11/08/2006
Bazıları onları sadece "almazken", diğerleri potansiyeli görüyor: Bu hafta ayrıca: internet bağımlılığı, Arnavutluk ve AB üyelik süreci ve Bulgaristan'daki yolsuzlukla mücadele çabaları.
Southeast European Times için Balkanblogs'dan derleme – 11/08/06
Bloglar gazeteciliğe yeni bir soluk mu getiriyor, yoksa sadece İnternet çöplerinin yeni bir türü mü? BiHnet geçtiğimiz günlerde bu soru üzerindeki bir tartışmaya ev sahipliği yaptı ve yanıtlar karışıktı.
Bir yorumcu "Blogosferde bir çok genç yetenek var." diyerek, tanınmış gazeteci ve yazarların blog çabalarından uğradığı hayal kırıklığını dile getiriyor. Bir diğeri, dikkatini birkaç satırdan fazla çeken yerel bir blog henüz bulamadığını söylüyor.
Yazısında, "Bazı kişilere, insanları yeni bir yoldan sıkmaları için bir fırsat verilmiş ... tamamen laf salatası!" diyor.
Buduca novinarka yazarı Lelly, blogların yararlı olduğunu söylemesine karşın kişisel nitelikte olanları seviyor. "Düzenli olarak okuduğum, insanların sadece kendileri hakkında yazı yazdıkları çok sayıda blog var. Benim kendi blogum da var ama ben daha çok beni rahatsız eden şeyleri yazıyorum ... bu sadece sıklıkla ziyaret ettiğim bir yer."
Bu arada Sırbistan'dan yazan Ivana, kulağa önemli bir İnternet bağımlılığı gibi gelen bir durumu teşhis ediyor.
"Bağımlı olduğumu fark ettiğimde dehşete düştüm." diyerek şöyle devam ediyor: "Ben alkolik, sigara tiryakisi veya uyuşturucu bağımlısı değilim -- ben bir İnternet bağımlısıyım. Burada oturup, huzur içinde kahve içip yazmak istediğim birşeyi yazmak yerine, Firefox'umu her 15 dakikada bir açıp kapatıyorum ... Gereksiz asabiyetten kafamın zonkladığını hissediyorum."
"Yatmaya gitsem bile, cep telefonumu açıp küçük mavi i harfine basmak ve e-postalarıma, haberlere, bloguma, banka hesabıma -kesinlikle negatifteki hesap dengeme- göz atmam gerekiyor ... sanki son bir iki saat içinde veya son bağlanmamdan bu yana önemli bir şey olmuş gibi."
Ivana, "Kasım ayındaki tatilimi giderek daha az, yeni bir dizüstü bilgisayar almayı ise giderek daha fazla düşünüyor oldum ... İnsanlar, bunu tedavi etmenin biri yolu var mı?" diye de soruyor.
Ayrıca:
shekulli sitesinden Mento Beka, Arnavut halkının AB üyeli sürecini tartışmaya daha fazla zaman ayırmaları gerektiğini yazıyor. Bunun yerine, ne zaman bu konu açılsa, "sanki transandantal bir terim -- tartışılmaz, ve Tanrı tarafından Arnavutluk'a gönderilmiş bir şeymiş gibi tartışma kapanıyor." Duyuru üzerine yaptığı yorumlarda Ilir Avdiaj, siyasi liderler ve halkın bu konu hakkındaki tutumlarını değiştirmelerine büyük ihtiyaç duyulduğunu kabul ediyor. "Üyelik kendi başına amaç olamaz. Amaç ülkenin kalkınmasıdır ve bu siyasilerimizin daha fazla çaba göstermesi gerekiyor."
Ancak Bledar Zani, bunun İstikrar ve Ortaklık Süreci devam ettikçe gerçekleşeceğinden emin. Yazısında, "İkinci safhada halkın bilinci daha önemli hale gelecek." diyor.
Bulgaristan'da, Boycho Kamenov konuyu Başbakan Sergey Stanişev'in yolsuzluğu ortadan kaldırmanın Bulgar halkının elinde olduğu şeklindeki iddiasıyla ele alıyor. "Bu doğru ama pek de değil. Başbakan, yolsuzluğu durdurmanın bize bağlı olduğunda haklı, ama hükümetin yapısı yüzünden bunu başarmamız zor olacak. Hepsinden önce, en azından yönetim düzgün şekilde organize olmadığından, yolsuzluğun beslendiği toprak hala bereketli. Devletin yolsuzluğu gerçekten yasallaştırdığı özel devlet satın almaları ve imtiyazlardan söz etmeye gerek bile yok."
Kamenov, "Başbakan yolsuzlukla mücadelede başarılı olacağımızı söylüyorsa, önce hantal devlet sistemimize bakmalı ve uygulamada yolsuzluğu yasallaştıran çeşitli kararnamelerin kabul edilmesine bir son vermeliyiz." diye yazıyor.
Bu haftaki Balkan blogosferi turumuz burada sona eriyor. Bir sonraki sayı için önümüzdeki Cuma günü bize katılınız ve yorumlarınızı info@setimes.com adresine gönderiniz.