Sırp sineması sunar ...

04/09/2006

Yıllardır süren siyasi ve ekonomik krizlere rağmen, Hollywood'un ışıltısı, Sırbistan’daki sıradan vatandaşların hayal gücünü henüz yakalayabilmiş değil. Gişe hasılatları gösteriyor ki, ara sıra rastlanan düşük bütçeli başarısız çalışmalara rağmen, Sırp sineması Sırp halkının birinci tercihi olmaya devam ediyor.

Georgi Mitev-Shantek, Southeast European Times -- 04/09/06

Geçtiğimiz Sırbistan’da en çok gişe hasılatı yapan film "Mi nismo andjeli 2" (Biz melek değiliz 2) oldu. Eğlence hayatına düşkün, orta yaşlı bir adamın genç kızlığa adım atarak, erkek arkadaşlar edinmeye başlayan kızı ile olan ilişkilerini konu alan komedi filmi, gösterime girmesinin ardından korsan divX kopyalarının çıkmasına rağmen, 660.000 seyirciye ulaşarak tüm yabancı filmleri geride bıraktı.

1992 yılında çekilen birinci filmle başlayan "Mi nismo andjeli" (Biz melek değiliz) serisi, Sırp yönetmen Srdjan Dragojeviç’in kariyerinde önemli bir başarı oldu. Serinin üçüncü bölümü şu an prodüksiyon aşamasında.

Yerli filmlerde ikinci sırayı, Sırp zihniyetini konu alan komedi filmi “Ivkavo slava” (Ivko’nun aile yemeği) alıyor. Bu filmi izleyenelerin sayısı, Harry Potter serisinin üçüncü filmini izleyenlerin yedi katı.

Yerli sinemanın bu yılki kozu ise, Stevan Filipoviç’in yönettiği, senaryosu Filipoviç ve Miroslav Momčiloviç’e ait "Šejtanov ratnik" (Şeytan’ın savaşçısı). “Şeytani ruhların çıkarılmasını" konu alan film korku-komedi türünde olduğundan, “melekler”in yakaladığı gişe hasılatına ulaşması beklenmiyor, çünkü yerli izleyici klasik komedileri tercih ediyor.

Bu yıl eski Yugoslav devletlerinin ortak yapımı olan en önemli filmlerden biri “Karaula” (Gözetleme kulesi). Hırvat yönetmen Rajko Grliç’in yönettiği film, Hırvat yönetmen Ante Tomiç'in bir romanından uyarlanmış. Filmde 1987 yılında askerlik yapan bir grup gencin, Makedonya ve Arnavutluk arasındaki Yugoslav sınırında bulunan bir gözetleme kulesinde mahsur kalmaları konu ediliyor. Tomiç tarafından kaleme alınan senaryo, nefret değil nostalji unsurları taşıyor. Filmin başrollerini Hırvat Toni Gojanoviç, Bosna Hersekli (BH) Sergej Trifunoviç, BH'li Emir Hacıhafızbegoviç, Hırvat Bogdan Dikliç ve Makedon Verica Nedeska Trajkova paylaşıyor.

Bölgesel işbirliği ile çekilen bu filmleri, yapıma ortak olan tüm ülkelerdeki sinemaseverler kendi filmleri gibi sahiplendiklerinden, ortak yapım filmlerden elde edilen gişe hasılatları da yüksek oluyor.

Sırbistan’da sinemacılık, film ekibinin isteği ve bireysel girişimlerle yapılıyor ve Sırbistan Sinema Merkezi (FCS) de, ülkenin sinema sektörünü içinde bulunduğu bu durumdan çıkarmak için büyük çaba harcıyor. FCS her yıl, kendilerine başvuran film yapımcılarına finansman olanağı sunuyor. Bu yılki başvuru havuzunda 42 film bulunan merkez, bunların içinden beş tanesine seçti. Finansmanın kısıtlı olması nedeniyle Sırbistan'da filmlerin bütçesi düşük. Merkezin toplam bütçesi ise 1.25 milyon avro.

FCS, Sırp sinemasını yurtdışında tanıtmak için de çalışıyor. Örneğin “melekler”in senaristlerinden Momčiloviç’in yazıp yönettiği “Sedam ipo” (Yedi buçuk) bu yıl düzenlenen Saraybosna Film Festivalinde ilgiyle karşılandı. Film, Karadağ’daki Herseg Novi Film Festivalinde de dört Zlatna mimoza (Altın mimoza) ödülü aldı. Kara mizah türündeki film, Belgrad’da yaşayanların günlük hayatlarını ve bu kişilerin yedi ölümcül günahla olan ilişkilerin anlatan yedi öyküden oluşuyor.

Sırp yapımı filmler, Cannes film festivali ve diğer uluslararası etkinliklerde de izleyiciyle buluştu. Raporlara ve yorumlara göre, bu etkinliklerde İngiliz, Amerikalı ve Hollandalı yapımcılarla önemli anlaşmalar yapılmış.

FCS müdürü Djordje Miliçeviç’e göre yabancı yapımcıların Sırbistan’da film çekmek istemelerinin nedeni, ülkenin uzun sinemacılık geçmişine, iyi eğitimli ve düşük ücretli set elemanlarına ve güzel manzaralı yerlere sahip olması. Eksik olan tek şey, Romanya’daki gibi vergi indirimleri. Romanya bu uygulama sayesinde geçtiğimiz yıl ortak yapımlardan 150 milyon avronun üzerinde gelir elde etmişti.

Sırp sineması, Avrupa’nın en eski sinemalarından biri. Sırbistan sinemasının 110. yılını kutlayan Yugoslav Film Kütüphanesi, dünyanın en önemli üçüncü sinema kurumu olarak değerlendiriliyor. Sırbistan’ın (daha doğrusu Balkanların) ilk filmi, “hareketli fotoğraf”ın Paris’te ilk kez halka gösterilmesinin üzerinden henüz altı ay bile geçmemişken, 6 Haziran 1896’da Belgrad’daki meşhur Zlatni krst isimli kafede gösterildi.

Hızla büyüyen film sektörü, yönetmenler ve aktörler yalnızca kendi ülkelerindeki hayranlarının değil yurtdışındaki sinemaseverlerin de gönlünü fethediyor.

Bu içerik SETimes.com için hazırlanmıştır.
Home Regular Site Yasal bildirim Hakkımızda