortalamasının altında kaldı.
ILO'ya göre AB'deki işsizlik artışı, mali tasarrufa ve sert pazar reformlarına geçişin bir sonucu olarak gerçekleşti.
Raporun baş yazarlarından Raymond Torres, Reuters tarafından aktarılan sözlerinde "Tasarruf, daha fazla ekonomik büyüme sağlamadı." diyor.
Torres, "Kriz durumlarında yanlış algılanan emek piyasası reformları ... en azından kısa vadede daha fazla işin yok olmasına ve çok az iş yaratılmasına yol açma eğiliminde." diye ekliyor.
Raporda, sürdürülebilir bir iş geri kazanımı için, yetkililerin gelişmiş ülkelerin çoğunu ve gelişmekte olan ülkelerin de üçte ikisini sarmış olan 'gençler arasında artan işsizliğe' çözüm bulmaları gerektiği savunuluyor.
Sofya'da yaşayan finans diploması sahibi 28 yaşındaki Nikolay Velkov, genç vasıflı profesyonellerin tipik bir örneği olabilir. Velkov bir yıldan uzun süre önce işini kaybetmiş ve potansiyel işverenlere 600'den fazla özgeçmiş göndermesine rağmen bir sonuç alamamış.
"Bazı iş ilanlarının gerçek olmadığını hissediyorum. Çoğu zaman bana başkasını bulduklarını söylüyorlar. Diğerleri de cesaret kırıcı derecede düşük maaş veriyor."
Raporda, gelişmiş ülkelerdeki iş arayanların %36'dan fazlası 12 aydan uzun süredir işsiz olduğundan, uzun vadeli işsizliğin de çözülmesi gereken bir başka sorun olduğu belirtiliyor.
Bulgaristan, Kıbrıs, Yunanistan ve Romanya, standart dışı çalışma olaylarının arttığı onlarca ülke arasında yer alıyor.
Sofya'da yaşayan 50'li yaşlardaki Bulgar kütüphaneci Anna Nikolova, SETimes'a tekrar düzenli bir iş bulma umudunu yitirdiğini söylüyor.
Nikolova, "Son beş yıldır sadece geçici veya yarım günlük işler bulabiliyorum. 2009 yılında üç aylık deneme süresi boyunca mağaza görevlisi olarak çalıştım. Bu sürenin sonunda, patron bana beni elinde tutmaya veya geçen ayki maaşımı ödemeye gücünün yetmeyeceğini söyledi." diyor.
Raporda, gelişmiş ülkelerde küçük işletmelerin kredi almada karşılaştığı zorluklar nedeniyle yatırımların istikrarsız olduğu ve bu durumun iş bulma alanındaki düzensizliği artırdığı da belirtiliyor.
2011 yılındaki tasarruf tedbirlerinin devam ettirilmesi sadece 0,8 milyon iş yaratılmasına yol açarken, daha istihdam dostu bir yaklaşım çok daha iyi sonuçlar verebilirdi.
Belgede, "Dolaylı vergilendirmeden elde edilen gelirlerdeki artışla, kamu yatırımları ve sosyal yardımlara yapılan harcamalarda sağlanacak bir artış -her yıl %1-, istihdam yaratma açısından en etkili politika karışımı gibi görünüyor." deniyor.
ILO, bu tedbirin bir yılda 2,1 milyon iş yaratacağını tahmin ediyor.
Avrupa Politika Çalışmaları Merkezi Müdürü Daniel Gros'a göre, bu tedbir sorunu çözmez. SETimes'a konuşan Gros, "Ama Güneydoğu Avrupa için mantıklı ve ufak bir katkı sağlar." diyor.
BM ILO, insanların düzgün iş yokluğu konusunda daha endişeli hale gelmesiyle geçen yıl artan toplumsal gerginlik riski konusunda da uyarıda bulunuyor.
"106 ülkenin 57'sinde, bu raporun amaçları doğrultusunda geliştirilmiş olan Toplumsal Huzursuzluk Endeksi, 2010 yılına kıyasla 2011 yılında artış kaydetti. Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Sahra Çölünün güneyindeki Afrika en yüksek toplumsal ayaklanma riski sergileyen bölgeler oldu."